1. YAZARLAR

  2. Mehmet ASLAN

  3. Enerji cephesinde yeni bir şey yok!
Mehmet ASLAN

Mehmet ASLAN

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Enerji cephesinde yeni bir şey yok!

Sevgili okuyucularım,

Çeşitli sebeplerden dolayı, uzunca bir süredir Enerji Günlüğü’ndeki yazılarıma ara vermek zorunda kaldım. Bu sayede ben biraz dinlendim, siz ise esprili ve edebî enerji yazılarımdan bir süre mahrum kaldınız. Ama korkmayın, bu yüzden herhangi bir kayba uğramış sayılmazsınız. Çünkü yeniden kalemi elime aldığımda gördüm ki, enerji sektöründe hali hazırda olup bitenler 6 yıl öncekilerden pek farklı değil, yani eski tas eski hamam. Bu yüzden şimdiki yazılarımı okuyacağınıza, bir zamanlar Enerji Günlüğü’nde yayınladığım eski yazılarıma baksanız da olur…

***

Eski okurlarım bilirler, Türkiye’nin enerji sorunları ve çözümleri için başlatılan herhangi bir tartışmada, benim “körün değneği misali” bellediğim üç temel esas vardı:

1- Türkiye, enerji kaynakları açısından zengin bir ülke değildir.

2- Ama ülkenin neresini kazsanız düşük kalorili, yüksek nemli ve yüksek emisyonlu Linyit kömürü çıkmaktadır. Bu yüzden, teknik ve çevresel açıdan çeşitli zorlukları olsa bile, Türkiye’de ülke yararına herhangi bir enerji politikası mutlaka ve mutlaka yerli linyit kaynaklarımızı dikkate almak zorundadır.

3- Yerli linyit kaynaklarımızın yaklaşık %40’ı Afşin Elbistan sahasında bulunmaktadır. Bu yüzden, enerji sektörümüzle ilgili ciddiye alınabilecek herhangi bir tartışma “Ne olacak bu Afşin Elbistan’ın hali?” sorusuyla başlamak zorundadır.

***

Ben de, yazılarıma yeniden başlarken bu soruyu sorma ihtiyacını duydum ve cevap olarak son zamanlarda enerji medyasında manşete çıkan bazı haberlerle karşılaştım.

Bu haberlerde belirtildiğine göre, Afşin Elbistan A santraline ilave olarak yeni iki ünite daha yapılması amacıyla hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu tartışmalara yol açmış, çeşitli çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşları bu projenin iptali için davalar açmış ve eylemlerini yoğunlaştırmıştı. Bu davalarda mahkemelerin görevlendirdiği bilirkişi heyetleri de çeşitli sebeplerden dolayı ÇED raporunun uygun olmadığına karar vermişlerdi. “Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan Mehmet Dalkanat, bilirkişi ek raporundan memnun olduklarını, ek ünitelerin fayda sağlamayacağının bir kez daha ifade edildiğini belirterek ÇED olumlu raporunun ve ek ünite planlarının iptali için zaman kaybedilmemesi gerektiğini söyledi.”

(Bkz. Afşin-Elbistan'da ikinci bilirkişi raporu: ÇED’e bir kez daha “uygunsuz”)

Bu haberde verilen karar gerekçelerine baktığımda ise doğrusu hayretler içinde kaldım. ÇED Raporu’nda öylesine “kör göze mertek” bir takım hatalar yapılmış ki, bu hataların bilmeden yapılabilmesi bana epeyce zor görünüyor.

Haberde verilen bu gerekçelerin bazılarına bir göz atalım isterseniz:

