1. YAZARLAR

  2. Mehmet KARA

  3. Yarım asır öncesinden enerji krizi dersleri
Mehmet KARA

Mehmet KARA

Yazarın Tüm Yazıları >

Yarım asır öncesinden enerji krizi dersleri

1974 tarihli bir gazete sayfası... Hürriyet gazetesinde yer alan, “Petrol krizi neler getirdi?” üst başlıklı, Nuyan Yiğit imzalı haberin manşetteki başlığı şu: İngiltere diz çöktü... 

Londra mahreçli haberin ilk cümlesi çok şey anlatıyor: 

“Yüzyıllar boyunca topraklarında güneşin hiçbir zaman batmadığı Büyük Britanya İmparatorluğu, Basra Körfezi çevresindeki ülkelerin petrol ambargosu yüzünden karanlık, işsizlik ve bunalıma gömülmüştür.” 

Haber, 1970’lerdeki iki petrol krizinden ilkinin yaşandığı dönemde yaşananlardan bir kesit sunuyor. Bakmayın “kesit” dediğimize, İngiltere’ye odaklanan bir haber olsa da oldukça kapsamlı bilgiler içeriyor. 

Hikayemiz, Mısır ve Suriye başta olmak üzere çok sayıda Arap ülkesinin İsrail’e karşı başlattığı Yom Kippur Savaşı’ndan sonraki dönemden. ABD liderliğindeki batılı devletlerin, bu savaşta İsrail’i desteklemeleri üzerine Petrol İhracatçısı Arap Ülkeleri Teşkilatı (OAPEC) petrol ambargosu başlatıyor. Bu hamle üzerine, petrol fiyatlarının bir yıl içinde dörde katlanarak 12 dolara fırladığı günler... 

ZİNCİRLEME SORUNLAR 

Devam ediyor haber: 

“Enerji krizi yüzünden hükümetin halkı bir odayı ısıtıp orada oturmaya çağırdığı, herkesin ısınmak için ellerinde şiş yün ördüğü ve yağmur, sis, soğuk demeden yürüdüğü İngiltere büyük bir felaketin eşiğindedir. 

Hükümet bu büyük uçurumun kenarından kurtulmak için halkı uyarmakta, sıkı tedbirler almaktadır. Ancak bu tedbirler zincirleme olarak yeni sorunlar doğurmaktadır. Enerji sıkıntısı yüzünden işçilerin haftada yalnız üç gün çalışmaları üretimi düşürmekte, yeni sorunlara yol açmaktadır.”

ÇALIŞMA SÜRESİ KISALDI, İŞSİZLİK PATLADI 

Savaş ve ardından gelen ambargonun yol açtığı petrol krizine karşı Londra yönetimi önlem üzerine önlem almaya çalışır. Ancak enerji krizini atlatmak kolay bir şey de değildir. İşte haberden bir paragraf daha: 

“Hükümet yaptığı son açıklamada, çalışma günlerinin üç güne indirilmesi yüzünden 730 bin kişinin işsiz kaldığını bildirmiştir.” 

DEDEKTİFLER İŞ GÖREMEZ OLDU

Haberin devamı, Doğu Akdeniz’de, Arap coğrafyasında yaşanan çatışmanın bütün dünyayı nasıl etkisi altına aldığını, Londra sokaklarındaki atmosfer üzerinden oldukça çarpıcı şekilde yansıtıyor: 

“İngiltere’nin sisli, yağmurlu sokakları karanlıklara bürünmüş, vitrinler mumlarla, gaz lambalarıyla aydınlanmaya başlamıştır. İngilizler kapkara bir yeni yıla girerken hırsızlar faaliyete başlamış ve ünlü Scotland Yard dedektifleri iş göremez olmuşlardır.” 

