Enerji Günlüğü - Küresel enerji dönüşümünün rekor düzeydeki 3,3 trilyon dolarlık küresel yatırıma rağmen durakladığı kaydedildi. Bunun on yıldan uzun bir süredir kaydedilen ilk düşüş olduğu belirtildi.
Dünya Ekonomik Forumu'nun yayınladığı 2026 Enerji Dönüşümü Endeksi'ne göre, jeopolitik gerilimler, tedarik zincirindeki aksamalar ve artan talep, küresel enerji ortamında parçalanmaya ve ilerlemenin yavaşlamasına neden oluyor.
Accenture ile işbirliği içinde hazırlanan rapor, daha sürdürülebilir, adil ve güvenli enerji sistemlerine doğru ilerleme olarak tanımlanan küresel enerji dönüşümünün, temiz enerjiye yapılan 2,3 trilyon dolarlık yatırım da dahil olmak üzere, rekor düzeydeki 3,3 trilyon dolarlık küresel yatırıma rağmen durakladığını ortaya koyuyor. Rekor temiz enerji yatırımlarına rağmen politika belirsizliği, finansman zorlukları, altyapı yetersizliği ve artan enerji güvenliği endişeleri nedeniyle dönüşüm eşitsiz ve kırılgan bir görünüm sergiliyor. Sadece birkaç ülke güçlü ilerleme kaydederken, çoğu ülkede emisyonlar düşmüyor.
Araştırma, sermaye dağıtımı ile dönüşüm hazırlığı arasında giderek artan bir kopukluğa işaret ediyor; dönüşüm hazırlığı on yıldan uzun bir süredir ilk kez düşüş gösterdi ve bu da yatırımın tek başına ivmeyi sürdürmek için artık yeterli olmadığını gösteriyor.
İLERLEME PARÇALI VE EŞİTSİZ
120 ülkeyi mevcut enerji sistemi performansı ve geçiş hazırlığı açısından değerlendiren çalışmaya göre ülkelerin sadece yüzde 24’ü güvenlik, erişilebilirlik ve sürdürülebilirlikte aynı anda iyileşme gösterdi. Sermaye birkaç pazarda yoğunlaşıyor, yüksek büyüme gösteren ekonomiler yetersiz destek alıyor.
DURAKLAMAYI AŞACAK ÖNERİLER
Rapor, ilerlemenin duraklamasını aşmak için üç temel öncelik belirtiyor:
- Güvenlik, erişilebilirlik ve dayanıklılığı enerji sistemlerinin merkezine koymak
- Teslimatı hızlandırmak için altyapıyı genişletmek; özellikle şebeke genişletmesi, izin süreçlerini kolaylaştırma ve sistem entegrasyonunu iyileştirmek.
- Yatırım çekiciliğini artırmak; istikrarlı politikalar, güvenilir düzenlemeler ve risk paylaşımıyla sermayeyi özellikle gelişmekte olan ülkelere yönlendirmek.