  • Kışlaköy kömür ocağının üretim kapasitesi yılda 19,5 milyon tondan 30,5 milyon tona çıkarılacak ancak ÇED raporu bu devasa artışın yaratacağı toz emisyonunu hesaba bile katmamış. Bilirkişilere göre gerçek toz yükü, raporda yazanın neredeyse iki katı.
  • Halkla santral arasındaki "güvenli mesafe" belirsiz. İl Sağlık Müdürlüğü 500 metre sağlık koruma bandı önerirken, ÇED raporu bunu 25-30 metreye indirmiş ancak bu kararın nasıl verildiği, hangi kriterlere dayandığı ve imar planına hangisinin işleneceği raporda anlaşılabilir şekilde yer almıyor.
  • Toprak ölçülmeden "ölçüldü" denilmiş. ÇED raporu bitkisel toprak derinliğini 70 cm olarak belirlemiş ancak bunu yaparken herhangi bir saha çalışması, burgu ölçümü ya da bilimsel yöntem kullanılmamış. Bilirkişiler, gerçek derinlik bilinmeden yapılacak toprak sıyırmasının tarım arazilerine telafisi güç zararlar vereceğini tespit etmiş.
  • Binanın altındaki zemin bile incelenmemiş. Yeni ünitelerin inşa edileceği alan için projeye özel hiçbir zemin etüdü yapılmamış. Bunun yerine 3,4 km uzaktaki ve 25 yıl önceki veriler kullanılmış. Bilirkişi heyeti, deprem bölgesinde böyle bir yaklaşımın "oldukça riskli" olduğunu açıkça ifade etmiş.”

ÇED Raporunu hazırlayan firmanın, muhtemel bilirkişilerin ve çevrecilerin işlerini kolaylaştırmak için elinden geleni yaptığı anlaşılıyor sanki. Bana kalırsa, bu ilave üniteleri bir an önce yapmak için acele eden işletmeci firmanın bu “yetersiz” ÇED firması ile sözleşmesini acilen sonlandırmasında fayda var.

Şimdi biraz geriye giderek konuyu baştan alalım.

Olcay Aydilek’in 10.06.2019 tarihinde Habertürk’te yayınlanan “ İşte enerjide dev anlaşmanın ayrıntıları başlıklı haberine göre:

“Her biri 344 megavatlık 4 üniteden oluşan Afşin Elbistan A Santrali, toplam bin 376 megavat kurulu güce sahip (Santral görece eski olduğu için halen belli ünitelerinde elektrik üretebiliyor. Tam kapasite çalışmıyor). Türkiye’nin en büyük kömür santralleri arasında gösterilen Afşin Elbistan A’nın, kömür sahasıyla birlikte çeyrek asır devam eden ilginç ve bir o kadar da örnek oluşturacak “özelleştirme” serüveni bulunuyor.

İşte, bu olayın ayrıntıları…

Süreç, 1990’lı yılların ilk yarısına kadar uzanıyor. 8 Aralık 1994’te, Tansu Çiller'in başbakanlığını yaptığı hükümet döneminde Bakanlar Kurulu’nca alınan bir kararla, söz konusu santralin 20 yıllığına işletme hakkı devri yoluyla Vural Erbilgin’e ait ERG-Avusturyalı Verbund ortaklığına devredilmesi öngörüldü.

DEVLET ŞİRKETİ KARŞI ÇIKTI

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ERG-Verbund Elektrik arasında imzalanan imtiyaz sözleşmesi, 15 Aralık 1999 tarihinde dönemin Enerji Bakanı Cumhur Ersümer'in onayıyla yürürlüğe girdi. İmtiyaz sözleşmesi kapsamında yapılacak devir işlemini, “kamu yararı”na aykırı bulan o zamanki adıyla TEAŞ (o dönemde devletin sahip olduğu santralleri işleten bugünkü adıyla EÜAŞ), sözleşmede yer alan bazı maddelerin değiştirilmesi için devreye girdi. Sözleşmeyi imzalamaktan kaçındı.

ERG-Verbund, Enerji Bakanlığı’na karşı dava açarak, imtiyaz sözleşmesi doğrultusunda devir sözleşmesinin imzalanmasını istedi.

DANIŞTAY’A TAŞINDI

Danıştay 10'uncu Dairesi, 2004 yılında davayı sonuçlandırarak, Afşin-Elbistan A’nın işletme hakkı devri yoluyla 20 yıllığına ERG-Verbund Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ'ye devredilmesi yönünde bir karar aldı. Bu karara itiraz edildi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 3 Mayıs 2007’de devri öngören kararı onadı.

ÇELİKLER SÜRPRİZİ

Devir süreci uzadı. ERG-Verbund, 2018 yılında Afşin Elbistan A için Tunçbilek, Orhaneli ve Seyitömer termik santrallerinin de sahibi olan Çelikler Grubu ile görüşmelere başladı. ERG-Verbund’un hisselerini Çelikler Grubu aldı.

