1. HABERLER

  2. ELEKTRİK

  3. Vatansever: Yerli enerji ekipmanı döviz çıkışını azaltır

Vatansever: Yerli enerji ekipmanı döviz çıkışını azaltır

Enerji Günlüğü - ENSİA Başkanı Hüseyin Vatansever, enerji ekipmanları üretiminin, hem dışa bağımlılığı azaltarak döviz çıkışını önleyeceğini...

Vatansever: Yerli enerji ekipmanı döviz çıkışını azaltır

Enerji Günlüğü - ENSİA Başkanı Hüseyin Vatansever, enerji ekipmanları üretiminin, hem dışa bağımlılığı azaltarak döviz çıkışını önleyeceğini hem de ihracat gelirinin kalitesini yükselteceğini söyledi.      

Türkiye sadece enerji kaynağında değil, enerji ekipmanları konusunda da büyük oranda dışa bağımlı. Yerli kaynak bile olsa kullanıma sunma aşamasında kullanılan ekipman ve teknolojilere ödenen döviz de çok yüksek. Bu nedenle eneride dışa bağımlılıktan kurtulmaya yönelik çalışmaların en önemli ayaklarından biri de yurt içinde enerji teknolojileri geliştirme ve ekipman üretimini arttırmak. Bu alanda çalışmalar yürütmek üzere kurulmuş Enerji Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (ENSİA) Başkanı Hüseyin Vatansever, sorularımızı cevapladı. 

Anlaşılan yatırımlarda yerli ekipman kullanımı konusu yeterince anlaşıldı mı? 

Enerji ekipmanlarının ülkemizde üretilmesiyle ilgili yeni yeni bir anlayış birliği oluşmaya başlıyor. Bunu da şuradan anlıyoruz. Enerji ile ilgili son dönemde yapılan konferans, fuar ve seminer gibi etkinliklerin ana konu başlıklarından biri yerli ekipman üretimi ve kullanımı olmaya başladı. 

Peki bu konuda somut ilerleme var mı? 

Türkiye enerji ekipmanlarının üretimi konusunda şu anda maalesef emekleme aşamasında. Dediğim gibi bu bilinç daha yeni yeni ortaya çıkıyor. Ama biz yaklaşık 10 yıldır bunu hep dile getiriyoruz. 

Yerlilikten ne anlıyoruz ya da anlamalıyız? 

Bizce yerlilik, ülkemizde vurulacak ilk kazma ile başlıyor. Yatırım burada yapıldığı anda buranın insan kaynağı, yan sanayisi kullanıldığı ve buraya katma değer sağladığı noktada sermayenin menşeine bakmadan yerli kabul ediyoruz. Hem doğrudan hem de dolaylı olarak işsizliği azaltmaya etkisi oluyor. Ama bu konularda daha alınacak çok yolumuz var. Almanya’nın 50, İspanya’nın 30 yıl önce girdiği yola biz henüz yeni çıkmış durumdayız.

Şu anda neler üretiliyor? 

Rüzgar ekipmanlarını ele alalım. Rüzgar santrallerindeki türbinlerin kanatları Türkiye’de üretiliyor. Bu alanda şu anda üç firma üretimde ve hepsi de Ege bölgesinde faaliyet gösteriyor. Kule dediğimiz, türbinin gövdesi de yurt içinde üretiliyor. Beş adet kule üreticisi var ve bunlar da yine Ege Bölgesi’nde yoğunlaşıyor. 

Ama yurt içinde güneş paneli üreten epey oyuncu var...  

Evet ama güneş enerjisi alanında maalesef biz henüz panelin en önemli girdisi olan hücreyi yapabilir durumda değiliz. Doğru, panel üreticilerimiz var. Onlar da Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde konumlanmış durumda. Tabii Yenilenebilir Kaynak Alanı (YEKA) güneş lisans ihalesi kapsamında Hanwha grubunun yapacağı yatırım var. Başka bazı firmaların da atılım yaptığını görüyoruz. Hücre üretimine gireceğini söyleyenler var. Ama dediğim gibi hücre üretimi işi henüz başlangıç noktasında. 

Jeotermal elektrik santrallerinde kullanılan ekipmanlarda durum ne merkezde? 

Biz jeotermalin yanına biyokütleyi de ekleyelim ve öyle değerlendirelim isterseniz. Her iki alanda da henüz ekipmanın tamamını ürettiğimizi söyleyemeyiz. Ama bu ekipmanların belli parçalarını üreten firmalarımız var. Orada santralin içindeki bir alt bütünü tamamen Türkiye’de ürettiğimizi, rüzgardaki kule ya da kanat örneğindeki gibi söyleyemeyiz. 

Rüzgar kule ve kanat üretimi hangi alt iş kollarında hareketliliğe yol açıyor?   

