1. HABERLER

  2. PETROL

  3. Atıklardan jet yakıtı üretimine Altaca damgası

Atıklardan jet yakıtı üretimine Altaca damgası

Altaca Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Alper Önoğlu TRT Ankara Radyosu Ekonomi Günlüğü programında İngiliz Firefly firması ile imzaladıkları teknoloji lisansı ve mühendislik ihracatı anlaşmasının detaylarını paylaştı.

Atıklardan jet yakıtı üretimine Altaca damgası

Enerji Günlüğü -Ankara'da Tarihi İmza Sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) sektörünün öncülerindenBristol merkezli İngiliz firması Firefly, Türk mühendislik ve teknoloji firması Altaca ile İngiltere’de kurulacak tesislerinin teknoloji ve ekipman tedariğini kapsayan stratejik bir ortaklık anlaşması imzaladı.

Altaca ve Firefly`ın İngiltere`de gerçekleştirecekleri ilk projenin rafinasyon aşamasında dünya devi Chevron LummusGlobal ile iş birliği yapılırken, üretilecek havacılık yakıtı için Wizz Air ile 15 yıllık bir satın alım anlaşması imzalandı.  

Altaca Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Alper Önoğlu, TRT Ankara Radyosunda, yapımcılığını Falih Akıcı'nın, sunuculuğunu Zafer Elgin'in üstlendiği Ekonomi Günlüğü programına katıldı. Alper Önoğlu, programda Zafer Elgin, Gazeteci Mehmet Kaya ve Enerji Günlüğü Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Kara'nın sorularını yanıtlayarak, atıklardan biyopetrol ve sürdürülebilir havacılık yakıtı üreten teknolojilerinin İngiltereye ihraç edilme sürecini detaylandırdı.

HİDROTERMAL SIVILAŞTIRMA İLE NET ENERJİ VERİMLİLİĞİ 

Program sunucusu Zafer Elgin'in çevre ve sürdürülebilirlik noktasında üretilen ürünün ya da ihraç edilen teknolojinin tam olarak ne işe yaradığı yönündeki sorusuna Alper Önoğlu, geliştirdikleri teknolojinin doğadaki petrolün milyonlarca yıl içerisinde yeraltında oluşan sürecini proses ortamında taklit ettiğini, yüksek basınç, yüksek sıcaklık ve katalizörler yardımıyla bu uzun dönüşümü 30 dakika gibi kısa bir sürede gerçekleştirerek organik maddeyi doğrudan petrole dönüştürdükleri şeklinde cevap verdi.

Önoğlu, sektördeki diğer alternatif yöntemlerle olan farkı şu sözlerle açıkladı: "Sektörde gazlaştırma veya piroliz gibi farklı yöntemler bulunuyor. Ancak bizim uyguladığımız hidrotermal sıvılaştırma prosesi sulu ortamda çalışabilme kabiliyetiyle öne çıkıyor. Organik atıkları kurutmaya ihtiyaç duymadan sisteme besleyebiliyoruz. Kurutma işlemi yüksek enerji gerektirdiği için bu zorunluluğu ortadan kaldırmak prosesin net enerji verimliliğini üst seviyeye taşıyor."

Alper Önoğlu, sisteme yüksek basınç altında su verdiklerini ve süper kritik şartlarda suyun içeriğindeki hidrojeni de reaksiyona dahil ettiklerini sözlerine ekledi.

KARBON İÇEREN TÜM ATIKLAR HAM MADDE OLABİLİYOR 

Gazeteci Mehmet Kaya'nın organik madde kaynaklarının nereden elde edildiği ve ham maddenin tam olarak ne olduğu sorusuna Alper Önoğlu, doğada karbon içeren bütün maddelerin kendileri için birer organik ham madde olduğunu, bunların başında orman atıkları, ağaç gövdeleri ve tarımsal atıklar gibi genel anlamda biyokütle olarak adlandırılan bitkisel malzemelerin geldiğini belirtti.

İkinci büyük kaynağın ise şehirlerin ve sanayinin en büyük çevre sorunlarından biri olan arıtma çamurları, yani kanalizasyon atıkları olduğunu dile getiren Önoğlu, bu atıkların dönüşümü hakkında "Evsel veya endüstriyel atık suların arıtılması sonucu ortaya çıkan bu çamurlar yüksek oranda karbon içeriyor. Sistemimiz bu malzemelerin içerisindeki karbon, hidrojen, oksijen ve azotu yüksek basınç altında ayrıştırıyor. Oksijen, azot ve sülfür sistem dışına atılırken kalan karbon ve hidrojen zincirlerinin birleştirilmesiyle doğal petrolün formülüyle tamamen aynı olan yapay ham petrol elde ediliyor." şeklinde konuştu.

İNGİLTERE'DE 20 FARKLI NOKTADA ENDÜSTRİYEL TESİS KURULACAK 

Önoğlu, Mehmet Kaya'nın bu teknolojinin İngiltereye nasıl ihraç edildiği ve oradaki endüstriyel sürecin nasıl ilerleyeceği yönündeki sorusuna ise İngilterede Firefly adında bir şirket ile anlaştıklarını, bu şirketin İngilterenin yıllık 6 milyon 500 bin ton olan arıtma çamurunun 3 milyon 500 bin tonunu bertaraf etme hakkını ve yükümlülüğünü elinde bulundurduğunu söyledi.