Santral, 24 Kasım 2018’de Çelikler Grubu’na 20 yıllığına işletme hakkı devri (İHD) yöntemiyle devredildi. Devlet, santralde üretilen elektrik için alım garantisi verdi. İlk üç yıl, her kilovatsaat elektrik için 16-17 dolar sent ödenecek. 20 yıllık ortalama birim elektrik fiyatı, 8.35 sent olacak.

Çelikler Grubu, mevcut santrali rehabilite edecek. Bazı çevre yatırımlarını gerçekleştirecek. Yaklaşık 700 megavat da yeni santral inşa edecek. Kaynaklar, Çelikler Grubu’nun bu çerçevede 1 milyar dolarlık bir yatırım yapmasının öngörüldüğünü söyledi.”

Yani bu sözleşme ile Çelikler Grubu, hem 30 yıllık eskimiş santralı rehabilite edecek (desülfürizasyon tesisi kuracak, toz tutucu filtreleri geliştirecek), hem de iki yeni ünite yapacak, buna karşılık devlet santralde üretilen elektrik için alım garantisi verecekti. Hem de, yeni yapılacak santralin ve eski santralda yapılacak rehabilitasyonun maliyeti tarifeye yansıtıldığı için, inanılmaz derecede yüksek fiyatlarla alım garantisi.

Çelikler Grubu, santralde üretilen elektriği yıllarca bu yüksek fiyatlarla devlete sattı ama söylendiğine göre, taahhüt ettiği santral rehabilitasyonu işlerine bir türlü giremedi. Hatta bu yüzden Sayın Cumhurbaşkanı’nın tepkisine maruz kaldı. Hürriyet Gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi’nin 4 Aralık 2019 tarihinde Hürriyet’te yayınlanan (Erdoğan’ın telefonu) başlıklı yazısında belirttiğine göre:

"Erdoğan Afşin-Elbistan Termik Santralı'nı işleten Çelikler Holding'in sahibi Tahir Çelik'i arıyor. 'Biz sana süre verdik. Şimdiye kadar ne yaptın?' diye soruyor. İkna edici bir yanıt alamayınca bu kez, 'Sen ne yapıyorsun, anlat' diye üsteliyor. Holding sahibi ise 'Sayın Cumhurbaşkanım, 10 bin kişiye ekmek yediriyoruz. Biz bunun altından kalkamayız. Sürenin uzatılmasını talep ediyoruz' diyor. Erdoğan bu yanıt üzerine sesini yükseltiyor. 'Süre uzatımına rağmen sen hiçbir şey yapmamışsın' diye çıkışıyor. Erdoğan'ın sertleşmesi üzerine holding sahibi, 'O zaman ben bırakayım' diyor. Erdoğan, 'Ben sana onu demiyorum. Ne yaptın, onu soruyorum' dedikten sonra telefonu kapatıyor."

Bundan bir süre sonra, 2020 yılı başında diğer birçok termik santralla birlikte, çevresel yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle Afşin Elbistan A santralının da faaliyeti durduruldu. Bir süre sonra santral tekrar devreye alındı, ama Sözleşme ile taahhüt edilen rehabilitasyonların yapılıp yapılmadığını bilemiyorum. Bu konuda rivayet muhtelif. Yayınlanan haber ve fotoğraflara bakınca ise pek iç açıcı bir durum görünmüyor.

 

***

Yine Devir Sözleşmesi ile taahhüt edilen iki yeni ünite hakkında ise bugüne kadar ÇED çalışmaları haricinde herhangi bir haber alınamıyor. Onlar da bir onaylanıyor, bir iptal ediliyor. Gerçi, Sözleşme’nin üzerinden bugüne kadar sadece 8 yıl geçti, 20 yılın dolmasına daha çok var. Belki o zamana kadar ÇED çalışmaları sonlandırılabilir de iki yeni ünitenin inşaatına başlanabilir.

 

***

Şimdi gelin, bundan sekiz yıl ince Enerji Günlüğü’nde yayınlanan bir yazıma göz atalım:

Fil Hamdi ve bizim linyit aramalarımız - Mehmet ASLAN

Bu yazının sonlarında şöyle bir bölüm var:

Bu aramalar sonucunda bulunan linyitlerin elektrik enerjisine dönüştürüldüğüne dair önemli bir haber alamıyoruz henüz. Sadece bulunan rezervlerin, santral yapımı amacıyla rödövans karşılığı özel şirketlere verildiğine dair bir takım haberler var. Peki, sonra ne olmuş?

