YEKA mevzuatı ve YEKDEM süresi dolan lisanssızların geleceği - Yalım S. Serhadlıoğlu

Enerji Günlüğü - Anayasa Mahkemesi, yenilenebilir kaynak alanı (YEKA) lisans ihaleleri mevzuatı ile lisanssız elektrik üretim santralleri düzenlemelerinden bazılarını iptal etti. Oluşan hukuki boşluk nasıl doldurulacak, ne olacak?

KONUK YAZAR: YALIM SERDAR SERHADLIOĞLU

10 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim yatırımlarını doğrudan ilgilendiren bir Anayasa Mahkemesi kararı yer aldı. Resmi Gazete’de yer alan Yüksek Mahkeme kararı, yenilenebilir kaynak alanı (YEKA) lisans ihaleleri ile 2019 tarihi öncesi kurulmuş lisanssız elektrik üretim tesislerine dair bazı düzenlemeleri iptal etti.

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, söz konusu alanlara dair bazı mevzuat boşlukları ortaya çıkardı. Ve Yüksek Mahkeme, bu hukuki eksikliklerin giderilebilmesi için yasa koyucuya, yani parlamentoya 10 Aralık 2026 tarihine kadar süre tanıdı.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarıyla, yasal çerçevedeki bu yeni “tamamlanmamışlık” halinin sektör pratiğine etkilerini kendimce önemli gördüğüm iki ana başlık altında değerlendirmek istiyorum.

1. YEKA Yarışmalarında Kanunilik Şartı ve 10 Aralık 2026

Mevcut YEKA programı halihazırda yürürlükte ve işlevini sürdürüyor. Yani AYM’nin bu alandaki düzenlemeye ilişkin aldığı iptal kararlarının piyasada anlık bir duraksama yaratması beklenmiyor. Ancak büyük ölçekli kamu ihalelerinde, yürütme organına sınırları çizilmemiş bir takdir yetkisinin bırakılamayacağı kesin. Ve Anayasa Mahkemesi tarafından bu yetki alanı sınırları keskin çizgilerle ortaya koyulmuş durumda.

Peki düzenleme yürürlükte ve işlevli ise AYM’nin kararının etkisini nerede göreceğiz? Bu soruya cevap vermeden önce neden iptal kararı çıktığına bakalım. Gerekçe özetle şu: YEKA yarışma kuralları ile mali yükümlülüklere dair temel parametrelerin belirlenmesinde yetki Bakanlık insiyatifinde bırakılmış. Oysa bu kriterler Anayasa’nın belirlediği standartlara uygun şekilde, doğrudan kanun düzeyinde düzenlenmeli.

Şimdi dönelim kararın nerede ve nasıl etkili olacağına. Bu tarihe kadar gerekli yasal adımların atılmaması halinde, 10 Aralık 2026 sonrasında ilan edilecek YEKA yarışmaları güçlü bir yasal dayanaktan yoksun kalacak. Bu durum da idari yargı denetimleri riskini artırarak yatırımcı güvenini zedeleyebilir.

2. On Yıllık Lisanssız Tesislerde "Lisans Alma Bedeli"nin İptali

Anayasa Mahkemesi’nin aldığı iptal kararının ikinci öznesi ise 10 yılını tamamlamış (YEKDEM alım garantisi süresi dolmuş) lisanssız elektrik üretim santralleri. Yani hukuki öngörülebilirlik ilkesinin sektördeki bir diğer yansıması da, 10 yıllık işletme süresini dolduran lisanssız tesislerin geleceğinin ne olacağı meselesi.

Aslında konu burada biraz çatallanıyor. Çünkü bugüne kadar, 10 yılını doldurduktan sonra bu tesislerde üretilecek enerjinin öz tüketime gideceği söylenegeldi. Buna rağmen yatırımcı tarafı hep iyimser kaldı ve devletin bu yatırımların “çöp” olmasına izin vermeyeceğine inanageldi.

Peki geçmişte öztüketim amaçlı olması gerektiği halde ticari amacın öne çıktığını ifade eden “1 duy=1 MW” eleştirilerine de konu olan LÜY kapsamında kurulup 10 yılını tamamlamış bu tesislerin geleceği, AYM kararından sonra netleşti mi? Hayır, netleşmedi. Peki ne olacak bu tesislerin akîbeti? Soruya cevap vermek için, önce neyin neden iptal edildiğine bakalım isterseniz.

Anayasa Mahkemesi, 5346 sayılı Kanun'da yer alan ve lisanssız tesislerin lisanslı üretici statüsüne geçebilmeleri için şart koşulan "... lisans alma bedeli... " ibaresini, miktar ve objektif ölçütlerin kanunla belirlenmeyip tamamen EPDK'nın yetkisine bırakıldığı gerekçesiyle (Anayasa m. 13, 35, 48 ve 73'e aykırılık nedeniyle) oyçokluğu ile iptal etti.

O halde AYM’nin iptal kararı ile birlikte ortaya çıkan fiili duruma bakalım. İptal kararı, ilgili cümlenin tamamını ve bağlı ikinci cümleyi de düşürmüş durumda. Ancak, lisanssız tesisler için Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek fiyat mekanizmasına ilişkin üçüncü cümle yürürlükte kalmaya devam ediyor. Bu da Cumhurbaşkanı tarafından belirlenene kadar durağan devam edecek bir zaman dilimini işaret ediyor.

Son olarak defacto (fiîlî de diyebiliriz) durumumuz AB müktesebatıyla kıyaslandığında, yapısal bir çöküş değil, yasal/kanuni eksiklikler yaşadığımız anlaşılıyor. İhtiyaç duyulan kanuni çerçeve teknik açıdan çok da karmaşık değil.

Bir kere, AB Yenilenebilir Enerji Direktifi’ni (RED III) ) zira sektör pratiğini zaten sahada fiilen ve başarıyla işletiyoruz. Bu nedenle, asıl görev, yasama organına düşüyor. Sahadaki bu başarılı pratiğin, yeterli hukuki güvenceyle acilen kanun metinlerine dökülmesi gerekiyor.

Bu metinler, lisanssız tesislerin ilk söz verildiği gibi tüketim için yapılıp yapılmadığına ve YEKA modelimizin Türkiye enerji yatırım ortamına uzun vadeli, tartışmasız bir kalıcı bir değer katmasının istenip istenmediğine bağlı olarak değişecektir.