Dhahran, Saudi Aramco, Mayıs 1996

Değerli Okurlarım,Bugün size bir iş geliştirme hikayesi anlayacağım. Mayıs 1996'da, ABD'nin önde gelen bir büyük buhar kazan üretim şirketi, Suudi Arabistan'da...

Dhahran, Saudi Aramco, Mayıs 1996

Değerli Okurlarım,

Bugün size bir iş geliştirme hikayesi anlayacağım. Mayıs 1996'da, ABD'nin önde gelen bir büyük buhar kazan üretim şirketi, Suudi Arabistan'da mevcut basit çevrim (simple cycle) gaz türbini kullanan enerji santralleri için, yeni ürün "atık ısı geri kazanımlı buhar jeneratörü (Heat Recovery Steam Generator)" sunumları yapmak üzere Dhahran Suudi Aramco tesislerine bir pazarlama ekibi gönderme karar aldı.

Satış ve Pazarlamadan sorumlu, Mr. Prahlad Kaushik, Babcock & Wilcox International Inc. Ohio Satış Müdürü olarak, Saudi Aramco tesislerinde teknik ve ticari konularda sunum yapmak için görevlendirildi. Suudi Aramco Dhahran tesislerine en yakın Ortak Girişim şirketi bizdik. Ben de yerinde destek ve gelecekte gerekirse teklif hazırlama konusunda bilgilenmem için bu iş geliştirme misyonuna katılmak üzere görevlendirildim.

Saudi Aramco şirketi, merkezi Dhahran'da bulunan, devlete ait, mülkiyetinde bulunan ispatlanmış -görünür- bilinen petrol rezervleri açısından belkide dünyanın en büyük petrol şirketi durumunda. Eskiden sadece Aramco (Arab- Amerikan) olarak bilinirdi, 1980 yılında çoğunluk hissesi Saudi Arabistan devletine geçti, 1988 yılında isminin başına Saudi ismi eklendi. Son yıllarda ham petrol üretimi yaklaşık 8 milyon varil (1.300.000 m³) ortalama oldu.

İstanbul'dan Dhahran hava limanına Singapur havayolları ile 4 saat süren non-stop (aktarmasız) rahat bir gece uçuşu yaptım. Yerel saatle Dhahran sabahında Uluslararası havaalanına vardık. Gümrükte herkesin bavulu tek tek açıldı, içinde müstehcen, kendileri için sakıncalı dergi, kitap, alkollü içki varmı? Bakıldı, bavuldaki herşey tek tek kontrolden geçti. Önceden tahmin etiğim için sadece teknik döküman, şirket broşürleri yanıma almıştım. Yanımda hiçbir dergi, kitap, gazete yoktu. Kontrolden geçmek bu yüzden nisbeten kolay, ancak darmadağınık edilen bavulu toplamak zor oldu.

Varış kapısında bizim Amerikan şirketinin Dhahran temsilcisi bekliyordu. Beni arabası ile bir hafta boyunca kalacağım etrafı 2-metre yüksek duvarla çevrili, Hintli Müslüman bir aile tarafından işletilen otel- motel- benzeri siteye (Housing Complex) götürdü. İşletme bizi her biri bağımsız- içinde devamlı soğuk havalandırması, büyük ekran uydu TV, buzdolabı olan, apart villalara yerleştirdi. Her yemekte açık büfe harika uluslararası ve Hint ağırlıklı yemekler sundu. Villaların ortasında açıkhava yüzme havuzu vardı, ama gün içinde çok sıcak ortam dolayısiyle yüzmeye imkan yoktu. Boş zamanlarda içerde TV seyretik.

Benim ortağım ABD'den aynı gün akşamüstü geldi. Beraber tavsiye edilen yine Müsüman Hint kardeşler tarafından işletilen otomobil kiralama (rent-a-car) şirketine gitik. En yeni model klimalı bir otomobil kiraladık. Ortağımın engin bir yurtdışı -OrtaDoğu- mekanlarında iş yapma tecrübesi vardı. Otomobili hemen bir servis istasyonuna götürdük, motoruna, filtrelerine, motor yağına, frenlerine, lastiklerine baktırdık. Otomobil yeniydi ancak lastikler çok yol sürüşünden çok yıpranmıştı. Motor yağını tamamlatık, özellikle fren sürüş mesafesine dikkat etmemiz tavsiye edildi.

