1. YAZARLAR

  2. Haluk DİRESKENELİ

  3. Mühendislik birikimimizi yapay zekâ ile entegre etmeliyiz
Haluk DİRESKENELİ

Haluk DİRESKENELİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Mühendislik birikimimizi yapay zekâ ile entegre etmeliyiz

Türkiye’nin sanayileşme tarihinde üzerinde yeterince durulmayan temel sorunlardan biri, kazanılmış bilgi ve deneyimin kuşaklar arasında sürdürülebilir biçimde aktarılamamasıdır. Bu sorun yalnızca kamu kurumlarında değil; şirketlerde, üniversitelerde, mühendislik kuruluşlarında ve üretim altyapısında da belirgin şekilde görülmektedir. 

Büyük emeklerle oluşturulan teknik birikim, yetişmiş kadrolar ve kurumsal hafıza; ekonomik krizler, sahiplik değişiklikleri ya da stratejik yönelimlerin değişmesi sonucunda kısa sürede dağılabilmektedir. Asıl kayıp çoğu zaman bir fabrikanın fiziken kapanması değildir. Asıl kayıp; fabrikanın işletme birikiminin, dijital arşivlerin, projelerin, çizimlerin ve en önemlisi entelektüel sermayenin yok olmasıdır. 

SANAYİLEŞMEDE KIRILMALAR 

Türkiye’nin erken sanayileşme döneminde, uçak üretimi gibi yüksek teknoloji gerektiren alanlarda önemli mühendislik ve üretim deneyimleri kazanılmıştı. Ancak bu girişimlerin kalıcı ve sürdürülebilir bir sanayi ekosistemine dönüşmesi her zaman mümkün olmadı. Benzer bir durum özel sektörde de tekrar etti. 

1990’lı yıllarda uluslararası ortaklı bir mühendislik kuruluşu bünyesinde; Türkiye’den Pakistan’a, Suriye’den Polonya’ya ve Kazakistan’a uzanan geniş bir coğrafyada kapsamlı enerji projeleri yürütüldü. Özel tasarım buhar kazanları ve enerji sistemleri geliştirildi; tasarım, imalat, saha montajı ve proje yönetimi alanlarında kritik bir mühendislik deneyimi biriktirildi. 

Ancak küresel ana şirketin yaşadığı finansal sorunlar, yeniden yapılanma süreçleri ve strateji değişiklikleri sonucunda, yıllar içinde oluşturulan bu devasa yapı, büyük detay proje stoğu ortadan kalktı. Bu durum şirket ölçeğinde ticari hayatın doğal bir sonucu olarak görülebilir. Fakat ülke açısından bakıldığında bilanço çok daha ağırdır: Yetişmiş mühendisler dağılır, proje arşivleri kaybolur, tasarım metodolojileri unutulur ve onlarca yılda kazanılan paha biçilmez deneyim, yeni kuşaklara aktarılamaz.

ASIL SERMAYE: KURUMSAL HAFIZA 

Bir mühendislik kuruluşunun 20-30 yıl önce gerçekleştirdiği projeler, yalnızca geçmişte kalmış işler değildir. Bunlar, gelecekteki projeler için eşsiz birer teknik bilgi hazinesidir. Hangi tasarımın neden tercih edildiği, hangi imalat yönteminin verim sağladığı, sahada ne tür problemlerle karşılaşıldığı ve hangi çözümlerin işe yaradığı çoğu zaman teorik kitaplarda bulunmaz. Bunlar, ancak sahada ve zaman içinde kazanılan kurumsal deneyimin parçalarıdır. 

Bu hafıza silindiğinde, yeni kuşak mühendisler aynı problemleri en baştan çözmek zorunda kalır. Ülke, bazen çeyrek asır önce ulaştığı mühendislik seviyesini yakalayabilmek için aynı meşakkatli yolu ikinci kez yürür. Bu nedenle sanayileşmenin başarısı; yalnızca kurulan fabrikalar, alınan makineler veya aktarılan sermaye ile değil, bilginin sürekliliğiyle ölçülmelidir.

YAPAY ZEKÂ: TEHDİT Mİ FIRSAT MI?

