Karbondioksitin (CO2) atmosfere ulaşmadan bir tesiste ayrıştırılması veya atmosferdeki CO2’in geri çekilmesi ve kalıcı olarak depolanması işlemine karbon yakalama diyoruz. Bu teknoloji, iklim değişikliğinin etkilerini azaltma ve iklime uyum sağlama hedeflerini gerçekleştirmek için devletler tarafından bir araç olarak kullanılıyor.
İklim mücadelesinin yangın söndürücüsü diye tanımlayabileceğimiz karbon yakalama teknolojisi, bu alandaki politikaların hayata geçirilebilmesi için büyük bir değere sahip. International Panel on Climate Change (IPCC), karbon yakalamanın “derin, hızlı ve kalıcı” emisyon azaltımına ek olarak meşru bir iklim aracı olabileceğini savunuyor.
Bu noktada tartışma karbon yakalamanın iklim değişikliği ile mücadelede bir araç olarak kullanılması ile fosil yakıtların kullanımını azaltmayı erteleme aracı olarak kullanılması arasında geçiyor.
Karbon yakalama ya da emisyon ticareti gibi mekanizmaların iklim politikalarının ve enerji dönüşüm çabalarının tamamlayıcısı olması gerekiyor. Siyasi bir malzeme haline gelip fosil yakıt kullanımını teşvik edecek ise karbon yakalama ancak bir erteleme aracına dönüşür. Bu minvalde, “önce azaltım, sonra giderim” hiyerarşisi doğru bir yöntem olarak görülüyor.
MAZERETE DÖNÜŞME RİSKİ
Karbon yakalama üç şekilde mazeret ya da erteleme aracına dönüşebilir. Bunlardan ilki, yeni fosil yatırımlarının gelecekte nasılsa karbon yakalama ile temizleneceğinin ileri sürülmesi ve böylece emisyon azaltımlarının ertelenmesi. İkincisi de, bir tesisin yakaladığı karbonun net iklim faydası olarak görülmesi yanılgısı. Zira, CO2 sıkıştırma, taşıma ve depolama süreçleri de ek emisyon yaratabilir. Bu nedenle hesaplamalar yapılırken net döngünün tamamının ele alınması gerekiyor. Üçüncüsü, karbonun sürekli depolanması konusudur. Yani depolanan karbon sentetik yakıta ya da kısa ömürlü bir ürüne dönüştürülürse karbonun tekrar atmosfere dönme tehlikesi olur.
Peki ne yapmalı?
Öncelikle karbon yakalama asla bir emisyon azaltım ikamesi olmamalı. Yani karbon azaltımı, yenilenebilir enerji, enerjinin verimli kullanımı, metan gazının azaltımı yatırımlarının ertelenmesinin ya da bu tür yatırımlardan vazgeçilmesinin gerekçesi olmamalı, olamamalı. İkincisi, bu teknoloji çimento gibi emisyonu zor düşürülebilen sektörlere yönelmeli. Üçüncüsü de yakalanan CO2 için kalıcı depolama garanti edilmeli.
FOSİL YATIRIMINI TEŞVİK ETMEMEK
Ayrıca karbon yakalama teknolojinin döngüsü net şekilde hesaplanmalı ve böylece net iklim faydası belirlenmeli. Son olarak, karbon yakalamanın devletleri yeni fosil yakıtların finansmanı için teşvik etmemesi gerekiyor. Bu teknoloji fosil yakıtlardan vazgeçmeyi erteleme aracı yerine kalıcı ve zorunlu emisyon azaltımına yönlendirecek bir unsur olarak görülmeli.
Sonuç olarak, karbon yakalama, iklim politikasının yerine geçecek sihirli bir değnek (silgi) değil; azaltılması gereken emisyonların geride bıraktığı küçük ama zor karbon izini temizlemeye yarayan bir araçtır.




