1. YAZARLAR

  2. Adnan GENÇ

  3. Su, bir enerji kaynağı mıdır?
Adnan GENÇ

Adnan GENÇ

Enerji Günlüğü
Yazarın Tüm Yazıları >

Su, bir enerji kaynağı mıdır?

Ne dersek diyelim; hangi sıkıntılara özellikle vurgu yaparsak yapalım, bu kadim kentin (İstanbul) ve ülkemizin su meselesi bir türlü sahici ve kalıcı önlemlerle yoluna giremiyor... Bildiğiniz gibi, su meselesi temelinde bir enerji kaynağı meselesidir de.

Lafın aslını hatırlayamadım ama şöyle diyelim: “Karganın kırk hikâyesi vardır, hepsi peynir üzerinedir”... Bizim gibi enerji meselesini yaşamsal önemde gören insanlarımız ve topluluklarımızın da temel meselesi; enerji bağlamında konuşmak adına su meselesidir.

Su, sadece enerjiye yönelik bir kaynak değildir elbette. Su, sadece insan kullanımındaki bir doğal varlığımız da olamaz. Şöyle bir örnekle gözünüzde canlandırılmasına çalışayım: Dünyanın temiz içme suyu kaynakları bir basket topu kadar sayacağımız gezegenimizin üzerinde bir leblebi tanesi kadar yer tutuyor. Bunun yüzde 70’i tarıma, yüzde 20’si sanayie ve kalan yüzde 10 da insan kullanımına gidiyor. Yani durumumuz kritik demekten de öte. Bütün canlıların temel ihtiyaç maddesi de olan su doğal kalmalıdır, kirletilmemelidir; amaçları dışında da kullanılmamalıdır...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 6 yıl kadar önce gazeteci dostlarımızı davet ederek; önce, Sefaköy civarlarındaki (yoksa Halkalı mıydıydı?) bir su arıtma tesisine götürmüştü. Şimdilerde Çatalca temiz su tesisi de montajı bitmiş halde gibi… Sonra Ataköy sahil civarındaki ileri biyolojik katı atık işleme tesisine…

Bu geziler sırasında suyun nasıl bin bir emekle getirildiğini, temizlendiğini ve steril halde yurttaşlara ulaştırıldığının öyküsünü dinlemiştik. Gelin, önce su meselemizin tarihi ve talihi üzerinden konuya odaklanalım...

İSTANBUL’UN TARİHİ SU MESELESİ

Kırkçeşme su yollarının tarihi, Roma dönemine kadar uzanıyor. Rivayete göre, Kâğıthane mesiresinde dolaşmakta olan Sultan Süleyman buradaki suların boşa aktığını görmüş ve suyun İstanbul’a getirilmesi için baş mimar Sinan’ı görevlendirmiş.

Mimar Sinan suyun izini sürmüş, Bizans mirası su kemerlerini takip ederek su havuzlarına ulaşmış. Tarihi su sisteminin tamir edilebilir olduğuna ve suyun İstanbul’a taşınabileceğine kanaat getirmiş.

Mimar Sinan’ın burada 33 kemer inşa ettiği ve Kanuni döneminin en pahalı eseri olduğu biliniyor. Aynı dönemde, Süleymaniye Camii için 35 milyon akçe harcanmışken Kırkçeşme su yollarının ıslahı ve içme suyunu İstanbul’a taşıyacak sistemin kurulumu için 50 milyon akçe harcanmış.

Su yolları, 13. yüzyıl başında yaşanan Latin İstilası ve İstanbul’un defalarca işgal edildiği savaş yıllarında harap edilmiş. Tarihi yollar Mimar Sinan döneminde tamir edilmiş ve kemerlerle birbirine bağlanmış. Kırkçeşme su yolları sistemi 500 yıldan uzun süredir aktif olarak barajlara su taşımaya devam ediyor.

HÂLÂ KULLANILAN SU YOLLARIMIZ…

KIRKÇEŞME HATTI.

Kırkçeşme su yolları üzerinden akan iki güzergâh Başhavuz’da birleşiyor.

Temiz su batı kolunda Büyük Bent – Kömürcü Bendi ve Kirazlı Bent üzerinde ve doğu kolunda Ayvaz Bendi üzerinde toplanarak Başhavuz’a ulaşıyor.

Başhavuz’da toplanan su ise Kırık Kemer, Moğlova Kemeri, Uzun Kemer ve Güzelce Kemer üzerinden akarak İstanbul şehrine kadar ulaşıyor. Akan su, 1980’li yılların sonuna kadar Gaziosmanpaşa bölgesine taşınır iken bugün ormandan çıkmadan baraja sevk ediliyor.

TAKSİM HATTI–SU YOLLARI

Taksim su hattı, 1730’lu yıllarda (1. Mahmut dönemi) Beyoğlu ve Galata çevresindeki nüfusun su ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilmiş. Sistemde İrsaliye hattı, galeri ve kemer bağlantıları yer alır. Bu bağlantılar ile Belgrad Ormanları’ndan Taksim Meydanı’na kadar taşınan su meydandaki maksim ile çevre mahallelere bölüştürülür (taksim edilir)...