Editörlük başarısı mı, yoksa Londra’daki muhabirin ifade gücümü bilinmez, petrol krizi altında İngiltere’de yaşananları anlatan metin oldukça ayrıntılı. Haber metninin içinden önemli görülen spotlar da çıkarılıp başlığın yanına koyulmuş (Parantez içindeki kısımlar bize ait):   

•  Yarım işsiz sayısı 730 bine yükseldi (Üretim düşünce fabrikalar işçileri kısmi olarak çalıştırdı, işsizlik yükseldi)  

•  Aileler bir odayı ısıtıp orada oturuyor (Londralılar, kalorifer yakıtı bulamayınca kendi çözümünü üretiyor) 

•  Yakıtsızlıktan elektrik santralleri çalışamıyor (O dönemde fuel oilile çalışan termik santraller, elektrik üretiminde önemli bir role sahip)    

•  Ülke büyük bir mali krize sürükleniyor (Üretim düşüp ihracat azalınca vergi gelirleri de azalıyor, kamu hizmetlerini sunmak için mali kaynak bulmak güçleşiyor.)  

ZAM YOKSA KÖMÜR DE YOK, HATTA GREV VAR

Haberin en başından itibaren petrol krizi İngiltere üzerinden anlatılsa da, metnin bir yerine atılan “İngiltere ne durumda?” ara başlığının ardından şunlar aktarılıyor:  

“İngiltere’de petrolden başka kömür de yok olmaktadır. Enflasyonla savaşmak için zamları donduran hükümete karşı maden işçilerinin greve girmesi ve bakım işlerini normal çalışma saatleri içinde yapmaları üretimi düşürmüştür.” 

ELEKTRİK ÜRETİMİNE DARBE 

Petrol ve kömürün yokluğu, otomatikman elektrik sektörüne de yansıyor. Haberden aktarmaya devam ediyoruz: 

“Petrol ve kömür sıkıntısı karşısında İngiltere’de elektrik santralleri de çalışamaz haldedir.” 

AMBULANSA BENZİN YOK, TRENCİLER GREVDE 

İngiltere’de enerji krizi efekti anlat anlat bitmiyor. Haberden anlaşıldığı kadarıyla motorlu taşıtlar yürümeyince, halk tabana kuvvet: 

“Akaryakıt sıkıntısı yüzünden otomobiller ve kamyonlar çalışmazken, tren işçileri de ücret anlaşmazlığı yüzünden greve gidince, halk yürümeye başlamıştır. Bu arada cankurtaran arabaları ve sağlık personelinin de greve gitmesi, halk üzerinde büyük ölçüde etkili olmaktadır.” 

İHRACAT AZALIR, 2 MİLYON YENİ İŞSİZ 

Üretim azalınca ihracatta da azalma olacağından İngiltere büyük bir mali krize sürüklenmektedir. Öte yandan işçilerin haftada üç gün çalışmaya başlamaları, fabrikaların pekçok işçiyi çıkarmak zorunda kalmalarına yol açtığından 2 milyon kişinin işsiz kalacağı belirtilmektedir. 

Nuyan Yiğit’in haberinde kullanılan büyük fotoğraf, Londra’daki bir mağazanın vitrinini seyreden insanları gösteriyor. Fotoğraf altında şunlar yazılı: 

“Güneşin hiçbir zaman batmadığı topraklar karanlığa büründü. İngiltere mum ışığı, gaz lambalarıyla aydınlanan evler, sokaklar, vitrinlerle kapkara bir yeni yıla girerken, hırsızlara gün doğdu. Taşıt araçlarının işlememesi, nakliye güçlükleri yarattığından yiyecek maddeleri sıkıntısı da başgösterdi. Üretimin düşmesi ekonomiyi de güç duruma soktu.” 

İNGİLİZLERLE DALGA GEÇEN AFRİKALI: İDİ AMİN

1974 yılından bir gazete sayfası, dönemin ruhunu anlamaya oldukça yardımcı oluyor. Öyle ya, geçmişten söz ediyor ve yaşananların bir kısmı zaten tarih bilgisi olarak hafızalarımızda var. Bu sayede o günlere dair ayrıntıları bir gazete sayfasında görmek, dönemin atmosferini ve psikolojisini anlamayı kolaylaştırıyor. Dönemin psikolojisi dememin nedeni, enerji krizinden muzdarip İngiltere’yi anlatan haberle aynı sayfada Afrika ülkesi Uganda’dan da bir haber yer alıyor. Aynı sayfada bulunmalarının nedeni de açık, konu yine İngiltere. Hem de kriz altında inleyen Londra’ya yardım eli uzatıyormuş gibi yaparken açık açık dalga geçen Afrikalı Devlet Adamı’nın sözleri aktarılıyor. 

