Enerji Günlüğü - Maden sahalarının rehabilite edilmesi zorunluluğu Türkiye'de yeni bir uygulama niteliği taşımıyor. Maden ruhsat sahipleri, bu yönetmelikten önce de 3213 sayılı Maden Kanunu ve ilgili çevre mevzuatı uyarınca sahaları eski haline getirme yükümlülüğü barındırıyordu. Ancak yeni yayımlanan yönetmelik, bu yükümlülüğün mali yönetim biçimini ve denetim süreçlerini yeniden tanımlıyor.
Geçmiş dönemlerde "çevre ile uyum bedeli" ve çeşitli "teminatlar" adı altında toplanan mali kaynaklar, maden sahalarının doğaya kazandırılması için temel güvenceyi oluşturuyordu. Yeni düzenleme, bu eski bedellerin ve teminatların Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) bünyesindeki yeni rehabilitasyon bedeli hesabına aktarılmasını beraberinde getiriyor.
Maden Kanunu'nun 13'üncü maddesi uyarınca sahaların çevre ile uyumlu hale getirilmesi şartı uzun süredir mevzuatta yer alıyor. Ayrıca 2010 yılında yürürlüğe giren "Madencilik Faaliyetleri ile Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği" de bu sürecin teknik çerçevesini uzun zamandır çiziyordu. Yeni yönetmelik ise bu teknik sürece güçlü bir mali fon yapısı ekliyor.
ESKİ BEDELLER NEMALANDIRILMAYA BAŞLIYOR
Yeni sistemin getirdiği en temel fark, rehabilitasyon bedellerinin her yıl düzenli tahsilatını öngörmesi ve bu birikimlerin bankalarda nemalandırılarak sadece rehabilitasyon amacıyla kullanılmasını sağlamasıdır. Geçmişte parçalı halde bulunan teminatlar, artık tek bir merkezde toplanarak sahaların çevreyle uyumlu bir yapıya dönüştürülmesi için finansal kaynak oluşturuyor.
Sahaların rehabilitasyonu için gereken harcamalar, tahsil gerçekleşen tutarları aştığında ruhsat sahiplerine ek ödeme süresi tanınıyor. Kamu kurumları da kendi hammadde üretim izinli sahalarında benzer sorumlulukları taşımaya devam ediyor



