1. HABERLER

  2. ELEKTRİK

  3. Elektrikte ihtiyacın kadar üret yerinde tüket dönemi - Yalım S. SERHADLIOĞLU

Elektrikte ihtiyacın kadar üret yerinde tüket dönemi - Yalım S. SERHADLIOĞLU

Lisanssız santrallerin sayısı, kurulu gücü ve üretimi artarken, şebekeye sattıkları elektrik oranı giderek düşüyor. Özetle “ihtiyacın kadar üret, yerinde tüket” anlayışı hakim hale geliyor.

Elektrikte ihtiyacın kadar üret yerinde tüket dönemi - Yalım S. SERHADLIOĞLU

KONUK YAZAR: YALIM SERDAR SERHADLIOĞLU

Türkiye elektrik piyasası, yenilenebilir enerji odaklı köklü bir yapısal dönüşümün içinde. Şubat 2026 itibarıyla Türkiye’nin toplam kurulu gücü 124.320 MW seviyesinde. Yenilenebilir kaynakların payı rekor tazeleyerek yüzde 62.2’ye yükselmiş durumda. Kurulu güçteki büyümenin en önemli itici gücü, yıllık yüzde 18.4’lük bir artışla 24.230 MW kapasiteye ulaşan lisanssız güneş enerjisi santralleri (GES) oldu.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) açıkladığı güncel veriler, sektördeki yatırımcı davranışlarının köklü bir şekilde değiştiğini gösteren çarpıcı bir düzeltmeyi de gözler önüne seriyor. Beklentilerin ve geçmişteki trendlerin aksine, kurulu kapasitedeki artış, şebekeye verilen elektrik miktarını aynı oranda arttırmıyor.

Evet, elektrik tüketimi artıyor ama şebekeden çekilerek tüketilen elektrik miktarı azalıyor. Şubat 2025-Şubat 2026 döneminde brüt lisanssız elektrik üretimi yüzde 11.1 artışla, 1.5 milyar kilovatsaat (kWh) seviyesini aşsa da, dağıtım şirketleri tarafından tüketicilere ödeme yaparak şebekeden satın aldıkları “ihtiyaç fazlası” üretim miktarı yüzde 17.0 oranında gerileyerek 688.5 milyon kWh’a düştü.

Bir kere daha altını çizmek gerekirse, artık Türkiye’de hem elektrik üretim kapasitesi, hem de elektrik üretimi artıyor. Ama şebekeye yapılan elektrik satışı giderek azalıyor. Bu çelişkili tablonun temel nedeni, sanayici ve ticarethanelerin ürettikleri enerjiyi şebekeye ticari bir ürün olarak satmak yerine, doğrudan kendi tesislerinde tüketmeye (öz tüketim) yönelmeleri. EPDK verileri, Türkiye'de lisanssız üretimdeki öz tüketim oranının yüzde 39.8’den yüzde 55.0 seviyesine sıçradığını ve toplam öz tüketim hacminin yüzde 53.5 oranında arttığını net olarak ortaya koyuyor.

MEVZUATIN YENİ İTİCİ GÜCÜ: SAATLİK MAHSUPLAŞMA

Bu keskin davranışsal dönüşümün arkasında EPDK’nın düzenlemeleri ve kararları yatıyor. 2 Nisan 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan ve “aylık mahsuplaşma” dönemini sonlandırarak “saatlik mahsuplaşma” dönemini başlatan yönetmelik değişikliği, lisanssız yatırımcıları doğrudan ilk konuşulmaya başlandığı Aralık 2025’den itibaren etkilemeye başladı.

Ayrıca, kapasite tahsisinde ve izin süreçlerinde “yerinde tüketim” odaklı projelere öncelik tanınması ve ihtiyaç fazlası sınırlarının daraltılması, yatırımcıyı şebekeye satış yapmaktan ziyade kendi maliyetini sıfırlamaya itmeye başladı. Lisanssız tesis sahipleri, şebekeden ticari gelir elde etmek için değil, öz tüketim ihtiyaçlarını saatlik bazda yönetmek için üretim optimizasyonu yapmaya başlıyor demek yanlış olmaz.

BÖLGESEL YANSIMALAR VE KÜMELENMELER

Bölgesel kurulu güç ve tüketim verilerimiz de bu eğilimi net bir şekilde doğruluyor. Türkiye genelinde toplam GES gücü 24.5 GW bandına yaklaşırken, yatırımların yoğunlaştığı bölgelerde sanayi tüketimlerinin şebekeden çekiş oranlarında daralmalar sektör raporları içinde açıkça görülüyor. Örneğin, Ankara’daki 1.200 MW’ı aşan güneş enerjisi kapasitesinin tamamı lisanssız, yani öz tüketim odaklı çatı ve arazi tipi tesislerden oluşuyor. Keza Afyonkarahisar (617 MW) ve Kayseri gibi kentlerde sanayicilerin kendi elektriğini üretmesi, il bazlı şebeke çekişlerinde yüzde 10'lara varan tüketim düşüşleri olarak resmi istatistiklere yansımış durumda.

GELECEK DEPOLAMA VE OPTİMİZASYONDA

Kimse duymadım, bilmiyordum demesin, Türkiye’de “Her yerde üret ve şebekeye sat” dönemi sona erdi, “İhtiyacın kadar üret, yerinde tüket” dönemi başladı. Geldiğimiz bu yeni piyasa gerçekliğinde yatırımcılar için en kritik fırsat, Batarya Enerji Depolama Sistemlerinin (BESS) projelere entegrasyonu ve rüzgâr-güneş hibrit modellerinin geliştirilmesidir. Özellikle ülkemizdeki gibi mevcut şebeke kısıtlarına takılan bir altyapıda kapasite tahsisi bulmak giderek zorlaşıyor. Bu nedenle düşünülen her yatırımın analizi, doğru eller tarafından yapılmalıdır.