İngiltere Büyükelçiliği, Ticaret Bakan Yardımcılığı ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi temsilcilerinin katılımıyla resmi bir sözleşme imzaladıklarını belirten Önoğlu, iş modelinin detaylarına yönelik şu ifadeleri kullandı: "Bu ortaklık bir patent devri değil, teknoloji lisansı satışıdır. Biz teknolojinin lisans hakkını elimizde tutarak, fabrika bazında kullanım lisansı veriyoruz. Ayrıca mühendislik, ekipman tedariki ve kurulum süreçlerini de biz yöneteceğiz."

Önoğlu, ilk etapta Gebze Organize Sanayi Bölgesi Teknoparkında yürüttükleri 15 yıllık Ar-Ge çalışmalarının ardından Gebzede bir demo tesis kurduklarını, burada üretecekleri yakıtla Amerikan Standart Enstitüsü bünyesindeki uluslararası havacılık sertifikasyon sürecini tamamlayıp ardından İngiltere genelinde 20 farklı lokasyonda endüstriyel tesislerin yapımına başlayacaklarını açıkladı.

MEHMET KARA PROSESİN ÇIKTILARINI VE ALTERNATİF YAKIT POTANSİYELİNİ SORDU

Röportaja dahil olan Enerji Günlüğü Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Kara'nın, üretilen yapay petrolün içeriği ve rafineri aşamasındaki esnekliği konusundaki ilk sorusuna Alper Önoğlu, üretilen biyopetrolün formülasyon açısından fosil yakıtlardan farkı olmadığını vurguladı. Önoğlu, proses şartlarında yapılacak küçük optimizasyonlarla sistemin esnetilebileceğini belirterek, "Biz bu sistemle nafta da üretebiliriz. Proses şartlarını değiştirerek, sıcaklık ve basınç parametrelerini farklılaştırarak nafta miktarını artırmamız mümkün. Ya da tam tersi bir yaklaşımla, buradan çıkan daha ağır yakıtları fuel oil ve asfalta doğru döndürebiliriz." şeklinde cevap verdi.

Mehmet Kara'nın havacılık sektörünün küresel krizlerden nasıl etkilendiği ve bu yerli teknolojinin jeopolitik risklere karşı nasıl bir alternatif sunduğu yönündeki ikinci sorusuna ise Önoğlu, jet yakıtının stratejik önemine dikkat çekerek yanıt verdi. Önoğlu, mevcut konjonktürde en mantıklı ve ekonomik olan seçeneğin jet yakıtı yani kerosen üretmek olduğunu ve prosesi tamamen bu doğrultuda optimize ettiklerini ifade etti. Önoğlu, bu durumun küresel tedarik zinciri açısından önemini şu sözlerle aktardı: "Üretilen ürünün sürdürülebilir havacılık yakıtı olması çok önemli. Örneğin Hürmüz Boğazının 3 gün kapalı kalmasının ardından Avrupada uçuş iptallerini gördük. Jet yakıtı gerçekten ulaşılması zor ve jeopolitik risklerle fiyatların bir anda yükselebildiği bir ürün. Bu anlamda doğal atıklardan jet yakıtı üretebilmek, havacılık sektörünü Hürmüz Boğazına bağlı olmayan bir üretim modeline kavuşturuyor."

EKİPMANLAR TAMAMEN YERLİ İMKANLARLA TÜRKİYE'DE ÜRETİLİYOR

Program sunucusu Zafer Elgin'in bu tesislerde kullanılacak teknik ekipmanların Türkiye'de mi üretileceği ve bu teknolojinin başka hangi alanlarda uygulanabileceği sorusuna Alper Önoğlu, tesislerde kullanılacak reaktörler ve yüksek teknoloji içeren özel eşanjörlerin tamamen Türkiyede üretileceğini, bu ekipmanların imalatı için gerekli özel alaşımlı çelikleri dışarıdan ithal etseler de mühendislik, tasarım ve üretimin tamamen yerli imkanlarla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Ürettikleri biyopetrolün İngilterede deniz kenarında yer alan eski bir rafinerinin dönüştürülmesiyle Chevron teknolojisi kullanılarak rafine edileceğini ve jet yakıtı, yani kerosen haline getirileceğini açıklayan Önoğlu, havacılık sektörünün geleceğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Havacılık sektörü regülasyonları gıda maddelerinden yakıt üretilmesini kısıtlıyor. Bu nedenle atıklardan elde edilen sürdürülebilir havacılık yakıtı tek çözüm yolu olarak kalıyor. Geliştirdiğimiz bu teknoloji sadece arıtma çamuruyla sınırlı değil. Güney Amerikada şeker kamışı atıkları, Uzak Doğuda palm yağı atıkları, Kuzey Amerikada soya atıkları ve Türkiyede şeker sanayisi bakiye ürünleri ile tarımsal atıklar üzerinde de aynı başarıyla uygulanabiliyor."

Önoğlu, bu ham maddelerin her birinin yüksek kalitede biyopetrol üretimi için ciddi bir potansiyel barındırdığını  da vurguladı.