1. YAZARLAR

  2. Toğrul İSMAYIL

  3. Türkiye-Azerbaycan ortak enerji mimarisi
Toğrul İSMAYIL

Toğrul İSMAYIL

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye-Azerbaycan ortak enerji mimarisi

Türkiye ve Azerbaycan’ın inşa ettiği enerji mimarisi, 1990’ların ikinci yarısından itibaren şekillenen köklü bir vizyonun ürünü. Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum (BTE) Doğal Gaz Boru Hattı, Doğu-Batı enerji koridorunun omurgasını kurmuştu. Güney Gaz Koridoru’nun kalbi sayılan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı TANAP ile bu süreç zirveye taşınmıştı.

Nitekim TANAP üzerinden bugüne kadar 100 milyar metreküp doğal gazın sevk edilmiş olması, projenin teknik başarısının ötesinde stratejik bir zaferdir. Ukrayna-Rusya savaşının ardından enerji sepetini radikal biçimde çeşitlendirmek ve Rus gazına bağımlılığı asgariye seviyeye indirmek zorunda kalan Avrupa için Güney Gaz Koridoru hayati bir can damarı işlevi gördü. Ancak mevcut kapasitelerle yetinmek bugünün dinamik jeopolitiğinde yeterli değil. BTC’nin 1 milyon varillik kapasitesinin hâlihazırda yaklaşık 600 bin varil düzeyinde kullanılıyor olması, hattın potansiyelini artırma zorunluluğunu doğuruyor. Burada devreye giren en kritik halka, Hazar’ın doğusudur.

HAZAR ÖTESİ VE TÜRK DÜNYASI ENTEGRASYONU

Güney Kafkasya’daki enerji ve ulaştırma hatları Hazar ötesiyle, yani Türkistan coğrafyasıyla tahkim edilmediği sürece eksik kalır. Kazak petrolünün ve Türkmen doğal gazının Hazar geçişli rotalarla Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılması, yalnızca ekonomik bir kârlılık meselesinden ibaret değil. Böylesi bir hamle, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında kurumsallaşan jeopolitik entegrasyonun da fiziki zeminini oluşturuyor.

BTC’nin atıl kapasitesinin Kazakistan petrolüyle tam kapasiteye ulaştırılması ve Türkmen gazının takas (swap) veya Trans-Hazar boru hattı senaryolarıyla TANAP sistemine entegre edilmesi, Avrupa’nın arz güvenliğini tahkim ederken Türkiye’nin bölgesel enerji merkezi (hub) rolünü perçinleyecektir. Zengezur Koridoru’nun açılmasıyla eşzamanlı olarak planlanan enerji ve iletişim altyapıları, Orta Asya’yı doğrudan Anadolu’ya ve Akdeniz çıkışına bağlayacak en rasyonel güzergâhı teşkil ediyor.

YENİ STRATEJİK UFUK: ELEKTRİK İLETİMİ VE YEŞİL ENERJİ KORİDORLARI

Bugün Türkiye-Azerbaycan enerji diplomasisinin masadaki en vizyoner başlığı şüphesiz elektrik iletimi ve yeşil enerjidir. Azerbaycan, İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından işgalden kurtarılan Karabağ ve Doğu Zengezur bölgelerini resmen Yeşil Enerji Bölgesi ilan ettki. Hazar Denizi’ndeki devasa rüzgâr potansiyeli ve bölgenin hidroelektrik kapasitesi, Bakü’yü klasik bir petrol ve gaz üreticisinden yeşil elektrik ihraç eden öncü bir aktöre dönüştürmek için yeterli.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı bir değerlendirmede bölgeye yönelik uluslararası ölçekteki üç ana projeden söz ederken, önümüzdeki çeyrek asrın enerji haritasını da çizecek kritik mesajlar veriyordu. Bu projelere kısaca bakalım.

- Nahçıvan-Türkiye Elektrik İletim Hattı: Nahçıvan’ın sahip olduğu güneş ve yenilenebilir enerji potansiyelinin Türkiye şebekesine bağlanması, hem özerk cumhuriyetin enerji arz güvenliğini garanti altına alacak hem de Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanacak temiz elektrik ihracatının ilk adımını oluşturacaktır.

- Dörtlü Yeşil Enerji Koridoru (Türkiye - Gürcistan - Azerbaycan - Bulgaristan): Bölgesel enterkonneksiyon sistemini güçlendirecek bu mekanizma, Kafkasya’da üretilen yenilenebilir elektriğin Gürcistan ve Türkiye üzerinden Güneydoğu Avrupa’ya kesintisiz transferine olanak sağlayacaktır.

- Karadeniz Denizaltı Elektrik Hattı: Hazar havzasının rüzgâr enerjisini Gürcistan ve Karadeniz’in altından Romanya ve Macaristan’a ulaştırmayı hedefleyen hat, Türkiye’nin Trakya ve Balkanlar enterkonneksiyonu ile birbirini tamamlayan stratejik bir ağ kuracaktır.

Bu projeler, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemeleri kıskacındaki küresel sanayi için temiz enerji tedarikinde Türkiye ve Azerbaycan’ı vazgeçilmez kılıyor. Türkiye’nin gelişmiş iletim altyapısı, iç pazar büyüklüğü ve ENTSO-E (Avrupa Elektrik İletim Sistemi Ağı) ile olan entegrasyon kabiliyeti, Azerbaycan’ın üretim gücüyle birleştiğinde mükemmel bir tamamlayıcılık ilişkisi doğuruyor.

SONUÇ: STRATEJİK ORTAKLIKTAN KÜRESEL ENERJİ MİMARLIĞINA

Türkiye ve Azerbaycan arasındaki enerji işbirliği, iki devletin sınırlarını aşarak Avrasya coğrafyasının güvenlik mimarisini şekillendiren küresel bir denge unsuruna dönüşmüş durumda. Petrol ve doğal gaz boru hatlarıyla başlayan bu müşterek yolculuk, bugün elektrik şebekelerinin entegrasyonu, nükleer ve yeşil teknolojiler ile Hazar ötesi kaynakların birleştirilmesi safhasına ulaşıyor.

Avrupa Birliği’nin enerji açmazında olduğu, Doğu Avrupa ve Orta Doğu’da çatışma risklerinin derinleştiği bir konjonktürde; Ankara ile Bakü’nün sunduğu istikrar, öngörülebilirlik ve güvenilirlik paha biçilemez bir stratejik sermayedir. Orta Koridor’un fiziki omurgası enerji koridorlarıyla güçlendikçe, hem Türk dünyasının jeoekonomik ağırlığı pekişecek hem de Doğu-Batı hattında barış ve refahın kalıcı temelleri atılmış olacaktır. Gelecek, Hazar’ın rüzgârını ve Anadolu’nun köprü konumunu akılcı politikalarla birleştiren bu stratejik akla aittir.

Önceki ve Sonraki Yazılar