1. YAZARLAR

  2. Hasan YİĞİT

  3. Uçakların yakıtı tarladan gelecek
Hasan YİĞİT

Hasan YİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Uçakların yakıtı tarladan gelecek

Enerji dönüşümünü konuşurken artık sadece elektrik üretimini, güneş ve rüzgâr yatırımlarını konuşmamız yeterli değil. Çünkü ulaşımın en zor alanlarından biri olan havacılıkta da işler değişiyor ve sürdürülebilir havacılık yakıtı, yani SAF (Sustainable Aviation Fuel / Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı) yarının havacılığının en önemli meselelerinden biri haline geliyor. Benim bu konuda dikkat çekmek istediğim yer ise şu, uçak gökyüzünde uçuyor ama geleceğin yakıtının hammaddesi gökten inmiyor, tarlada yetişiyor. 

Ben yıllardır miscanthus diyorum, enerji, sanayi, biyokütle ve karbon diyorum ama şimdi bu işin uçağın yakıtına kadar uzanan tarafını görüyoz. İnsan ister istemez soruyor: Dünya geleceğin yakıtını bugünden ararken, hammadde hesabını yaparken biz neden hâlâ elimizde duran fırsatı anlatmakla yetiniyoruz?

Avrupa’da SAF kullanımı 2025’te yüzde 2 ile başladı, 2030’da yüzde 6, 2035’te yüzde 20 ve 2050’de yüzde 70’e kadar çıkacak. 

İyi güzel de, bu kadar SAF nerden gelecek, gökten mi yağacak? Bugün kullanılan atık yağların miktarı belli ve yapılan hesaplara göre mevcut atık yağ kaynaklarının sağlayabileceği yakıt, Avrupa’nın 2035’te istediği SAF miktarının en iyimser durumda bile ancak yaklaşık yüzde 40’ına denk geliyor. Geri kalan için yeni hammadde kaynakları gerekiyor. 

Ben tam burada miscanthus’u görüyorum. Avrupa’daki miscanthus üreticileriyle konuşurken bana açık açık, “Miscanthus, geleceğin sürdürülebilir uçak yakıtında önemli bi hammadde olma potansiyeline sahip” denildi. Vallahi bunu duyunca şöyle bir durdum; biz daha “olur mu acaba?” diye bakarken adamlar geleceğin yakıtının hammaddesini konuşmaya başlamış, insanın hem hoşuna gidiyor hem de canı sıkılıyor. 

Miscanthus’un önemli bi avantajı daha var; SAF üretiminde gıda olarak kullanılan tarım ürünlerinin hammadde olarak kullanılmasına izin verilmemesi, gıda ile yakıtı birbirine rakip etmeme açısından önemli. Ve Miscanthus burada değer kazanıyor. Çünkü insanın yiyeceği buğdayı, mısırı alıp uçağa yakıt yapmaya çalışmıyosun, enerji amacıyla yetiştirilebilen başka bi kaynağı değerlendiriyorsun. 

Benim kafam almıyor bazen, böyle bir fırsat dururken neden hâlâ “acaba olur mu?” diye konuşup duruyoruzz. Bir tarlaya ek, yetiştir, ölç, biç, verimini hesapla, teknolojisini test et, ekonomik hesabını çıkar, ama hiç olmazsa başla. Çünkü bu iş tarlaya dikmekle bitmiyor; ürün yetişecek, hasat edilecek, taşınacak, fabrikada işlenecek ve geleceğin uçak yakıtında kullanılabilecek, yani tarladan fabrikaya, fabrikadan gökyüzüne uzanan zincirin ilk halkası bugünden kurulacak. 

Şimdi insanın hem heyecanlanması hem de kızması lazım. Çünkü Avrupa SAF işini şimdiden planlıyor, hedef koyuyor, hammadde hesabını yapıyor, yatırımcıyı ve üretim alanlarını hazırlıyor. 

Peki biz ne yapıyoz?

Türkiye’de 2026 yılı için belirlenen hedef, kullanılan havacılık yakıtının litre başına emisyonunun binde 5 azaltılması. Avrupa’da ise 2025’ten itibaren yüzde 2 ve 2030’dan sonra yüzde 6 SAF kullanımı zorunlu hale geliyor. Bunlar birebir aynı şey değil ama gidilecek yönü gösteriyor. 

Avrupa’da Hırvatistan, Moldova ve Romanya gibi ülkelerde binlerce hektarlık Miscanthus tarlaları kuruluyor ve geleceğin biyoyakıt ihtiyacı için hammadde hazırlanıyor. 

Biz ise daha sıfır noktasındayız. 

Türkiye’de arazi var, çiftçi var, sanayi var, Avrupa’ya yakınlık var, miscanthus için ciddi potansiyel var. Peki o zaman neyi bekliyoruz? Çünkü fabrika birkaç senede kurulabilir ama binlerce, on binlerce hektar tarlayı bir günde kuramazsın;. Çiftçiyi bul, dikim yap, üretim ve hasat sistemini kur, ürünü fabrikaya taşı… Tüm bunlar zaman alacak. 

Bugün tarlayı kurarsan yarın elinde hammadde olur, bugün seyredersen yarın başkasının yetiştirdiği hammaddeyi satın alırsın. 

Benim kızdığım ve üzüldüğüm mesele tam da bu. Bizim çiftçimiz niye kazanmasın, sanayicimiz niye üretmesin? Türkiye niye geleceğin uçak yakıtında söz sahibi olmasın? Yoksa yıllar sonra yine “Ulan bu işi de başkaları yapmış” mı diyeceğiz?

Ben artık miscanthus'a sadece bi bitki diye bakmıyorum; burada tarla var, çiftçi var, enerji var, sanayi var, yatırım var, gelecek var. Yıllar sonra gökyüzünde uçan bi uçağa bakıp “İşte bunun yakıtının bi kısmı bizim tarladan gelmiş”

demek istiyorum. 

Çünkü mesele sadece miscanthus yetiştirmek değil, tarlayı geleceğin enerjisiyle buluşturmak ve Türkiye’nin geleceğin yakıt zincirinde sadece yakıt alan değil, hammaddesini yetiştiren, üreten taraf olması. 

Miscanthus, Türkiye’nin gelecekteki enerji ve sanayi fırsatlarından biri. Çünkü uçak gökyüzünde uçuyor ama yakıtı gökten gelmiyor; geleceğin uçak yakıtının ilk adımı bugün tarlada atılıyor. 

Şimdi özellikle havayolu şirketlerine, enerji sektörüne ve sanayicilere soruyorum:

Peki biz hazır mıyız 2030’a, 2035’e?

Avrupa ve dünyanın başka ülkeleri SAF kullanımını artırırken bizim havayollarımız bu yeni dönemin yakıtını, hammaddesini, tedarik zincirini ve maliyetini bugünden planlıyor mu, yoksa yarın kurallar kapıya dayandığında “biz bunu niye daha önce düşünmedik” deyip eksik yükümlülüklerin, para cezalarının ve maliyetlerin hesabını mı yapacağız? 

Benim derdim kimseyi korkutmak değil kardeşim, bugünden herkesi uyandırmak. Çünkü yarın gökyüzünde maliyet ödemek istemiyorsan, bugün tarlada bunun hesabını yapacaksın, üreticiyi hazırlayacaksın, hammaddeni düşüneceksin, sanayini hazırlayacaksın. 

Yarın uçağın yakıtını ararken tarlaya bakmayalım; bugün tarlaya bakıp yarının yakıtını hazırlayalım. 

Önceki ve Sonraki Yazılar