“AÇ KALMAYIN DİYE MUZ GÖNDEREBİLİRİZ”

Uganda Devlet Başkanı’nın sözlerine yer verilen “Dizlerimize kapanacak” ana başlığı ile “İdi Amin İngilizlere aç kalmamaları için muz gönderecek” alt başlığı altındaki haber şöyle: 

“Ellerinde İngiliz pasaportu bulunan binlerce Asyalıyı sınır dışı edip birçok İngiliz şirketine el koyduktan sonra Londra hükümetiyle arası bir hayli açılan Uganda Cumhurbaşkanı İdi Amin, Çetin ekonomik güçlükler içinde bulunan İngilizlerin aç kalmaması için (İstenirse İngiltere’ye muz sevkıyatına derhal başlayabileceğini) söylemiştir. 

BBC’ye verdiği bir mülakatta İngilizlerin dertlerinden alaycı bir ifade ile söz açan İdi Amin İngiltere’nin hızla bir ekonomik krize sürüklendiğini ve pek yakında Uganda’dan mali yardım isteyecek hale geleceğini de sözlerine eklemiştir. 

İngilizlere karşı olmadığını, onlara yardım etmek istediğini anlatan İdi Amin şöyle demiştir: 

“Emperyalistleri kontrol etmek sırası şimdi Afrikalılara geldi. Eğer Uganda’ya gelirlerse çizmelerimize kapanmaları gerekecek.” 

İdi Amin geçen hafta içinde de İngiltere’ye yardım kampanyası açarak bir gün içerisinde 4800 dolar bağış toplamıştır. Cumhurbaşkanı kendi cebinden 1440 dolar vermiştir. 

İşin ilginç yanı, İngiltere ile dalga geçen İdi Amin’le ilgili haberi veren de İngiliz yayın kuruluşu BBC’den başkası değil. Haberdeki İdi Amin fotoğrafının altında şöyle yazıyor: 

“YAZIK, İngilizler aç kalacak” diyen Uganda Devlet Başkanı İdi Amin, muz göndereceğini söyledikten sonra İngiltereye yardım kampanyasında 4800 dolar toplandığını açıkladı. 

ENERJİ KRİZİNE KARŞI ALINAN TEDBİRLER DEĞİŞMİYOR

Dedik ya, Nuyan Yiğit imzalı Londra mahreçli haber oldukça kapsamlı. Enerji krizine karşı alınan önlemler de var haliyle. Ve görünen o ki, krizler insanlığın en temel davranış kalıplarının pek de değişmediğini gösteriyor. Bu duruma dair pek çok özlü söz duymuş olabilirsiniz. Ve her birinizin aklına bunlardan biri ya da birkaçı gelebilir. Her neyse, işte İngiltere’de enerji krizine karşı alınan önlemler ya da krizden korunma tavsiyeleri (Parantez içindeler, önlemlerin bugünkü izdüşümlerine ilişkin bizim yorumlarımızdır): 

DEVLET KEMER SIKIYOR

İlk iş olarak İngiltere, hükümet ve devlet yatırım ve masraflarını kısmaya başlamıştır. 1975 yılına kadar resmi sektör harcamalarından 1 miyar 200 milyon sterlin (yaklaşık 45 milyar TL) kısılmaktadır. (Bugünkü enerji krizi, Türkiye’de devletin yatırım harcamaları ile masrafları kısmasına yönelik bir adımı beraberinde getirmiş değil ancak enerji yetersizliği artarsa, bu tür önlemler görmek şaşırtıcı olmaz)

