Merhaba değerli okuyucu.
Enerji Günlüğü’nü yayına başladığı 2012 yılından bugüne, önce uzaktan, sonra yakından takip edegeldim.
Şimdi de küresel enerji piyasalarına yönelik yazılarımızla Enerji Günlüğü’nün daha aktif bir paydaşı olmaya soyunduk.
Arzumuz, takipçilerin/okuyucuların eleştiri ve önerileri ile beraber, hoşgörüsüne de sığınarak çıktığımız bu yolda, sektörün tüm paydaşlarına faydalı olmak.
Başlıyoruz…
Küresel petrol ve gaz piyasalarında geçtiğimiz hafta gündeme damgasını vuran gelişmeleri gözden geçirelim istiyorum.
Geride bıraktığımız hafta, küresel enerji piyasalarında ekran fiyatları ile fiziki teslimat gerçekleri arasındaki makasın daha da açıldığı kritik gelişmelere sahne oldu.
Vadeli işlemlerde Brent petrol 100-105 dolar bandında konsolide olurken, WTI yaklaşık 93 dolardan işlem görüyor. Türev piyasasındaki bu 12 dolarlık Brent-WTI makası dahi tek başına hikâyenin merkezinde yer almıyor.
Zira asıl kriz, ham petrolün manşet fiyatında değil; küresel lojistikteki tıkanmada, rafineri marjlarında ve rekor kıran dizel piyasasında yaşanıyor.
İşte geçtiğimiz haftanın öne çıkan dört ana başlığı ve enerji dengelerine yansımaları:
1. Hürmüz Boğazı ve "Yüzen Köprü" Lojistiği (STS)
Hürmüz Boğazı tamamen mühürlenmiş olmasa da, ticari gemi trafiği tarihi dip seviyelerde seyretmeye devam ediyor. Savaştan önce günde ortalama 125 büyük ticari geminin geçtiği boğazda, AIS verilerine yansıyan ticari geçişler tek haneli rakamlara geriledi.
UKMTO (Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları Servisi) ve uydu takip verileri, bölgedeki trafiğin savaş öncesi normallerinin yalnızca %20’si civarında kaldığını gösteriyor.
Fiziki ham petrol ise alternatif yollarla akmaya devam ediyor.
Basra Körfezi'nden çıkan ham petrol, Umman açıklarında kurulan devasa bir "Gemiden Gemiye Transfer" (STS - Ship-to-Ship) operasyonuyla küresel piyasalara ulaştırılıyor.
Ras Tanura veya Ruveyş gibi dev terminallerden yüklenen daha küçük tankerler, ABD donanmasının refakatinde ve AIS sinyalleri kapalıyken gece karanlığında Hürmüz’ü geçerek Umman açıklarında bekleyen süper tankerlere (VLCC) yanaşıyor ve yük aktarımı yapıyor.
Kpler verilerine göre eylül ayında Umman Körfezi’nde STS yöntemiyle yüklenen ham petrol hacmi günde 2,5 milyon varile ulaştı.
Bu rakam, ağustostaki 1,4 milyon varile kıyasla belirgin bir sıçramaya işaret ediyor ve Hürmüz’den geçen toplam hacmin yaklaşık yüzde 40’ına tekabül ediyor.
Ancak bu lojistik bypass hattının küresel piyasalara maliyeti ağır:
Körfez’den Çin’e giden bir VLCC için navlun maliyeti varil başına 30 doları aştı. Savaştan önce kargo değerinin yalnızca yüzde 2 ila 3’ünü oluşturan navlun, bugün varil fiyatının dörtte birinden fazlasını oluşturuyor.
Hürmüz hattındaki spot tanker kiralama ücretleri günlük 1 milyon dolar seviyelerine ulaştı.
Üreticiler, bu lojistik vergiyi kompanse edebilmek adına Asya resmi satış fiyatlarında (OSP) derin iskonto yapmak zorunda kalıyor; bu durum, üreticilerden armatörlere son yılların en büyük sermaye transferine yol açıyor.
2. Suudi Doğu-Batı Boru Hattında Aksamalar ve Akışlar
Suudi Arabistan’ın Hürmüz’ü devre dışı bırakan ana arteri konumundaki Doğu-Batı (East-West) boru hattı, 10-11 Eylül’de Irak kaynaklı dron saldırılarının pompa istasyonlarına isabet etmesinin ardından tedbir amaçlı kapatılmıştı.
Aramco, hasar gören pompaları bypass ederek düşük kapasiteyle akışı geçtiğimiz hafta başlattı. Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu terminaline günde yaklaşık 4 milyon varil ulaştırılması hedefleniyor.
Hattın 7 milyon varillik tam kapasiteye dönüşünün ise yaklaşık 6 hafta sürmesi bekleniyor. Yanbu kısıtı nedeniyle Suudi ham petrolü yeniden Hürmüz Koridoru'na ve Umman açıklarındaki STS operasyonlarına yöneldi.