Onların son durumu hakkında ise, pek doyurucu olmasa da TKİ Faaliyet Raporu 2018 Sayfa 50 aşağıdaki bilgileri veriyor:

“Bu kapsamda, Kurumumuza ait:

· Adana-Tufanbeyli’de bulunan; 323 milyon ton kömür rezervli sahada 600 MW minimum kapasiteli termik santral kurulumu şartı ile 2012 yılı Haziran ayında,

· Manisa-Soma’da bulunan; 150 milyon ton kömür rezervli sahada, 510 MW kapasiteli termik santral kurulumu şartı ile 2012 yılı Ekim ayında,

· Bursa-Keles’te bulunan; 69 milyon ton kömür rezervli sahada 270 MW minimum kapasiteli termik santral kurulumu şartı ile 2012 yılı Kasım ayında,

· Kütahya-Domaniç’te bulunan; 128 milyon ton kömür rezervli sahada 300 MW minimum kapasiteli termik santral kurulumu şartı ile 2013 yılı Mayıs ayında,

· Bingöl-Karlıova’da bulunan; 88 milyon ton kömür rezervli sahada 150 MW minimum kapasiteli termik santral kurulumu şartı ile 2013 yılı Ağustos ayında, ihaleleri kazanan firmalarla sözleşmeler imzalanarak sahaların yer teslimleri yapılmıştır.

Ayrıca; Manisa Soma Kolin Termik Santrali 1. Ünitesi 19.01.2019 tarihinde devreye alınmış olup ticari amaçlı elektrik üretimi gerçekleştirilmektedir.

Diğer sahalardaki ÇED ve lisans süreçleri halen devam etmektedir.

Bu projeler ile firmalarla yapılan 6 yıllık sözleşme süresi içerisinde izin süreçlerinin tamamlanamaması halinde, sözleşme süreci bitiminde yeni bir yol haritası hazırlanacaktır.”

 

***

Yani Türkçesi: MTA, ülkenin birçok yerinde yaptığı araştırmalarla çeşitli kömür rezervleri bulmuş. TKİ bu rezervleri santral yapma taahhüdüyle rödövans sözleşmeleri karşılığında özel sektöre devretmiş. Ama bu Sözleşmeler ile devredilen kömür sahaları içinde sadece birinde, Manisa Soma’da Kolin firmasına devredilen sahada bir santral yapılabilmiş. Bu konularda biraz kulağım delik olmasına rağmen, diğerlerinin akîbeti hakkında henüz herhangi bir haber alamadım.

Yoksa “diğer sahalardaki ÇED ve lisans süreçleri” termik santral karşıtı çevreci örgütlerimizin de kıymetli destekleri sayesinde “halen devam etmekte” ve “6 yıllık sözleşme süresi içerisinde izin süreçlerinin tamamlanamaması halinde, sözleşme süreci bitiminde yeni bir yol haritası” mı hazırlandı? (Bu paragrafta italikle verilen ifadeler bana ait olmayıp, tam 6 yıl önce yayınlanan “Fil Hamdi…” başlıklı yazımda verdiğim TKİ Faaliyet Raporu 2018’den aynen alınmıştır.)

Okurlarımın arasında acaba bu bilgi eksikliğimi giderebilecek bir kimse var mı? Tabii bu arada, devir sözleşmelerinin her birinde bulunan hatırı sayılır tutardaki teminatların ne olduğu hususunda da bilgisi olan varsa lütfen bildirsin.

***

Başlık’ta ne demiştim?

“Enerji cephesinde yeni bir şey yok!”

Gönül isterdi ki, yerli ve millî enerji kaynağımız olan linyit kömürüne dayalı yeni yeni santrallar kurulsun, başta Afşin Elbistan gelmek üzere bütün linyit sahalarımız ihya olsun. Böylelikle hem insanlarımız ve şirketlerimiz için yeni iş fırsatları doğsun, hem de cari açık sorunlarımızda en başta gelen enerji ithalatımız bir nebze hafiflesin. Ama olmuyor, zamanında devlet şirketi TEK’in yaptıkları haricinde yeni linyit santralları bir türlü yapılamıyor. (Sebepleri uzun, tartışırız…)

Olmayınca da…

Hani derler ya, “Müflis bezirgân eski defterleri karıştırır..”

Biz de o hesap eski defterleri karıştırıp duruyoruz işte.

Haydi selâmetle…

Önceki ve Sonraki Yazılar