Ertesi gün, hep beraber Saudi Aramco şirketinin, şehir dışındaki genel merkezine doğru yola çıktık. Petrol üretim sahalarını da kapsayan, etrafı dikenli telle çevrili, içi idari binalar ve

enerji üretim santralleri ile dolu büyük bir yerleşkeye vardık.

Ana giriş kapısında (nizamiye) yukarda dijital olarak “110F” rakamını gördüm, ne olduğunu anlamadım, otomobilin içinde sıcaklık 29 derece Santigrad olduğundan bana fazla sıcak geldi, dışarı çıkıp serinlemek istedim, meğer dış ortam 110F (Fahrenheit) imiş, yani dışarsı 43 derece Santigrad idi. Arabayı açık otoparka bıraktık, açık alanda otoparktan en yakın binaya kadar 100 metre yürümemiz gerekti, herhalde güneş geçti, sersemledik.

Aramco yerleşkesinin içi sanki Saudi Arabistan değildi, ayrı modern bir çalışma ortamı vardı. Sanki ABD'nin Texas eyaletinde bir petrol kasabasında idik. Ofste çalışan hanımların üstünde haff yazlık elbiseler, beylerde yine haff yazlık takım elbiseler vardı. İç ortamlar tümüyle klimalı, sıcaklık herhalde 20 derecenin altında idi.

Bizi büyük bir konferans salonuna aldılar. Hemen hemen 30 kadar hepsi erkek, Saudi, Mısırlı, Arab, Avrupalı, Amerikalı mühendisler salonu doldurdular. Hepsi akıcı İngilizce biliyordu, çoğunun büyük meşhur ABD üniversitelerinden lisansüstü dereceleri vardı.

ABD'li ana şirketimiz, konusunda bilinen uzman bir şirketi. Anlatılan teknoloji o sıralar yeniydi, herkes detay öğrenmek istiyordu. Biz de iyi hazırlanmıştık. ABD'li meslektaşım Saudi Aramco'nun mevcut sistemini önce sordu, yerleşkedeki tüm enerji santralleri basit çevrim içinde doğalgaz yakıyordu. Yani sadece Gaz Türbinleri vardı, Doğalgaz veriyorsunuz, elektrik üretiyorsunuz, Gaz Türbini egzosundan çıkan 500-600C sıcaklıktaki yanmış baca gazını doğrudan atmosfere atıyorsunuz.

Gaz Türbini egzost çıkışına, yeni bir atık ısı geri kazanım buhar jeneratörü koyarsanız ve 500-600C sıcaklıktaki baca gazını buraya verirseniz, buhar üretirsiniz, bu buharla çevirdiğiniz yeni bir ek buhar türbini size Gaz Türbininin yarısına yakın ek elektrik üretir.

Yapmaları gereken, basit çevrimi, kombine çevrim haline getirmek, yani herbir gaz türbini için ek atık ısı kazanı ve ek buhar türbini satın almak idi. Bu yeni yatırım ile daha fazla yakıt harcamadan, sadece havaya atıkları çok sıcak gaz ile yüzde 50 daha fazla elektrik üreteceklerdi.

Çok sayıda gaz türbini vardı, ve dolayisiyle çok sayıda yeni atık ısı kazanı satışı yapmayı umuyorduk. Atık ısı kazanı tasarımı ve üretimi henüz yeniydi. Yeni tasarım ve yeni ürün ile büyük sipariş bekliyorduk.

Atık ısı kazanlarımızı anlatık, referans santrallerinizi tanıtık. Dinleyicilerimiz bizi dikkatle dinlediler, herşey makul anlamlı yürüyordu. Çok dikkatli teknik sorular sordular.

Konu, sonunda projenin yapılabilirliğine (feasible) geldi, üretecekleri ek elektrik ile ilk yatırım bedeli ne kadar zamanda geri alınacaktı? Bunu hesaplamak için daha önceden tablolar hazırlamıştık. Hesabı yapmak için doğalgazın fyatına ihtiyacımız vardı.

