1. YAZARLAR

  2. İlhan SAĞSEN

  3. Avrupa’da enerji bağımsızlığının anahtarı depolarda saklı
İlhan SAĞSEN

İlhan SAĞSEN

KÖŞE YAZARI
Yazarın Tüm Yazıları >

Avrupa’da enerji bağımsızlığının anahtarı depolarda saklı

Avrupa Birliği (AB) sınırları içerisinde 2026 yılının ilk çeyreğinde yenilenebilir enerji üretiminde rekor kırıldı. Üretilen elektriğin yüzde 46’sı güneş, rüzgâr ve sudan üretildi. Bu tarihi rekor paradoksal biçimde yüksek enerji faturalarını düşürmedi, aksine faturalar hala yükseliyor. Buna ek olarak kış için doğalgaz depoları da alarm veriyor. 

Peki bu çelişkili durumu nasıl okumak gerekir?

Eurostat verilerine göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde AB sınırları içerisinde üretilen elektrik enerjisinin yüzde 45.5’lik kısmı yenilenebilir enerji tarafından karşılandı. 2025 yılı ile karşılaştırıldığında bu oran yüzde 42.5 oranındaydı. Yine 2026 verilerine göre rüzgâr ve güneş AB elektrik enerjisinin yüzde 30’luk kısmını üretir hale geldiler. Bu oranla birlikte AB tarihinde ilk defa yenilenebilir enerji ile üretilen enerji, fosil yakıtlardan üretilen miktarı geçti. Mayıs 2026 yılında ise güneş enerjisi tüm zamanların rekorunu kırarak yüzde 22,57’lik (48TWh) bir paya ulaştı. Somutlaştırmak gerekirse 48 TWh’lik üretim neredeyse Macaristan’ın hemen hemen yıllık tüketim miktarı kadar.

Buna karşılık merak edilen konu ise yenilenebilir enerji rekoru gelmesine rağmen neden faturalar yükseliyor? 

Bu paradoksu en iyi açıklayacak kavram ise esneklik açığı. Yani enerji üretim sistemlerinin üretimin düşmesi ya da talepteki artış gibi ani değişimlere depolama, hızla devreye giren santraller gibi imkanlarla cevap verememesi durumu esneklik açığı olarak tanımlanmaktadır. Bunun sonucunda da enerji fiyatları ani şekilde artış yaşıyor. İşte AB’nin yenilenebilir enerji üretiminde rekorlar kırmasına rağmen faturaların yükselmesinin nedeni bu durumdan kaynaklanıyor. 

Bunun ilk nedeni yenilenebilir enerji ve doğalgaz santralleri desteği ile ilgili. AB’de güneşli saatlerde çok verimli şekilde elektrik üretimi yapan ve maliyeti 56 €/MWh olan elektrik üretimi güneş dışı saatlerde (sabah erken ve akşam) fiyat 122 €/MWh’ye çıkıyor. Bu da güneş dışı saatlerde kısıtlı güneş enerjisi nedeniyle açığın doğalgaz santrallerince karşılanması manasına geliyor. Bu destek elektrik faturalarının rekor yenilenebilir enerji üretimlerine karşılık düşmemesine hatta yükselmesine neden oluyor. Bu sadece güneşle alakalı bir durum da değil, yine Kuzey Avrupa’da zayıf hidro ve düşük rüzgâr dönemlerinde yine doğalgaz santrallerine yüklenilmesi maliyeti arttıyor.

AB açısından doğalgaz santrallerinin maliyeti arttırmasının iki önemli konjonktürel nedeni var. Bunlardan bir tanesi Rusya-Ukrayna savaşı ve buna bağlı olarak AB’nin yaptırımlarına karşılık Rusya’nın Avrupa’ya giden doğalgazı kesmesi ile fiyatların fırlaması. İkincisi de ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş ve Hürmüz Boğazının kapanması. Buna Körfez LNG’sinin piyasadan çekilmesi eklenince fiyatlar normal olarak yükseldi ve elektrik üretimine doğalgaz santrallerinin desteği de maliyetleri arttırmış oldu. 

Doğalgaz tedarikinde zorlanan AB açısından bu iki konjonktürel etki bir başka probleme daha yol açtı. O da depoların yeterli derecede dolu olmaması. 2026 yılı haziran ayına bakıldığında AB depoları yüzde 49 düzeyinde dolu. Normalde bu mevsimlerde doluluk oranı yüzde 62 olması gerekirdi. Bu da AB açısından kış için kötü bir haber. 

AB, enerji güvenliği açısından başka bir paradoks ve yapısal sorun ile karşı karşıya. Doğalgaz santralleri madem bu kadar pahalı, o zaman yenilebilir enerji temelli elektrik üretimlerinin en verimli zamanlarında neden yoğun üretim yapılıp depolanmıyor? İşte başka bir problem de burada ortaya çıkmakta. Yenilenebilir enerji elektrik üretimi sorununu çözdüancak AB’nin yenilenebilir enerji ile üretilen elektriği depolayacak altyapıları da yetersiz. Dolayısıyla sistem güneş ve rüzgârın yetersiz olduğu zamanlarda hala doğalgaz santrallerine ve kritik derecede boş doğalgaz depolarınabağımlı halde. Konjonktürel etkiler ve yapısal problemler kaynaklı gaz depolarının da boş olması enerji faturalarının yükselmesine neden oluyor. 

Sonuç olarak, AB’nin başta Rusya olmak üzere enerjide dışa bağımlılığını ortadan kaldırmak için yöneldiği yenilenebilir enerji üzerinden elektrik üretmede rekorlar kırması tek başına yeterli değil. Sadece üretmek değil saklamak için de batarya depolama tesisleri ve pompaj depolamalı hidroelektrik santrallerinde enerjinin saklanıp gerektiğinde kullanılması gibi yöntemlerle, altyapı zayıflıklarını da çözümlemesi AB enerji güvenliği için birinci öncelik olmalı. 

Önceki ve Sonraki Yazılar