ABD ve İsrail, rejimi değiştirene kadar şiarıyla İran'a karşı harekete geçtiler. Daha önce yapılan küçük ölçekli operasyonlar ile hem rejimin gücü test edildi hem bazı kritik yeteneklere önemli darbeler indirilerek operasyonun zararları azaltılmaya çalışıldı ve zamanın geldiğine karar verilince de harekât başladı.
ABD, bir yandan “eve dönüyorum, dünyanın jandarması değilim artık”, “Çin’e engel olmam, oraya odaklanmam lazım” derken, giderayak İran’la niçin bu kadar uğraşma ihtiyacı duyuyor acaba?
İran; Çin’in enerji tedarikçisi, petrol ve doğal gaz için hayati öneme sahip olan bir bölgede isyancı, evet ama bunlardan daha önemlisi, durmadan uslanmadan nükleer silah peşinde olan ve buna yaklaşan, dost da olamayan bir ülke, daha doğrusu rejim...
Asıl mesele, ABD eve dönerken bölgenin, İsrail ve ABD’nin Arap dostları için güvenli halde bırakılması.
Nükleer silah tehdidi olduğu sürece İsrail’e rahat yok. Nükleer silah olmasa da ABD’nin eli üstlerinde olmadığı sürece, işbirlikçi Arap rejimlerine de rahat yok.
Yani sanılmasın ki, sadece İsrail istiyor diye yapılan bir harekât bu. İsrail kadar tüm körfez ülkeleri de istiyor İran’da rejim değişikliğini.
Oğul Pehlevi gelse, öyle demokrasi, cumhuriyet falan demeden başa geçse.
Tam olarak tercih edilen bu ama çok da olası değil. Evet, İran halkının önemli bir kısmı rejime karşı ama ABD işgaline de karşı. Hele hele İsrail’e tümden karşı…
İşin içinde İsrail olmadan bir ABD müdahalesi olsa emin olun rejim karşıtlarının eli daha güçlü olurdu.
Aynı konu aslında körfez devletçikleri ve Suudi Arabistan için de geçerli. İsrail’in kenarda kaldığı bir operasyonda taraf olmak onlar için de çok daha kolay olacaktı. Şimdi ne yapacakları konusunda son derece kararsızlar.
İsrail’e ulaşmak zor ama İran için körfez ülkeleri çerez... Tahran, bu ülkelere kısa sürede ciddi zarar verebilir ama şimdilik ABD hedefleri ile sınırlı tutuyor müdahaleyi.
Körfez ülkeleri bağırıp çağırsalar da ileri gidemeyecekler çünkü yarattıkları, güvenli, lüks, rahat yaşam imajı yerle bir olmak üzere. ABD tesisleri dışındaki yerlere yapılacak 3-5 saldırı bir anda boşaltır bölgeyi, Dubai, Abu Dabi, Riyad…Gelişen, dünyaya açılan ticaret merkezleri… Güçlü bir saldırı sonrası esameleri okunmaz…
Ne kadar ilginç değil mi? Hristiyan ABD, Yahudi İsrail, Müslüman bir ülkeye saldırıyor ama komşuları dahil tüm Müslüman ülkeler sessiz. Niye acaba? İran’ın Şii olması mı, sadece mezhep mi sebep? Mezhep farklı diye siyoniste, emperyaliste destek vermek, sessiz kalmak...
Hele, yıllarca İran içinde rejime karşı mücadele eden, bu uğurda ölen rejim karşıtları, örneğin Komünistler…”Rejime karşıyız ama emperyalist müdahaleye daha da karşıyız” diye onurlu bir duruş ortaya koyarken sessiz kalan Müslümanlara sormak lazım, İslam’ın yeşili mi ABD dolarının yeşili mi?
Bir filmdeki laz hocanın, camide telefonu kapatmayanlara esprisini anımsamak lazım... Sanki ABD korkusu daha mı öne çıkıyor acaba yoksa sevgi duyulan yeşilin kaynağı mı farklı?
ABD ve İsrail, körfez ülkelerinin zarar göreceğini bilerek, dünya enerji piyasasının etkileneceğini, dünya petrolünün yüzde 20’sinin lojistiğinde sıkıntı yaşanacağını ön görerek bu işlere girişti.
Rusya ve Çin sessiz ama işin uzaması onların işine gelecek, özellikle Çin, öne çıkmadan sakin, derin verecektir desteğini. ABD’nin yıpranması ona da yarayacak.
Rusya’nın Ukrayna’da yaşadığını, ABD İran ile deneyimleyebilir.
Kısa sürede arzu ettiği, hedeflediği rejim değişikliğini beceremezse, hem körfez ülkeleri hem Avrupa durumdan iyice rahatsız olmaya başlayacak, Trump ve Netenyahu kendi ülkelerinde de sıkışacaklardır.
İran kolay lokma değil ama destek olmadan tek başına onun da gücü uzun süreli bir mücadeleyi kaldıramaz. Sonsuz sayıda füzesi, roketi, İHA’sı yok…
Başta İsrail’e yancı olarak da körfez ülkelerine, nükleer silahsız ve düşman olmayan bir İran bırakmak için bütün dünyayı olumsuz etkileyecek bu girişim bakalım nerede duracak?