1. YAZARLAR

  2. Haluk DİRESKENELİ

  3. Sığınmacıları topluma entegre edebilir miyiz?
Haluk DİRESKENELİ

Haluk DİRESKENELİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Sığınmacıları topluma entegre edebilir miyiz?

Değerli okuyucu,

Türkiye son 10 yılda büyük dış göç aldı. 

Bunun nedenleri tartışılabilir elbette.

Ama göçmenler, bir başka deyişle sığınmacılar ülkemiz için bir realite. 

O halde bir yandan nedenlerini tartışaduralım, göçmenler, sığınmacılar için tutarlı ve gerçekçi bir politikaya ihtiyacımız olduğu açık. Peki nasıl bir politika, nasıl bir uygulama? 

Baştan söyleyelim, “Hepsini geri gönderelim”, kolay bir çözüm değil. “Onları geri gönderecek siyasi bir iradeyi iktidara getirelim” fikri de kolay bir çözüm değil. Bu konuda ciddi kafa yormak, uygun uyumlu sağlıklı akılcı olumlu politikalar üretmek gerek.

Dilerseniz ona geçmeden önce genel bir duruma bakalım.

Suriyeli sığınmacılar çoğu aileleri ile beraber son on yılda güney sınırlarımızı geçerek yurdumuza geldiler. Zengin ve eğitimli olanlar vize alarak hızla burayı terk ettiler ve Batı Avrupa, Kuzey Amerika ülkelerine gittiler. Kalan belki on milyon belki daha çok yığınlar para kazanmak, tutunabilmek, iş sahibi olmak, iş kurmak için her göçmen alan ülkede olduğu gibi önce zor az para getiren işlerde çalıştılar. Kendi kültürlerini devam ettirebilecek koloniler, gettolar, varoşlar kurdular. Bugün Ankara Altındağ, Mamak, Keçiören, Örnek mahallesinde böyle kümeleşmelere rastlıyoruz.

İstanbul'un Sultanbeyli, Sultangazi, Bağcılar, Esenler ve Fatih ilçeleri Suriyeli nüfusu yoğun olarak tanımlanmıştır. Haziran 2023 itibariyle en çok Suriyeli barındıran şehir 531 bin 381 kişi ile İstanbul. İstanbul'u 440 bin 324 kişi ile Gaziantep, 333 bin 317 kişi ile Şanlıurfa takip ediyor. Suriyelilerin yerli nüfusa oranla en yoğun olduğu şehir ise %33,6 ile Kilis. Kilis'te 147 bin 919 Türk Vatandaşı ile kayıt altına alınmış 74 bin 922 Suriyeli bulunuyor. 

Göçmen alan başka ülkelerin tecrübelerine bakalım, Amerika Birleşik Devletlerinde 18. yüzyılda ingiliz göçleri bittikten sonra irlanda, 19. Yüzyılda italya, doğu Avrupa Rus Yahudi göçmenleri geldiler, daha sonra OrtaDoğu insanları Ellis island göçmen adasına konuk oldular. Sağlık ve ruhsal Kontrollerden sonra Amerikıa’nın geniş uçsuz bucaksız topraklarına yayıldılar.

Gittikleri yerlere kendi bilgilerini, tecrübelerini, becerilerini , kültürlerini götürdüler. Alman göçmenler uzun süre kendi aralarında Almanca konuştular, Almanca dergi kitap gazete çıkardılar. Texas eyaletinde hala 19. Yüzyıl köy Almancası konuşan yerleşimler var. Bu bölgelerin Alman asıllı insanları iletişim ve ticaret için ister istemez ingilizce öğrendiler.

Gelen insanların geriye dönmek gibi bir şansları yoktu, arkalarındaki gemileri yakarak gelmişlerdi. Sırtlarında bakacak yaşlılar yoktu, kimseye bağlı değillerdi, geldikleri eski ülkeleri ile bağları, eski mülkleri eski sorumlulukları kalmamıştı. Göçmenler sığınmacılar yeni yurtlarında sağlam durabilmek yerleşebilmek için çok çocuk yaptılar, en basit işleri kabullendiler, öğrendiler geliştirdiler, büyüttüler, kendileri ve aileleri için zenginlik oluşturdular. Geldikleri ülkelerde ezilmişlerdi, daha hür olduklarını hissettikleri yeni ülkelerinde direndiler, çok çalıştılar, sahiplendiler.

