1. YAZARLAR

  2. Dr. Nejat TAMZOK

  3. Zonguldak`ta umutlar tükenirken
Dr. Nejat TAMZOK

Dr. Nejat TAMZOK

Yazarın Tüm Yazıları >

Zonguldak`ta umutlar tükenirken

Geçtiğimiz günlerde Zonguldak`taydım.

Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi`nin davetiyle "Zonguldak Nereye Gidiyor?" konulu panele katıldım. 4 Aralık Dünya Madenciler Günü kapsamında gerçekleştirilen panelde, Zonguldak`ın geleceği tartışıldı. Panelden çıkan sonuçlar ise çok da umut verici değil.

Şu anlaşıldı: Bir zamanlar Türkiye`nin en parlak şehirlerinden biri olan Zonguldak`ta, artık geleceğe ilişkin ciddi bir umutsuzluk var.
Peki, bu duygunun haklı nedenleri var mı?

Buna siz karar verin.

İşte size 166 yıllık kömür kenti Zonguldak`ın geleceği adına umutsuz olmak için 10 neden:

1) Bir zamanlar 5 milyon tonlar düzeyinde olan havzadaki satılabilir kömür üretimi, 2013 yılında toplam 1.9 milyon tonla son 72 yılın en düşük düzeyine indi. Böylelikle, havzanın, Türkiye enerji arzına katkısı 2000 yılında yüzde 1.3 düzeyindeyken 2013 yılında binde 8 düzeyine kadar geriledi.

2) Üstelik bu miktarın sadece 1.3 milyon tonluk kısmı Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) tarafından üretilebildi. TTK`nın satışları son 5 yılda yüzde 30 oranında gerilerken, kurumun yıllık zararı aynı dönemde yüzde 45 oranında artarak yaklaşık 560 milyon TL düzeyine yükseldi.

3) Bir taraftan TTK`nın zararı hızla artarken diğer taraftan istihdama katkısı ise aynı hızda geriledi. 2000 yılında neredeyse 20 bin olan işçi sayısı, hızla 10 binin altına indi.

4) Havzada, özel sektörün de yatırım yapabileceği umuduyla yaklaşık 10 yıl önce Maden Kanunu`nda değişiklik yapılmış, TTK ruhsatındaki kömürlerin özel firmalar tarafından üretilebilmesinin yolu açılmıştı. Bu sayede havzadaki üretimin artacağı düşünülmüş, hatta üretimin 10 milyon ton düzeyine çıkarılacağı öngörüsünde bulunulmuştu. Ancak, bu öngörüler tutmadı. Özel sektör üretimi beklenenin yüzde 10`una dahi ulaşamadı. 2013 yılında özel sektör tarafından gerçekleştirilen üretim, ancak 500 bin ton civarındaydı. Böyle olunca, özel sektör istihdamı da istenilen seviyeye gelemedi.

5) Havzada, zaten ciddi bir maliyet baskısı altında olan ve ithal kömür rekabeti karşısında bıçak sırtında çalışan özel sektör firmalarının maliyetleri, TBMM`den geçen son "Torba Yasa" düzenlemelerinden sonra sürdürülebilir olmaktan iyice çıktı.
Yeni yasaya göre; kömür çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan işçilere ödenecek ücret asgari ücretin iki katından az olamayacak. Çalışma süresi haftada 45 saatten 36 saate inecek ve günlük çalışma süresi 6 saati geçemeyecek. Emeklilik yaşı 55`ten 50`ye düşürülecek ve yeraltı işlerinde bir gün dahi çalışanlar kıdem tazminatından yararlanabilecek. Havzada, sermaye yapıları güçsüz olan ve işçiyi düşük ücretlerle uzun çalışma saatlerinde çalıştırmayı alışkanlık haline getirmiş çoğu firma için piyasada ayakta kalabilmek, bundan sonra çok daha güç olacak.

6) Başta TTK olmak üzere havza kömür üreticileri için, yurt içindeki olumsuz koşullarla eşzamanlı gelişen bir diğer sorun ise uluslararası kömür fiyatları. Küresel pek çok parametrenin, ithal kömür fiyatlarının daha da düşebileceği yönünde sinyaller veriyor olması, havza için son derece olumsuz koşullar yaratmakta. İthal kömür fiyatlarının mevcut seviyelerinden daha da gerilemesiyle, havzadaki kömür üreticilerinin işi çok daha fazla zorlaşacak.

