1. YAZARLAR

  2. Mehmet KARA

  3. Hidroelektrik santraller kuraklık-fiyat kıskacında
Mehmet KARA

Mehmet KARA

Yazarın Tüm Yazıları >

Hidroelektrik santraller kuraklık-fiyat kıskacında

Değerli okuyucu, yazının başlığındaki cümleyi biraz daha uzatalım: HES’ler kuraklık-fiyat kıskacına karşı kurtuluş formülü arıyor. 

Ne demek bu? 

Bandı biraz başa saralım, sonra sorunun cevabına geliriz.  

Türkiye 2026 yılının geride kalan bir buçuk ayını, elektrik üretimi açısından iyi haberlerle geçirdi. Son birkaç yıldan farklı olarak bu yılın geride kalan bölümünde bol yağış görüldü. Ve görünen o ki bir süre daha yağış göreceğiz. 

Konunun elektrik üretimi ile ilgisi ise hidroelektrik santralleri (HES) üzerinden kuruluyor tabii. HES işletmecileri yağışın türüne de çok hassas. Zira yağmur da iyi elbette ama asıl istenilen kar birikmesi. Çünkü yağmur yağıyor ve su kendi yolunu bir şekilde bulup akarsu olup nihai olarak kavuşacağı denizi ya da gölü buluyor. Oysa birikmiş kar yavaş yavaş eriyip toprağı sürekli ıslak tutuyor. Bu da özellikle barajların bulunduğu havzalarda daha istikrarlı bir su kaynağı demek. 

Diyelim ki yağışlar kar şeklinde tezahür etti. İş orada da bitmiyor. Kar yağışı sonrasında hava sıcaklıklarının nasıl seyredeceği ve nasıl bir rüzgâr rejimi de elektrik üreticileri açısından kritik öneme sahip. Eğer birikmiş kar, hızla artan sıcaklıklar ya da esecek rüzgar nedeniyle çok hızlı erirse, birikmiş kardan sağlanacak fayda yağmurdan çok da farklı olmayabilir. Yani havalar ne kadar serin gider, kar ne kadar kalıcı olursa elektrik üretiminde kullanılabilecek su gücü o kadar fazla olur. 

Yağışlarla neden bu kadar ilgilendin diyecek olursanız, bazı söyleyeceklerimiz var. Bir kere hidroelektrik santralleri Türkiye elektrik sektörünün ana taşıyıcı kolonlarından biri. Son yıllarda güneş ve rüzgar santrallerinin artması nedeniyle, toplam kurulu güç içindeki payı azalsa da HES’ler için durum hâlâ böyle. 

Çünkü hidroelektrik santraller sadece üretim gücü ile değil, dengeleyici-düzenleyici rolleriyle de iletim-dağıtım altyapısının işleyişinde kritik bir görev üstleniyor. Ancak son dönemde HES işletmecilerinin başı dertte. Bunun iki önemli nedeni var. 

Birincisi, kuraklık yüzünden barajlar yeterince dolmuyor, akarsular eskisi kadar gürül gürül akmıyor. Bu yüzden de hidroelektrik santral işletmecileri, eskisine oranla daha az yıllık elektrik üretimine imza atabiliyor. 

İkincisi, bu santrallerin en çok elektrik üretebildikleri mevsimde ve saat dilimlerinde elektrik fiyatları tabiri caizse, dip yapıyor. Örneğin bahar aylarında dereler gürül gürül akarken bunu elektriğe çeviren HES’ler düşük ya da bazen sıfıra yakın fiyatlar nedeniyle istedikleri geliri sağlayamıyor. Aynı şekilde günün en az elektrik tüketilen 01:00-06:00 saatleri arasında da elektrik fiyatları dip yapıyor. Baraj dolu iken üzerine gelen suyu tamamen türbine yönlendirmek bir işe yaramıyor anlayacağınız. 

Özetle, hidroelektrik santral işletmecileri bir nevi kuraklık-fiyat kıskacında. Peki ne yapmak lazım? Geçtiğimiz günlerde Hidroelektrik Santralları Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD) Başkanı Elvan Tuğsuz Güven ile sohbet ettik. Başta kendisi olmak üzere Dernek yönetimi üye HES işletmecilerini bu kıskaçtan çıkarmak için formül arayışında. Aslında bir formül bulunmuş. Ancak mesele, bunu enerji ve ekonomi yönetimine anlatıp onları ikna edebilmek. HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven ve arkadaşlarının en dikkat çeken önerisi, HES’lere özel taban fiyat uygulanması. Böylece şirketler, elektrik fiyatlarının dip yaptığı zaman dilimlerinde sistem kullanım bedellerini karşılayabilecek kadar bir gelir sahibi olabilsin. Bir diğer öneri de Bir diğer öneri de HES’lerden kurulu güçlerine göre hesaplanıp alınan alınan su kullanma hakkı ve sistem kullanım bedeli vs. ödemelerin,, üretim miktarına endekslenmesi. Böylece HES’lerin üretim yapmadıkları dönemlerde ödemek durumunda oldukları sabit giderlerin bir miktar azaltılması sağlanmış olacak. 

Ve hatırlatıyor HESİAD Başkanı: Geçmişte doğalgaz krizi olduğunda üretim filosundaki gaz santralleri buna benzer önlemlerle desteklenmişti. 

Öyle ya, ithal kaynakla çalıştığı halde gaz santralleri koruma kalkanı altına alınabildiğine göre, yerli kaynakla çalışan HES’ler de korunmayı hak etmediğini söylemek kolay değil.   

Önceki ve Sonraki Yazılar