VERGİLER ARTTIRILIYOR 

Vergiler yüzde 10 arttırılmakta, bankaların kredi tahsisleri kısıtlanmakta, kiraya verilen binalardan alınan yüzde 30, taksitle alınan mallarda peşin oranı yüzde 33’e çıkarılmaktadır. (Enerji maliyetlerindeki yükselişin üretim ve tüketimin azalmasına yol açması halinde, vergi ve harçlarda değişikliklere gitme ihtimali dolabilir. Türkiye’de enerji krizinin ilk yansıması akaryakıt fiyatlarına oldu, hükümet vergi arttırmak yerine, mevcut verginin yüzde 75’lik kısmını almayarak, benzin ve motorin pompa fiyatlarındaki artışları yavaşlattı. Yine de fiyatlar ciddi artış yaşadı.)  

19 UÇAK SEFERİ KALKTI 

Hükümet enerji sıkıntısı karşısında ilk iş olarak halkı tek odayı ısıtıp oturmaya çağırmış, televizyon yayınlarını gece 22:30’da kesmeye mecbur etmiştir. (Bugün akla bile getirilmez aslında ama birbirinin kopyası içeriklerle habire yayın yapan kanallar sadeleştirme yoluyla azaltılsa fena olmaz belki.) 

Benzin vesikaları ve kuponlar halka dağıtılmıştır. Pazar günleri benzin istasyonları kapalıdır. İngiliz Hava Yolları şimdilik günde 19 uçuşunu kaldırmıştır. (Türkiye’de kaldırılan uçak seferleri oldu ancak bunlar enerji yetersizliğinden değil, fiilen savaş altındaki ülkelere yönelik seferlerden ibaret, en azından şimdilik. Savaş uzar ve yayılırsa, turizm hareketleri azalacağından zararına uçmak yerine sefer sayısını azaltmak pekâlâ mümkün.)  

ELEKTRİĞE KISIT, VİTRİN IŞIĞINA YASAK

Şehirlerde elektrikler her gün 20 dakika ila bir buçuk saat arasında kesilmektedir. Voltaj düşürülmüş, gece maçları, vitrin ışıklandırmaları yasaklanmıştır. Resmi daire ve ticarethanelerde 17 derecenin üstünde ısıtma yapanların cezalandırılacağı açıklanmıştır. (Bugün savaş ortamının etkisi henüz elektrik kesintilerine yol açacak düzeyde değil. Bunun bir nedeni, elektrik üretimindeki kaynak çeşitliliğinin yüksek oluşu. Yani petrol hemen hemen hiç kullanılmazken, doğalgazın payı da giderek azalıyor. Güneş, rüzgâr, jeeotermal ve hidroelektrik gibi yenilenebilir kaynaklara dayalı ciddi bir elektrik üretim santralleri filosu mevcut. Kömür santralleri halen pek çok yerde devrede, doğalgaz santrallerinin payı ise giderek azalıyor.) 

Son bir not: Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un bugünkü enerji krizini atlatmak için önerdiği önlemlerden birinin de yeni olmadığını görüyoruz 1974 tarihli gazete haberinden: İngiltere’de otomobil kullananların saatte 80 kilometreden fazla hız yapmaları yasaklanmış, benzin karneleri halka dağıtılmıştır.  

Bu son cümle, benzin karnesi görüntüsünün altındaki fotoğraf altı metin…

“BENZİNİ KARNEYLE ALABİLİYORDUK” DİYENLERE 

Haydi biz de şöyle bağlayalım: Günümüzde ekonomi yönetimine yönelik eleştiriler karşısında ikide bir dile getirilen “eskiden yağ ve benzin karneyle alınabiliyordu” lafını edenlerin, o dönemde İngiltere, Fransa, İspanya gibi Avrupa ülkelerinin durumuna dair hiçbir şey bilmediklerini söylemek yanlış olmaz. Onlarınki bilgi değil, yarım bilgi. Yani yarım doktor insan öldürür derler ya hani, yarım bilgi de ülkeleri öldürür. Ülkenin geleceğine dair karar alırken, yarım değil tam bilgi ile hareket etmek gerekir. 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar