15 Temmuz resmi tatiliyle birlikte İstanbul’un nefes alma duraklarından biri olan Adalar, yine yoğun bir günübirlikçi akınına uğradı. Vapurların ücretsiz veya kolay erişilebilir olmasını fırsat bilen binlerce ziyaretçi, Büyükada başta olmak üzere tüm Adalar'ın kıyılarına, piknik alanlarına ve sokaklarına adeta hücum etti. Ancak bu yoğun ilginin geride bıraktığı manzara her zamanki gibi değişmedi: Sokakları dolduran plastik şişeler, ambalaj atıkları, piknik artıkları ve rüzgarla denize savrulan çöpler...
Yerel yönetimlerin temizlik ekipleri ne kadar çalışırsa çalışsın, bu devasa ve kontrolsüz atık yükünün altından kalkmak mevcut imkanlarla neredeyse imkansız hale geliyor.
TEKNOLOJİDEN ÖNCE TEMEL KURAL: EĞİTİM VE ORTAK YAŞAM BİLİNCİ
İşin mühendislik, geri dönüşüm ve enerji boyutu ne kadar kusursuz kurgulanırsa kurgulansın, asıl çözümün ilk adımı bireysel sorumlulukta ve toplumsal eğitimde başlıyor. Bugün Adalar sahillerindeki o iç sızlatan manzara karşısında hepimizin ortak feryadı aynı: Eğitim şart! Günübirlik ya da kalıcı fark etmeksizin, ortak alanları kullanan her bireyin çöplerini gelişigüzel etrafa bırakmak yerine çöp kutularına atma alışkanlığını kazanması gerekiyor. Şehirlerde ve özellikle Adalar gibi hassas, koruma altındaki doğal ekosistemlerde yaşayan, buraları ziyaret eden insanların ortak alanlarda beraber yaşamanın doğru kurallarını öğrenmesi ve istisnasız uygulaması çağdaş bir toplum olmanın en temel gereksinimidir. Kirletmemeyi öğrenemediğimiz sürece, en gelişmiş temizlik teknolojileri bile sadece birer yara bandı olarak kalacaktır.
SINIRLI ALAN SORUNU VE LOJİSTİK: ADALAR'DAN ANA KARAYA HIZLI SEVK
Adalar'ın en büyük yapısal sorunlarından biri, arazinin son derece kısıtlı olmasıdır. Büyükada, Heybeliada ve diğer adalarda toplanan tonlarca çöpün buralarda depolanması, bekletilmesi veya işlenmesi hem alan yetersizliği hem de koku, hijyen ve yangın riskleri nedeniyle imkansızdır.
Bu nedenle, özellikle resmi tatillerde katlanarak artan bu atıkların Adalar'da hiç beklemeden, en kısa sürede tahliye edilmesi hayati önem taşır. Çözüm; toplanan çöplerin özel tasarım çöp gemileriyle (atık transfer gemileri) vakit kaybetmeksizin ana karaya taşınmasıdır. Adalar'da biriktirilmeyen ve doğrudan ana karadaki modern santrallere ulaştırılan bu çöpler, hem adalardaki ekolojik dengenin korunmasını sağlayacak hem de ana karada kurulu büyük enerji tesisleri için kesintisiz bir hammadde girdisi oluşturacaktır.
TÜRKİYE'DEN BAŞARI ÖRNEKLERİ: ÇÖPTEN ENERJİYE "MAMAK MODELİ"
Çöpü bir yük değil, kıymetli bir enerji kaynağı olduğunun ülkemizdeki en somut ve başarılı örneği Ankara Mamak’ta karşımıza çıkmaktadır. ITC (Invest Trading Consulting) bünyesinde işletilen Mamak Katı Atık Yönetimi ve Enerji Üretim Tesisi, Türkiye'nin bu alandaki öncü projelerinden biridir.
Bu modern tesislerde, şehirden toplanan evsel katı atıklar öncelikle ayrıştırma işlemine tabi tutulmakta, ardından organik atıklardan anaerobik (oksijensiz) sindirim yöntemleriyle metan gazı (biyogaz) üretilmektedir. Elde edilen bu metan gazı, yüksek verimli gaz türbinlerinde (gaz motorlarında) yakılarak çevre dostu yeşil elektrik enerjisine dönüştürülmektedir. Günde binlerce ton çöpü işleyerek megavatlarca elektrik üreten ve binlerce konutun enerji ihtiyacını karşılayan bu tesisler, hem sera gazı emisyonlarını düşürmekte hem de vahşi depolamanın önüne geçerek çevre felaketlerini engellemektedir. Benzer şekilde İstanbul'da kurulan devasa atık yakma ve enerji üretim tesisleri de Adalar'dan gemilerle taşınacak çöpleri ekonomiye kazandırmak için hazır bekleyen devasa altyapılardır.
ÇÖPÜ "YOK ETMEK" İÇİN ÜSTE PARA MI ÖDÜYORUZ?