7) Havza`da üretilen kömürlerin kullanıldığı tek termik santral olan 300 MW gücündeki Çatalağzı Termik Santrali geçtiğimiz günlerde özelleştirildi. Devir sözleşmesinde yerli kömür kullanım şartının bulunmaması nedeniyle, santrali devralacak olan firmanın mevcut fiyat-maliyet dengelerini dikkate alarak ithal kömüre yönelmesi olasılığı son derece güçlü. Santrali alan firma, TTK`dan aldığı kömürün yaklaşık iki katı ısıl değere sahip kömürleri yüzde 40 civarında daha düşük fiyatlarla uluslararası piyasalardan rahatlıkla bulacak ve yurt içinden temin edeceği kömürlerle paçallamak suretiyle maliyeti çok daha düşük seviyelere indirebilecektir.
TTK kömür satışlarının yaklaşık yüzde 60 oranındaki kısmının Çatalağzı Termik Santrali`ne yapıldığı dikkate alındığında, santralin ithal kömüre yönelmesi ile kurum satışlarının 500 bin tonlara gerilemesi son derece muhtemeldir. Zaten devletten yüklü bir destek almakta olan TTK`nın, bu düzeyde bir satış büyüklüğüyle ayakta kalabilmesi ise uzun dönemde pek mümkün görünmüyor.
Çatalağzı Termik Santrali`nin, Havza`dan üretilen kömürler yerine ithal kömür yakması, muhtemelen Zonguldak Havzası`na vurulmuş en ciddi darbe olacak.

8) Havzada; Çatalağzı Termik Santrali`nin dışında özel sektöre ait 1.690 MW gücünde bir ithal kömür santrali daha bulunmakta. Ayrıca, üretim lisansı almış ve tamamlanması beklenilen 3.300 MW büyüklüğünde santral kurulu gücü ve 2.750 MW büyüklüğünde inceleme-değerlendirme safhasında ithal kömüre dayalı termik santral projeleri söz konusu.
Bununla beraber, ithal kömür santrallerinin havza ekonomisine ya da istihdama olan katkısının yerli kömüre dayalı santrallerden çok daha az olduğu giderek daha fazla ortaya çıkmakta.

9) Havza üretimi hızla gerilerken, diğer taraftan soruna ilişkin somut bir plan ya da gelişme veya arama ya da üretime yönelik ciddi bir proje de ortaya konulamadı. Ne TTK ne de havzanın geneline ilişkin her hangi bir stratejik plan oluşturulamadı. Havzada, uzun yıllardır devam etmekte olan bazı kömür üretim projelerinde ise sonuç alınabileceğine ilişkin ciddi şüpheler belirmeye başladı.

10) Dahası, üst politika belgelerinde de havzadaki kömüre ilişkin somut bir gelecek öngörüsü bulunmamakta. Onuncu Kalkınma Planı`nda ve Orta Vadeli Program`da yerli linyit kaynaklarına ilişkin somut hedefler konulurken, yerli taşkömürlerine yer verilmemekte.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı`nın 2015-2019 Stratejik Planı`nda ise yerli taş kömürü üretiminin arttırılması konusu bir strateji olarak belirtilmekte, ancak bunun gerçekleştirilmesine ilişkin somut hedeflere değinilmemekte.

SOSYAL SORUNLAR KAPIDA...

Sonuç olarak, Zonguldak Havzası`ndaki kömür üretimlerinin önümüzdeki yıllarda hızla gerilemesi son derece muhtemel. Böylesi bir gelişme sonucunda, havza kömür madenciliğinde çalışmakta olan yaklaşık 18 bin kişinin doğrudan ve havzanın tüm bir ekonomisinin ise dolaylı olarak etkilenmesi, bunun sonucunda ise çeşitli sosyal sorunların ortaya çıkması kaçınılmaz görünüyor.

Dr. Nejat Tamzok
Ankara/Ocak 2015
e-Posta: nejattamzok [at] yahoo.com

Önceki ve Sonraki Yazılar