Doğalgazın fyatı uluslararası piyasalarda 1000 Nm3 (Sm3), veya 1000 Nrmal ft3 üstünden verilir. 1996Da bizim piyasada fyat 50-60 ABD Doları civarında idi, Rusya'dan geliyordu. Günümüzde bu rakam değişik kaynaklardan 400-500 ABD Doları arasında değişiyor. Arkasından doğalgazın alt ısıl kalorifk değeri üstünden 1 milyon British Thermal Unit (MMBTU) fyatını hesaplarsınız. Bugünlerde rakam MMBTU başına 8-9 ABD Doları.

Türkiye'de doğalgazın fyatını o günkü fiyattan hesaba koyduğumuzda geri ödeme 6 ay civarında idi. Yani yapılabilirlik çok yüksekti. Saudi Aramco'nun fyatı düşük olabilirdi ama biz en azından 3-4 yıllık bir geri ödeme süresi bekliyorduk. Ve bu da makul bir süreydi.

Dinleyicilerimiz doğalgazın onlar için fyatını kendi aralarında tartıştılar, tartışma tahminimizden uzun sürdü. Sonunda açıkladılar. Doğalgaz onların üretim hatı içinde bir yan ürün idi ve fyatı yoktu veya fyatı nerdeyse ihmal edilecek kadar küçük bir rakamdı.

Bu bedavaya yakın fyatı tablolarda yerine koyunda geri ödeme süresi çok uzuyordu, yani proje yapılabilir (feasible) değildi. Sistemi bu haliyle basit çevrim çalıştırmak daha mantıklı idi, kombine çevrim santraline, yeni yatırıma gerek yoktu.

Toplantı biti, beraber yemek yedik, teknik konular konuştuk, sonuçta bizim pazarlama çabamız başarısız oldu. Ortada bir talep yoktu, satış da yoktu.

Aynı durum, bugün Irak, Türkmenistan için de geçerli. Buralarda hala basit çevrim gas türbinleri çalışıyor, doğalgazın fyatı çok az olduğu için kombine çevrim santral kurmak hala finansal olarak yapılabilir (feasible) değil.

Artan Shalegaz üretimiyle doğalgaz fyatlarının düşeceği şeklinde piyasa beklentisi var. Ama Shalegaz öyle kolay bir üretim şekli değil. Çok fazla taze su ve kimyasal gereği var, atık su tekrar kullanılabilir değil ve çevre içme suyunu çok ciddi kirletiyor. Ayrıca 3000 metre derinlikte yapılan kaya çatlatma (fracturing) işlemi göründüğü-anlatıldığı kadar masum değil, depremleri tetikleyebiliyor.

Öte yandan basit çevrimde 500-600C sıcaklıkta atmosfere atılan gaz türbini baca gazı küresel ısınmayı artırıyor, kombine çevrimde bu sıcaklık 150-200C civarında makul seviyede tutulabiliyor. Doğalgazı bedavaya üreten petrol zengini ülkelerin karbon salınımına ve küresel ısınmaya olan olumsuz katkıları, kombine çevrim kullanan diğer ülkelere göre daha yüksek.

Düşük küresel ısınma talepleri ve Kyoto protokolünün etkinliği için yapılan önlemler yeni pazarlara yeni teknoloji ürünleri tanıtmak için yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak tek başına atık ısı geri kazanım sistemleri küresel ısınmanın ve CO2 emisyonu azaltılması için çözüm değildir. İlerde uluslararası yüksek CO2 salınımı ve küresel ısınma cezaları uygulanabilirse, durum farklı olabilir.

Atık ısı geri kazanım buhar jeneratörlerini artık tümüyle yurtiçinde üretebiliyoruz, temel ve detay tasarımlarını tümüyle yapabiliyoruz. Yabancı lisansa artık ihtiyaç yok. Atık ısı geri

kazanım buhar jeneratörü kullanan kombine çevrim enerji santralleri doğalgazı- petrolü olmayan bizim gibi ülkelerde norm- standart oldular.

Ama artık doğalgaz çok pahalı. Daha fazla yatırım yapmak zor. Yatırım projeleri, alıcıya, ortama ve zamana bağlı olarak yapılabilir (feasible) olurlar. En derin selam ve saygılarımla.