Dünyadaki gelişmiş metropol uygulamalarına baktığımızda, atık yönetimi felsefesinin bizdekinden çok farklı işlediğini görürüz. Örneğin Almanya’da (Münih, Berlin gibi şehirlerde) veya ABD’deki büyük eyaletlerde sistem, çöpü üretenin ya da bertaraf edilmesi için teslim edenin üste para ödemesi esasına dayanır. Gelişmiş ülkelerde buna "Tipping Fee" (Çöp Kabul/Bertaraf Ücreti) denir. Almanya’da bu ücret ton başına ortalama 20 Euro civarındayken, New York gibi dev metropollerde ton başına 140 dolara kadar çıkabilmektedir.
Bizde ise belediyeler yatırımcılara genel olarak "Al bu çöpü yak, yok et, elektrik üret, üstüne bir de bana pay öde" mantığıyla yaklaşmaktadır. Oysa temizlik hizmetlerinin, çöp toplama ve nakliye maliyetlerinin sürdürülebilir bir zemine oturması için "kirleten öder" ilkesinin etkin şekilde uygulanması gerekir. Günübirlik turizmin yarattığı bu devasa ek nakliye ve bertaraf maliyetini karşılamak adına, belki de Adalar özelinde radikal adımlar atılmalı, çöp toplama ve nakliye bütçeleri için yeni yerel finansman modelleri geliştirilmelidir.
TEKNİK ÇÖZÜM: GERİ DÖNÜŞÜM, BİYOKÜTLE VE ORTAK YAKMA (COFIRING) TEKNOLOJİSİ
Eğitim ve hızlı lojistik süreçlerine paralel olarak, ana karaya ulaştırılan kaçınılmaz atıklar için alternatif modern mühendislik çözümleri de devrededir:
• Geri Dönüşüm ve Ayıklama: Toplanan ham çöpler öncelikle geri dönüşüm istasyonlarında ayıklamaya tabi tutulmalıdır. Metal, cam, plastik ve kağıt gibi doğrudan yeniden kullanılabilir malzemeler ekonomiye kazandırılmalıdır.
• Kurutma ve Presleme: Geriye kalan ıslak organik atıklar, santrifüj ve presleme gibi tekniklerle neminden arındırılarak göreceli olarak yüksek kalorifik değere sahip, yakılabilir bir yakıta (biyokütle atığına) dönüştürülmelidir.
• "Ortak Yakma" (Cofiring) Teknolojisi ile Enerji Üretimi: Ayıklama sonrası elde kalan kentsel katı atıklar ve biyokütle, düşük kalorili yerli linyit kömürleriyle birlikte termik santrallerde "Dolaşımlı Akışkan Yatak" (CFB) teknolojisi kullanılarak beraber yakılabilir. Bu yöntem, kükürt emisyonlarını kontrol altında tutarken çöpün çevreyi kirletici etkilerini en aza indirir. Üretilen yüksek basınçlı buhar elektrik enerjisine dönüştürülerek şebekeye satılır ve yerel yönetimler için ciddi bir gelir kaynağı oluşturur.
YERLİ TASARIM VE YERLİ MÜHENDİSLİK GÜCÜ
Bu tür teknolojik dönüşümler ithal projelerle, dışarıdan aynen kopyalanan hazır sistemlerle çözülemez. Berlin’de, Londra’da ya da Münih’te uygulanan bir katı atık enerji santralini getirip doğrudan bizim şehirlerimize veya ilçelerimize monte edemeyiz. Her bölgenin çöp profili, nem oranı ve yerel kaynakları farklıdır; bu nedenle her ortak yakıt projesi ortak yerli tasarım ve yerli mühendislik çalışması gerektirir.
Enerji piyasasında yer alan yerli firmaların, büyük projelerin temel ve detay mühendisliğini kendi bünyelerinde yapabilecek genç, bilgili ve donanımlı mühendis kadrolarına yatırım yapması şarttır. Kendi mühendislik kapasitesi olmayan firmaların uzun vadede kalıcı başarı elde etmesi mümkün değildir. Ülke genelinde yerli linyiti ve katı biyokütleyi birlikte yakabilecek, tasarımı, imalatı, montajı ve işletmesi tamamen yerli personelle yapılan ortak yanma santrallerinin sayısını artırmamız gerekmektedir.
Adalar’da resmi tatil sonraları karşılaştığımız çöp yığınları, sadece belediye zabıtasının ya da temizlik işçilerinin çözebileceği basit bir süpürme işleminden ibaret değildir.
Bu kronik sorunu aşmanın yolu üç temel sütuna dayanmaktadır:
1. TOPLUMSAL BİLİNÇ: İnsanlarımıza eğitim yoluyla çevre bilincini aşılamak ve çöplerin ait olduğu yere, yani çöp kutularına atılmasını sağlamak.
2. AKILLI LOJİSTİK: Kısıtlı araziye sahip Adalar'da çöp biriktirmeden, hızlı deniz taşımacılığı ve çöp gemileriyle atıkları derhal ana karaya sevk etmek.
3. MODERN MÜHENDİSLİK: Ana karadaki Mamak ve ITC gibi öncü tesis örneklerini çoğaltarak çöpten çıkan metan gazını gaz türbinlerinde yakmak veya ortak yakma (cofiring) yöntemleriyle bu atıkları yerli mühendislik gücüyle katma değerli enerjiye dönüştürmektir.