Bugün bu kronik soruna yapay zekâ yeni bir boyut kazandırıyor. Daron Acemoğlu, yapay zekânın ekonomik etkilerini değerlendirirken, teknolojinin insanı bütünüyle ikame etmek yerine onun bilgi ve becerisini tamamlaması gerektiğini vurgular. Acemoğlu ayrıca, yapay zekânın insanların öğrenme ve bilgi üretme çabasının tamamen yerini alması durumunda, uzun vadede bir “bilgi çöküşü” (knowledge collapse) riski doğabileceğine dikkat çeker. 

Bu yaklaşım, Türkiye’nin kurumsal hafıza sorunu açısından son derece kritiktir.

Geçmişte şirketlerin kapanmasıyla mühendislik bilgisini kaybetmek ne kadar büyük bir kayıpsa; gelecekte insanların düşünme, araştırma ve deneyim kazanma süreçlerini tamamen yapay zekâya devretmesi de benzer bir risk barındırır. Ancak yapay zekâ, doğru yönetildiğinde muazzam bir fırsattır. 

Geçmiş projelerin tasarım raporları, mühendislik hesapları, arıza kayıtları, saha deneyimleri ve teknik dokümanları dijital ortamda koruma altına alınabilir. Yapay zekâ bu geniş bilgi havuzunu işleyerek, yeni projelerde çalışan mühendislerin geçmiş tecrübelerden anında yararlanmasını sağlayabilir.

Böylece yapay zekâ, mühendisin yerini alan bir tehdit değil; onun geçmişteki binlerce mühendislik deneyimine doğrudan erişmesini sağlayan dinamik bir kurumsal hafıza aracına dönüşür.

KÜRESEL ENTEGRASYON VE YERLİ BİLGİ 

Buradan çıkarılacak sonuç; Türkiye’nin dünyadan izole olması ya da yabancı sermayeye kapılarını kapatması değildir. Aksine; uluslararası ortaklıklar, küresel sermaye ve teknoloji transferi sanayileşme hamlesi için hayati fırsatlardır. Ancak stratejik sektörlerde şu kritik sorunun yanıtı netleştirilmelidir: Küresel şirket veya ortaklık yapısı değiştiğinde, ülke içinde oluşan teknik bilgi birikimine ne olacaktır? 

Günümüze kadar bu türden sorulara, eldeki mühendislik ve akademik birikim çerçevesinde verilebilecek cevap aşağı yukarı belli idi. Proje arşivlerinin titizlikle korunması, teknik dokümantasyonun kurumsallaştırılması, nitelikli insan kaynağının elde tutulması, üniversite-sanayi iş birliğinin kâğıt üstünden sahaya indirilmesi ve uzun vadeli teknoloji politikalarının oluşturulması şart denilebilir. Bugün ise verilecek cevaba yepyeni bir unsur eklenmelidir: Kurumsal bilginin, yapay zekâ tarafından işlenebilecek nitelikte dijital olarak korunması ve yapılandırılması.

GEÇMİŞİN TEKRARI DEĞİL, GEÇMİŞİN ÜZERİNE İNŞA

Türkiye’nin temel ihtiyacı, her dönemde sil baştan başlamak değil; geçmişte oluşturduğu birikimin üzerine yenisini koyabilmektir. Bir ülkenin gerçek kalkınma gücü yalnızca sahip olduğu tesisler ve makineler değildir. Asıl güç; yetişmiş insan kaynağı, mühendislik kültürü, üretim tecrübesi ve kurumsal hafızanın kesintisiz sürdürülebilirliğidir. 

Yapay zekâ, bu hafızanın muhafaza edilmesi ve yeni kuşaklara aktarılması için tarihi bir imkân sunuyor. 

Sanayileşme, yalnızca fabrika bacası tüttürmek değildir. Sanayileşme; o fabrikanın aklını, bilgisini ve teknik birikimini korumak, geliştirmek ve yarınlara aktarabilmektir. 

Hafızasını koruyamayan ülkeler her defasında en baştan başlamaya mahkûmdur; koruyabilenler ise geçmişin deneyimini geleceğin teknolojisine dönüştürür.

Önceki ve Sonraki Yazılar