Avustralya için 18. Yüzyılda ingiltere hapishaneleri boşaltıldı, ingiliz iskoç irlandalı mahkümlar aylar boyu gemi yolculuğu yapıp yeni vadedilmiş topraklarda kendilerine yeni gelecek kurdular. Kendi içlerinde sağlam etik düzenli bir toplum oluşturdular.

Benzer durum Kanada ve başka koloniler içinde uygulandı. İtalyanlar Arjantin’e, Almanlar Brezilya’ya gittiler. Buralara kendi becerilerini, kültürlerini götürdüler.

Bugün ikinci üçüncü kuşak göçmen çocukları Hindular, Pakiler, Bengaliler İngiltere’de milletvekili, bakan hatta başbakan olabiliyorlar. Bizde hiçbir şey olamayan GüneyDoğu insanımızın ikinci üçüncü kuşak çocukları , Almanya’da Hollanda’da İsveç’te milletvekili bakan oldular.

Kafamızı tarihteki kötü örneklere takmayalım. Bize gelen en büyük gurup sığınmacı göçmen Suriye’den oldu, daha sonra Irak, Pakistan, Afganistan göçmenleri geliyor. Suriyeliler aileleri ile geldiler, bizim sağlık ve sosyal yardım imkanlarımızdan faydalanarak yerleştiler, çoğaldılar, iş sahibi oldular, iş kurdular, bizim insanımızın yapmak istemediği işlere girdiler. Başarılı olmak için uğraştılar, uğraşıyorlar.

Bu sığınmacı göçmenler sığınmacı insanlar geri gitmeyecek. İngiltere’ye giden Pakiler, Hindular, Bengaliler, Fransa’ya sığınan Kuzey Afrikalılar, Batı Afrikalılar, Almanya’ya giden göçmenler kendi ülkelerine dönmediler. Gittikleri ülkelerde yerleştiler, yeni hayat kurdular, çocukları ordaki okullara gittiler, yeni gittikleri ülkelerin konuşulan dilleri çocuklarının ana dili oldu.

Bu fikir başta size zor gelebilir ama yavaş yavaş kabul edelim. Bu insanları dışlamamamız lazım. Bu insanları zaman içinde içimizde entegre etmemiz lazım. Tıpkı Batı Trakya, Girit, Bulgaristan Türk göçleri sonrası içimize aldığımız çalışkan insanlar gibi onlara yaklaşmamız lazım.

Gelen insanlar Suriyeliler çok eski bir medeniyet sahibidirler, Suriye Haçlı savaşlarında batı ve doğu insanının karşılaştığı, savaştığı, kültür alışverişinde bulunduğu tarihi bir mekandır. Romalılar, eski Yunanlılar, eski Mısırlılar, Frigyalılar, bu gölgede bulunmuşlar. Şam, Halep, Hama, Humus, Tartus, Diar-el Zor inanılmaz tarihi mekanlardır, insan genlerinin karıştığı yerlerdir.

Yazarınız diyorki, giden gider, belki kendi ülkesine geri döner, belki daha rahat yaşayacağı başka ülkelere göç eder, ama büyük göçmen sığınmacı çoğunluğu burda kalacak, bu gerçeği bilelim kabul edelim, ve geleceğimizi bu şartlarda inşa edelim. 

Diyebilirsiniz ki, bu konunun Türkiye'nin enerji sorunu ile ne ilgisi var? 

Bu soruyu sormakta haklısınız ama nüfus artışı göçler nedeniyle bu derece hızlı artıyorsa sadece enerji talebi yönünden bile bu mesele o yönüyle ilgi alanımıza pekala girebilir... 

Datça, 26 Temmuz 2023

Önceki ve Sonraki Yazılar