1. HABERLER

  2. PETROL

  3. Akaryakıt dağıtım şirketi sayısı 40’a inecek

Akaryakıt dağıtım şirketi sayısı 40’a inecek

Altınbaş Holding Enerji Grup Başkanı Mustafa Ergi, halen 100’e yakın akaryakıt dağıtım şirketi bulunduğunu hatırlatarak “Birkaç yıl sonra bu sayının 40’ın üzerinde olamayacağını düşünüyorum” dedi.

Akaryakıt dağıtım şirketi sayısı 40’a inecek

Enerji Günlüğü - Altınbaş Holding Enerji Grup Başkanı ve Alpet Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Ergi, halen 100’e yakın akaryakıt dağıtım şirketi bulunduğunu hatırlatarak “Birkaç yıl sonra bu sayının 40’ın üzerinde olamayacağını düşünüyorum” dedi.

Türkiye akaryakıt piyasası, 100’e yakın dağıtıcı ve binlerce istasyon ile dinamik bir sektör. Sektöre yeni giren ve çekilen oyuncu pek eksik olmuyor. Bu giriş çıkışlar tek başına sağlıklı bir dinamizme işaret eder mi tartışılır. Ancak ana dağıtıcılar tarafında oyuncu sayısının yüksek olduğunu söyleyenler az değil.

Peki sektör şu anda ne durumda? Nereye doğru ve nasıl değişmesi beklenebilir? Küresel enerji trendleri bu sektörü ne ölçüde nasıl etkiler? Tüm bu soruları ve daha fazlasını Altınbaş Holding Enerji Grup Başkanı ve Alpet Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Ergi ile konuştuk.

Türkiye akaryakıt piyasasının durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye akaryakıt piyasası son derece hızlı dönüşüm geçiren bir piyasa. Yeni şartlara göre sürekli kendini yeniliyor. Piyasanın gidişatına bakacak olursak, dünya ve Avrupa nereye doğru gidiyorsa bizim akaryakıt piyasası da oraya gidiyor. Hatta Türkiye akaryakıt piyasası birçok noktada başka ülkelere ve diğer pazarlara öncülük ediyor, onları yeniliklere teşvik ediyor.

Bu dinamizmin arkasında ne var?

Türkiye, enerji zengini coğrafyalarla, enerji fakiri ülkeler arasında bir köprü konumunda. Bu yüzden daha güçlü bir enerji piyasasını içinde barındırması şart. Sağlıklı bir piyasa yapısı oluşturamazsa köprü olmanın avantajlarını kullanma imkanı bulması zor.

Sektör değişiyor dediniz, peki nereye doğru gidiyor?

Petrol piyasası bundan iki sene öncesine göre kurumsal firmaların daha hakim olacağı bir yapıya doğru ilerliyor. Çünkü sektör paydaşları şunun farkına vardı, rekabet ile piyasa güvenliği arasında bir denge kurulması çok önemli. Rekabet büyülü bir kavram olmasına rağmen, piyasa güvenliğini içinde barındırmazsa sağlıklı bir yere doğru ilerleyemez.

Sağlıklı derken neyi kast ediyorsunuz, nedir bunun göstergesi?

Yoğun rekabet nedeniyle kâr marjları eski oranların çok çok altında kaldı. Buna rağmen yerli ve yabancı büyük sermaye sektöre ciddi şekilde ilgi göstermeye devam ediyor. Bunlar sektörün sağlıklı bir yere doğru ilerlediğinin de göstergesi.

Tek sağlık göstergesi bu olamaz sanırım, başka?

Haklısınız. Sağlıklı bir sektörden söz edebilmek için oyuncu sayısı ve oyuncuların pastadan aldığı payın dağılımı da önemli. Örneğin şu anda 100’e yakın dağıtım şirketi var. Birkaç yıl sonra bu sayının 40’ın üzerinde olamayacağını düşünüyorum. Gerek piyasa aktörlerinin gerekse yetkili kurum ve kuruluşların hazırlıklarını ve çalışmalarını bu yönde ilerlettiklerini söyleyebilirim. Yani bu kadar çok sayıda oyuncu varken, sağlıklı bir yapıdan söz etmek zor.

Peki yerli-yabancı dengesi ne kadar önemli? Önemliyse ideali nasıl bir denge olmalı?

Şahsen yerli-yabancı sermaye payının kritik önemi olduğunu düşünmüyorum. Son zamanlara kadar hep yabancı ağırlığı çok belirgindi. Ama son yıllarda yerli ve yabancı sermaye dengesinin optimum bir noktaya yaklaştığını memnuniyetle görüyorum. Bu dengenin piyasanın kendi iç dinamikleriyle oluşması da mevcut dengeyi daha değerli kılıyor.