Zamanla bölgede artan içme suyu ihtiyacını karşılayabilmek için, güzergah üzerinde su debisini de artırmak üzere bir kaç bent ilave edilmiş. Sultan Mahmut Benti, Valide Benti ve Kömürcü Bent (Karanlık Bent veya Topuz Bent) bu güzergâh üzerinde yer alıyor.

HAMİDİYE SUYU

Sultan 2. Abdülhamit döneminde çıkarılmış Hamidiye suyunun sevkinde kullanılan sistem 1902’de hayata geçirilmiştir ve tesisatta demir boru kullanılması Osmanlı tarihinde bir ilktir.

Belgrad Ormanı’na girişte biraz ilerlerseniz kolayca bulabileceğiniz Mahmut Bendi’dir. Yağmurun kayganlaştırdığı, eğimli ve yosun kaplı duvar üzerinde fazla riske girmiyor ve “Mahmut güneşi” ismi verilen kitabeyi ve gölü uzaktan seyredip devam ediyoruz. Uzaktan seyrettiğimiz göllerin (havuzların) derinliği en az 20 metre imiş.

EĞRİ KEMER (KAVUK KEMER)

Kemerburgaz bölgesindeki Eğri (Kavuk) Kemer de İstanbul’a su aktaran sistemlerden biri. Istranca Ormanları’ndan gelen ve kemerin altından geçen Kâğıthane deresi Santral bölgesinden Haliç’e dökülüyor.

Temeli geç Roma dönemine tarihlenen Eğri Kemer, kuşatmalar ve depremlerde yıkılmış iken Mimar Sinan döneminde nerede ise yeniden inşa ediliyor. Bizans mimarisinde, açık hava su sarnıçları düz duvar ve ana kütleleri ile suya, sele direnç gösterecek şekilde tasarlanmışken Mimar Sinan bu tarz yapıları, eklediği payandalar ile güçlendirmiş.

Büyükşehir Belediyesi’nin koordinasyonu ile bir araya gelen kamu kurumlarının çalışması sonucunda bu hattın turizm amaçlı olarak canlandırılması gündemde imiş. 1915-1952 yılları arasında aktif olan, yirmi sene kadar önce tamamen sökülen Kâğıthane tarihi demiryolu, özellikle 1. Dünya Savaşı yıllarında aktif olarak kullanılmış. Haliç kıyısındaki Silahtar Elektrik Fabrikası’na Zonguldak’tan kömür taşıyan gemilerin Ruslar tarafından batırılması ve İngiltere’den ihracatın durması neticesinde çıkan sıkıntı Kuzey ormanlarından, Çiftalan ve Ağaçlı köylerinden taşınan kömür ile giderilmeye çalışılmış.

Melen suyunun getirilmesi macerasını da unutmamalı…

SU HAKTIR, SATILAMAZ...

Peki bunca önemli bir tarihe sahip su maceramızın gelip geleceği nokta; birkaç şirketin yararlanması için onların inisiyatifine bırakılabilir mi? Bir bardak temiz su içebilmek hayli sıkıntılı bir süreçten sonra mümkün olabiliyor. Kar yağdı, barajlardaki su düzeyi yükseliyor diye, o kadar heveslenmeyelim ve kendimizi tasarruf odaklı su kullanmaya ve enerji kaynaklarımızı heder etmeye yönelik alışkanlıklarımızdan vaz geçelim.

BARAJLARIN DOLULUK ORANLARI…

Birkaç hafta önce neredeyse kuruyan Kazandere ve Papuçdere barajlarında doluluk oranları yüzde 15’in üstüne çıkarken, Istrancalar barajında doluluk oranı yüzde 97.47’ye ulaştı. Alibeyköy barajında ise bir kaç hafta önce keçilerin otlamaya başladığı alanlar yeniden suyla doluyor. Pazar gününden itibaren etkili olan soğuk ve yağışlı sistemin ardından yükselişin sürmesi bekleniyor.

10 Ocak tarihinde yüzde 19.56 olarak ölçülen baraj doluluk oranları, 11 Ocak tarihinde yüzde 21.13’e, 12 Ocak tarihinde ise 22.10’a yükselmişti. İSKİ, 13 Ocak 2021 tarihinde doluluk oranını yüzde 24.65, 14 Ocak tarihinde ise 26.92 olarak ölçmüştü. 15 Ocak tarihinde ise doluluk oranı 28.03’e yükseldi.

Barajların doluluk oranı şöyle:

Ömerli yüzde 23.17

Papuçdere yüzde 15.18

Sazlıdere yüzde 09.24

B.Çekmece yüzde 28.03

Alibeyköy yüzde 37.70

Terkos yüzde 31.08

Kazandere yüzde 31.92

Elmalı yüzde 30.85

Darlık yüzde 48.04

Istrancalar yüzde 97.47

Önceki ve Sonraki Yazılar