Bir rüzgar türbininin imalatında yaklaşık 3 bin kalem malzeme kullanıyor. Ama bu işi civata pula kadar getirdiğimiz zaman 8 bine yakın malzeme var. Tabii ki bunların üretilmesi ve bütünün oluşturulması çok iyi bir yan sanayi planlamasıyla ortaya çıkarılabilir. 

Peki ne yapmak lazım? 

Yapılacak çok şey var aslında. Biz de bu konuda Avrupa Birliği destekli bir proje üzerinde çalışıyoruz. Best for Energy adlı projeyi Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile birlikte yürütüyoruz. Görüşmeleri İzmir Kalkınma Ajansı üzerinden yürüyen projenin bütçesi yaklaşık 3.1 milyon Euro. Avrupa Birliği heyetiyle son rötuşları yapıyoruz. 

Projeyle ne hedefleniyor? 

Özellikle dört konuda, rüzgar, fotovoltaik, biyokütle ve jeotermal ile ilgili sahada durum tespiti yapacağız. Türkiye’deki mevcut sanayi altyapısıyla enerji ekipmanlarından hangisinin ne ölçüde üretebileceği, imkan ve kaabiliyetler, tehditler ve fırsatlar, zorluk yaratacak kısımlarla avantaj sağlayacak kısımları tespit edeceğiz. Bunu ülke çapında yapacağız. Projenin paydaşları arasında civatacısından dökümcüsüne, sac üreticisinden camcısına çeşitli firmalar var. 

Diyelim ki tespit ettiniz, sonra? 

Bütün ülkede sanayicimizin imkan ve kaabiliyetlerini tespit ettikten sonra işletmelerimizi özellikle katma değeri yüksek ekipman üretimine yöneltmeye çalışacağız. Çünkü TÜİK verilerine göre şu anda bizim yurt dışına ihraç ettiğimiz ürünlerin kilo başına ortalama fiyatı 1.37 dolar seviyesinde. Bu rakam bazı ülkelerde 10 doların üzerinde. Amacımız ise bir yandan girişimcilerimizi katma değeri yüksek üretim yatırımlarına yönlendirirken bir yandan da mevcut üretim altyapımızın bu yöne kaymasını sağlamak. Böylece ülkemizde hem daha kalifiye istihdam, hem daha yüksek teknolojili üretim ve ihracat üzerinden makro ekonomiye katkı sağlamayı hedefliyoruz. 

Aslında bu uzun soluklu bir iş sanırım…

Evet öyle ama bir yerlerden başlamak da şart. Örneğin Bergama’da yakın geçmişte faaliyete geçen türbin kanadı fabrikasında tamamı yerli 400 kişi çalışıyor. İkinci üçüncü fazlar tamamlandığında bu tesislerde 1000 kişi çalışacak. Bunların yaklaşık 400’ü de kadın olacak. Bu hükümetin son dönemde kadın istihdamının desteklenmesi yaklaşımıyla da birebir örtüşüyor. 

Kanat fabrikası doğrudan yabancı yatırımı bildiğim kadarıyla… 

Evet, doğru. Amerikayı yeniden keşfetmeye çalışıp 25-30 yıl kaybetmek yerine bu tür firmalarla bizim sanayicimizin işbirliği yapması, know-how elde etmesi, ENSİA olarak desteklediğimiz bir yaklaşım. 7-8 bin parçadan oluşan bir bütünün yüzde 100’ünü yerli yapmak imkansız. Bunu başarmış bir dünya firması da yok. Bu tür hayallere kapılmak yerine ayağı yere basan, uluslararası ölçekteki projelerde yer alabilen firmaların sayısını arttırmayı hedeflemeliyiz. 

Yerli enerji ekipmanı üretimi ve geliştirilmesi için kamuya ne tür roller düşüyor? 

Normalde kendi seyrinde yürüse beş senede tamamlanması gereken işler bizde olağan bir çaba ile 10 yıl içinde o noktaya geliyor. Şansımız varsa 10 senede olan işler, çok çaba göstererek beş senede tamamlanıyor. İvme çok yavaş. Bürokrasinin daha hızlı ve sivil kuruluşlarla çalışmaya yatkın olması şart. Türk sanayisini geliştirecek her türlü platformda bir araya gelinip mevzuatı çok daha hızlı geliştirmeliyiz. Beklemeye tahammülümüz olmayan bir alan enerji ekipmanları. Artık kritik üretim alanları haline geldi. Çünkü enerji hava gibi, su gibi, toprak gibi temel ihtiyaç kalemlerinden biri. İnsan yaşamı devam ettiği sürece bu olacak. Üretim şekli ve kaynağı değişebilir. Ama enerji insan yaşamının her noktasında gerekli bir temel meta. 

Mehmet KARA