Kpler verilerine göre Suudi Arabistan’ın eylül ayı ham petrol ihracatı günlük 6 milyon varile ulaşarak ağustostaki 3,4 milyon varillik dip seviyesine göre belirgin bir toparlanma kaydetti.
Ham petrol lojistiği, eşlik eden donanma gemileri ve STS ile yeni yollar bulsa da rafine ürünler ve Katar LNG’si için açık denizde hortumlarla yapılabilecek pratik bir aktarım mekanizması yok.
3. Dizel Krizi ve Washington’ın İhracat Kısıtı Baskısı
Piyasanın asıl kırılganlığı rafine ürün segmentinde toplanmış durumda:
Rusya cephesinde Ukrayna’nın rafinerilere yönelik insansız hava aracı saldırıları sürüyor. Syzran rafinerisinin ardından Moskova’daki Kapotnya rafinerisi de hedef alındı. Rusya’nın en büyük rafinerilerinin önemli bir kısmının devre dışı kalması veya kapasite düşürmesi, Moskova’nın iç piyasayı korumak için uyguladığı dizel ihracat yasağının sürmesine neden oluyor.
Basra Körfezi ve Rusya kaynaklı seaborne (deniz yolu) dizel arzındaki açık, şubat ayına kıyasla günlük 1,6 milyon varil civarında.
Bu küresel açık, ABD iç piyasasını doğrudan etkilemiş durumda. EIA verilerine göre ABD'nin ulusal ortalama pompa dizel fiyatı, galon başına 6,53 dolarla tarihi zirvesini tazeledi. (Yaklaşık 84 TL/litre).
Bu ortamda Washington’da dile getirilen dizel ihracat kısıtlaması tartışmaları piyasayı daha da gerdi.
Beyaz Saray, resmi bir yasak kararnamesi yerine rafinerilere ihracatı gönüllü olarak kısma baskısı yapıyor.
Ancak Wood Mackenzie analizleri, olası bir ihracat yasağının ABD’nin Meksika Körfezi kıyısında ayda 700 bin varil ürünü sıkıştıracağını ve ABD rafineri kapasite kullanım oranlarını yüzde 12 düşüreceğini gösteriyor.
Dünyanın elinde kalan son esnek dizel üretim merkezini kısmaya zorlamak, küresel açığı kapatmak yerine Atlantik havzasındaki marjları daha da artırabilir.
4. BM Diplomasisi ve Avrupa Doğal Gaz Dengesi
New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftasında Tahran’dan gelen diplomatik mesajlar piyasada kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına yol açtı. İran Dışişleri yetkilisi, ABD deniz ablukasının kaldırılması, petrol yaptırımlarına muafiyet tanınması ve Lübnan’ı da kapsayan bir ateşkes şartıyla Hürmüz Boğazı’nın 7 gün içinde açılacağını öne sürdü.
Ancak Riyad yönetimi, haziran ayındaki mutabakatın çöküşünü hatırlatarak temkinli duruşunu sürdürüyor. Sahada ise ticari bir geminin daha vurulması risk priminin devam ettiğini teyit etti.
Diplomasi başlıkları ve Hürmüz’ün açılabileceği beklentisi, Avrupa gösterge doğal gaz fiyatı TTF’de haftalık bazda hazirandan bu yana en sert düşüşü getirdi ve fiyatları 74 €/MWh seviyelerine çekti. Buna karşın fiziki dengeler kırılganlığını koruyor:
Avrupa Birliği yeraltı doğalgaz depolama doluluk oranı geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 82 seviyesine kıyasla yüzde 70 civarında bulunuyor.
ABD tarafında Cove Point LNG terminalinin planlı bakımda olması nedeniyle sıvılaştırma tesislerine giden gaz akışı hafifçe azalmış durumda.
Katar LNG’sinin piyasadan fiilen çekilmiş olması kış öncesi enjeksiyon sezonunun zayıf kapanmasına neden oluyor.
Özetlersek...
Küresel enerji piyasalarında diplomasi haberleri ve boru hattı tamiratları ham petrol manşet fiyatından (Brent) 5 ila 10 dolar silebiliyor. Ancak finansal petrol piyasalarındaki bu gevşeme, fiziksel piyasada eksik olan günlük 1,6 milyon varillik dizeli geri getirmediği gibi Avrupa’nın yeraltı depolarını da doldurmuyor.
Ham petrol, donanma gemileri, bypass hatları ve pahalı STS transferleriyle piyasaya bir şekilde ulaşabiliyor; ancak rafine ürünler ve LNG tarafındaki kriz henüz çözülmüş değil. Washington’ın rafinerilere ihracatı kısma çağrısı ise sisteme yeni ürün eklemek yerine, yalnızca küresel dağıtım zincirini daha da tıkama riski taşıyor.






