1. YAZARLAR

  2. Hasan YİĞİT

  3. Yeşil taksonomi geldi, sanayici daha neyi bekliyor?
Hasan YİĞİT

Hasan YİĞİT

Yazarın Tüm Yazıları >

Yeşil taksonomi geldi, sanayici daha neyi bekliyor?

24 Eylül 2026 tarihinde Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği yayınlandı. Hemen okudum. Sonra bir daha okudum...

 

Kendi kendime dedim ki; ey benim güzel memleketimin sanayicisi, yıllardır yeşil dönüşüm dedik, karbon dedik, sürdürülebilirlik dedik, Avrupa dedik, anlattık da anlattık ama galiba biz konuşmaktan yorulmadık, dinleyen de duymaktan yorulmadı, şimdi iş ciddiye binmeye başlayınca hepimiz birbirimizin yüzüne bakıyoruz, ne yapacağızz diye. 
 

Kardeşim, artık fabrikanın kapısına yeşil tabela asmakla, broşüre ağaç resmi koymakla, iki tane güneş paneli gösterip “biz çevreciyiz” demekle bu işler olmuyor. Yeşilim diyorsan gösterecen, karbonunu ölçecen, hesabını verecen. Öyle lafla, süslü cümleyle bu iş dönmüyor. Hele dünya böyle giderken hiç dönmüyor. 

 

Sanayici kardeşim, sakın ha, bugün görmezden geldiğin karbon hesabı yarın senin önüne öyle bir hesap olarak gelir ki, altından kalkamazsın. 

Bu yönetmelik sürdürülebilir yatırımların nasıl değerlendirileceğine, çevresel hedeflere ve şu yeşile boyama denen işin önüne geçilmesine bir çerçeve getiriyor.

İyi de benim asıl derdim bundan daha büyük. Biz niye her şeyi son dakikaya bırakıyoruz kardeşim? Niye birileri kapımıza dayanacak diye bekliyoruz? Niye başımıza bir şey gelmeden önce tedbir almak bize bu kadar zor geliyor?

Sonra başımıza gelince de şaşırıyoruz.

Avrupa’ya mal satıyorsun, enerji kullanıyorsun, hammadde alıyorsun, üretim yapıyorsun. Peki sen ne kadar karbon çıkardığını biliyor musun? Ürünün karbon ayak izini hesapladın mı? Yarın müşterin gelip senden bunları istediğinde önüne ne koyacan?

Yine diyeceksin:

“Bize kimse söylemedi.”

Söylediler kardeşim. Hem de yıllardır söylediler. Biz duymak istemedik.

Ben burada miscanthus meselesini de geçemem. Çünkü yıllardır alternatif biyokütle kaynaklarını konuşuyoruz, araştırın diyoruz, sanayide deneyin diyoruz. Ama daha ne olduğunu doğru dürüst bilmeden “olmaz” diyenler çıkıyor. Kardeşim, bir araştır, bir ölç, bir hesap yap, sonra olmaz de. Daha bakmadan olmaz demek kolay. 

Ben miscanthus her derde deva demiyorum. Yeşil Taksonomi miscanthusu otomatik olarak yeşil kabul etti de demiyorum. Böyle bir şey söylemek zaten doğru olmaz. Ama enerji ve hammadde için alternatifler önerildiğinde, daha ne olduğuna bakmadan kapıyı kapatmak da bana göre doğru iş değil. 

Sanayici kardeşim, yapacağın üç tane iş var. 

Önce fabrikanın karbon hesabını çıkaracaksın. Enerjin nereden geliyor, yakıtın ne, hammadden ne, üretimde ne kadar emisyon çıkarıyorsun, bunları bileceksin. 

Sonra alternatiflerine bakacaksın. Daha düşük karbonlu ne var, daha düşük maliyetli ne var, daha verimli ne var, hepsini masaya koyacaksın. 

Sonra da dönüşüm için yatırımını, maliyetini, hedefini belirleyeceksin. Bugün bunları hesaplamazsan, yarın gelir başkası senin adına hesaplar. İşte o zaman iş biraz can sıkabilir.

Aman ha kardeşim, bugünkü rahatlığın yarın fabrikanın en pahalı maliyeti olmasın! 

Ben bu memleketin sanayicisinin ne sıkıntılar çektiğini bilmiyor değilim. Kurla uğraştı, faizle uğraştı, elektrik faturasıyla uğraştı, hammadde bulamadı, gece gündüz çalıştı. İşçinin maaşı, elektrik, doğalgaz, kredi, vergi derken adamın zaten kafası dolu. Kendi uykusundan vazgeçip fabrikayı döndürdü. 

Bunu bilmiyor değilim. 

Ama tam da onun için söylüyorum. 

Bunca emekle kurduğun fabrikayı, alın teriyle büyüttüğün işini, yarın değişen pazar şartlarına hazırlıksız yakalanıp sıkıntıya sokma kardeşim. 

Çünkü bu iş sadece çevre meselesi olarak kalmayacak. Yarın maliyet meselesi olacak. Müşteri meselesi olacak. İhracat meselesi olacak. Finansman meselesi olacak. Sonra bir bakacaksın, yıllardır emek verdiğin işin önünde hiç hesapta olmayan bir sürü engel ortaya çıkmış. 

Ben sana kork demiyorum kardeşim. Uyan diyorum. Geç kalma diyorum! 

Yeşil dönüşüm sadece GES kurmak, RES dikmek, sonra önünde fotoğraf çektirmek değil. Ürettiğin malın karbonunu azaltabiliyor musun, daha az kaynakla daha çok üretim yapabiliyor musun, enerjiyi daha akıllı kullanabiliyor musun, esas mesele bu. 

Benim içimi acıtan da bu zaten. Biz bazen imkân olmadığı için kaybetmiyoruz. Zamanında düşünmediğimiz için kaybediyoruz. Sonra da oturup "keşke" diyoruz.

Ama o keşke var ya kardeşim…

Bazen yıllarca döktüğün alın terinden daha ağır geliyor insana.

Yeşil Taksonomi geldi.

Artık yeşil görünmek yetmeyecek.

Yeşil olduğunu kanıtlayacaksın. 

Sanayici kardeşim, bugün önüne koymadığın hesabın yarın altında kalma. 

Daha neyi bekliyorsun?

Çünkü bu defa mesele laf değil. 

Bu defa mesele hesap. 
Bu defa mesele hazırlık. 
Bu defa mesele ayakta kalmak. 

Yazımı bir yörük sözü ile bitiriyorum:

“Yol yürümeyenin, menzil soracak yüzü olmaz.”

Yani, bugün yola çıkmayanın, yarın neden menzile varamadım demeye hakkı olmaz.

Önceki ve Sonraki Yazılar