Enerji Günlüğü - Türkiye Elektrik Sanayi Birliği (TESAB) tarafından düzenlenen online toplantıda, Türkiye'deki elektrik piyasasının geleceği ve yeni dönemde yapılması gereken değişiklikler masaya yatırıldı. Moderatörlüğü'nün Euroelectiric Türkiye Müşteriler ve Yeni Hizmetler Çalışma Grubu Başkanı Ali Hakan Everekli'nin yaptığı toplantının ana konuşmacısı olan Akenerji Kamu İlişkileri Direktörü Dr. Tamer Emre, elektrik sektörünün içinden geçtiği durumu herkesin anlayabileceği çarpıcı verilerle özetledi. Resmi kurumlardan alınan 100 milyondan fazla saatlik tüketim verisi ve 6 milyondan fazla fatura kaydı incelenerek yapılan 13 büyük akademik çalışmanın sonuçları, sistemin baştan aşağı yenilenmesi gerektiğini gösteriyor.
BARAJLARDAKİ SU SEVİYESİ FİYATLARI DOĞRUDAN DÜŞÜRMÜYOR
Kamuoyunda elektrik fiyatlarının düşüşü genellikle yağmurlara ve barajlardaki su bolluğuna bağlanıyor. Ancak Dr. Tamer Emre bu durumun göründüğü gibi olmadığını belirterek, "Yaptığımız matematiksel ölçümler, barajlardaki su üretiminin elektrik fiyatlarındaki değişimin sadece yüzde 6'sını açıkladığını gösteriyor. Yani barajların doluluk oranı sanıldığı gibi fiyatları doğrudan belirlemiyor. Bunun temel sebebi, devlet destekli bazı santrallerin fiyattan bağımsız olarak şebekeye elektrik vermesi ve baraj sularının enerji dışındaki tarım gibi amaçlarla da planlanmasıdır" dedi.
ELEKTRİKTE ASIL DENGEYİ NET YÜK BELİRLİYOR
Elektrik piyasasında fiyat oluşumunu kavrayabilmek için "net yük" kavramına bakılması gerektiğini ifade eden Dr. Tamer Emre, konuyu şu sözlerle açıkladı: "Net yük, toplam elektrik talebinden, rüzgar ve güneş gibi doğaya bağlı üretimlerin çıkarılmasıyla elde kalan miktardır. Sistemde asıl belirleyici olan bu net yüktür. İncelediğimiz 62 bin saati aşkın veri, net yük ile doğalgaz santrallerinin çalışması arasında yüzde 82 gibi çok güçlü bir bağ olduğunu kanıtlıyor. Net yükün en düşük olduğu zamanlarda elektrik fiyatı ortalama 582 TL olurken, net yükün en tepeye çıktığı saatlerde fiyat 2 bin 58 TL'ye fırlayarak 4 kattan fazla artıyor. Mevcut piyasa kuralları bu anlık değişimleri fiyatlara tam olarak yansıtamıyor."
33 DERECE EŞİĞİ VE GÜNEŞ ENERJİSİNİN ETKİSİ
İklim değişikliği nedeniyle artan hava sıcaklıklarının elektrik şebekesi üzerindeki yükünü de detaylandıran Dr. Tamer Emre, tüketim alışkanlıklarının nasıl kırıldığını anlattı: "Türkiye nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan 10 büyük ildeki hava durumunu inceledik. Gördük ki termometreler 33 dereceyi geçtiğinde elektrik tüketiminde kalıcı bir sıçrama yaşanıyor. Bu kritik eşikten sonraki her 1 derecelik sıcaklık artışı, şebekemize anlık 917 megavatlık ek bir yük getiriyor. Klimaların yoğun çalıştığı bu anlarda akşam saatlerinde elektrik ihtiyacı zirve yaparken, öğlen saatlerinde ise güneş enerjisi üretimi tavan yapıyor. Güneş enerjisinin son 4 yılda 10 kat büyümesi, öğle saatlerindeki elektrik fiyatlarını günlük ortalamanın çok altına indirdi ve piyasada ciddi dengesizlikler oluşturdu."
AVRUPA'DA NEGATİF FİYAT DÖNEMİ BAŞLADI
Yurt dışındaki elektrik piyasalarından da örnekler veren Dr. Tamer Emre, Avrupa'da elektrik fiyatlarının artık sıfırın altına inmeye başladığına dikkat çekti. Dr. Emre, "Avrupa'daki 18 ülkenin son 11 yıllık verilerine baktığımızda, negatif fiyatların kalıcı hale geldiğini net şekilde görüyoruz. Örneğin Almanya'da toplam sürenin yüzde 2.32'sinde elektrik fiyatları eksiye düştü. Finlandiya'da ise aralıksız 42 saat boyunca fiyatlar negatif seyretti. Türkiye'de şu an resmi olarak eksi fiyat uygulanmasa da sistemimiz bu baskıyı üretim planlama sapmaları üzerinden derinden hissediyor. Mevcut fiyatlama yapısı uzun vadeli yeni yatırımlar için doğru ve sağlıklı bir ekonomik sinyal üretemiyor" uyarısında bulundu.
YENİ SİSTEM FATURALARI YÜZDE 25 DÜŞÜREBİLİR
Geleceğe yönelik çözüm önerilerini de paylaşan Dr. Tamer Emre, şebekenin güvenliğini koruyacak ve her teknolojinin maliyetini adil şekilde yansıtacak yeni bir model tasarladıklarını belirtti. Dr. Emre, "Geliştirdiğimiz bu yeni kaynak bazlı piyasa modelini bilgisayar simülasyonlarıyla test ettik. Eğer bu adil ödeme sistemine geçersek, şu anki müdahaleci yapıya kıyasla toplam sistem maliyetini yüzde 20 ila 25 arasında düşürebiliyoruz. Aynı sistemi ülkemizin 2035 yılı hedeflerine uyarladığımızda ise toplam maliyetteki iyileşme yüzde 40 seviyesine ulaşıyor. Bu yeni model hem şebekenin teknik güvenliğini tam sağlıyor hem de yatırımcıların geleceği rahatça görerek hareket etmesine imkan tanıyor" diyerek sözlerini tamamladı.