Fosil yakıtların yerini giderek daha fazla yenilenebilir kaynakların alacağı yönündeki beklentilere ne diyorsunuz?

Telefon icat edildiğinde son icat da yapıldı, bizim fonksiyonumuz kalmayacak demişler. Oysa bugün yeni buluşlar yapılıyor, teknoloji gelişiyor. Birim yakıtla alınabilen mesafe hızla arttı, artıyor. Yine 2040’larda 100 milyon elektrikli aracın trafikte olacağından söz ediliyor. Ama verilerle konuşulmayınca efsaneler üretilir ve çok da ilgi çeker. Mesela son yıllarda trafikteki araç sayısı artıyor ama fosil yakıt tüketimi buna paralel artmıyor. Çünkü akaryakıt tüketiminin ağırlığını büyük ölçekli araçların tüketimi oluşturuyor. Binek otoların toplam tüketim içindeki ağırlığı çok düşüktür ve bu alanda çok hızlı gelişmeler de yaşanmaya devam ediyor. Dolayısıyla, akaryakıt tüketiminin araç sayısındaki artışa paralel artması mümkün değil. Çünkü ikisi arasında matematiksel bir bağlantı yok.

Peki elektrikli araçların gelişinin anlamı ne o zaman?

Ben elektrikli araçlara ve yenilenebilir enerjiye büyük önem veriyorum. Ancak fosil yakıtların payının çok ciddi şekilde düşeceğine pek ihtimal vermiyorum. Şu anda yüzde 85 seviyelerinde bulunan fosil yakıtların payının 2040’larda yüzde 77’ye ineceği söyleniyor ki bu da çok şaşırtıcı ve dengeleri altı üst edici bir şey değil. Kaldı ki elektriğin üretildiği kaynakların ağırlığı da halen fosil.

Enerji fiyatlarının geleceği ne olacak sizce?

Bence enerji hiç bir zaman ucuzlamayacak. Sizinle görüşmeye gelmeden önce dünyanın en büyük dört enerji trader’ının gelecek bir, beş ve 10 yıllık petrol fiyatları projeksiyonlarını okudum. Gördüğüm, birbiriyle çok alakasız rakamlardı. Dolayısıyla gelecekte enerji fiyatlarını tahmin etmek son derece güç. Ancak enerji fiyatlarının genel olarak düşmeyeceğini söyleyebiliriz.

Enerji fiyatları neden düşmeyecek?

Bir kere, fiyatların nasıl oluştuğuna bakmak lazım. Uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının oluşumunda biraz arz ve talebin etkisi var, biraz da maliyetlerin değişimi etkili. Fiyatlar kısa vadede ise konjonktürel ve ileri tarihli fiyatlamaya dayalı şekilde değişiyor. Son üç yıldaki fiyat değişimlerinin hiç bir arz talep değişimine ya da maliyet değişkenlerine bağlı yaşandığını söyleyemeyiz. Fiyat hareketlerinin çok büyük bir kısmı spekülatif.

Fiyat hareketleri spekülatif ifadesini biraz açar mısınız?

Aslında beklentiler fiyatlanıyor ve bunlar kontratlara bağlanıyor. Bu yüzden de kısa vadede çok sert değişiklikler yaşanabiliyor. Tüm bunları dikkate alarak söyleyebilirim ki bence enerji ileride, uzun vadede, bugünkünden çok daha pahalı bir ürün haline gelecek. Gördüğünüz gibi her ülke kendi koruma duvarını oluşturuyor. Kaya gazının keşfiyle birlikte ABD başta olmak üzere batılı ülkeler enerji alanındaki dışa bağımlılıklarını minimuma indirmeye çalışıyorlar.

Akaryakıt istasyonlarında self servis uygulaması tutar mı?

Aslında önemli bir uygulama ve pazarlama açısından bir hizmet çeşitlendirmesidir diyebiliriz. Ama batılı ülkelerin tüketim alışkanlıklarıyla bizimki çok farklı. Bizim ülkede halkın hizmet sektöründen beklentisi, her şeyin toptan halledilmesi yönünde. Bu yüzden self servis akaryakıt satışı uygulamasının kısa vadede satışlara ciddi bir yansıması olacağını sanmıyorum. Daha önce de bu konuda denemeler oldu. İstenen sonuçları vermedi. Zaten rekabetin artmasıyla birlikte akaryakıt istasyonları genel bir ticari alan haline geliyor. Akaryakıt dışı ürünler giderek daha çok öne çıkarılıyor. İstasyonlar daha fazla hizmet verilen yerler haline gelecek. Dolayısıyla gelecekte akaryakıt istasyonlarında self servisten ziyade, kompleks ticari alan yaklaşımıyla karşı karşıya kalacağız.

Mehmet KARA - Enerji Günlüğü

Önceki ve Sonraki Haberler
İlgili Haberler