İpragaz CEO`su Şiper, gaz dağıtımına İngiltere modeli önerdi

Enerji Günlüğü - Türkiye LPG Derneği Başkanı ve İpragaz Türkiye CEO’su Selim Şiper, doğalgaz dağıtımında İngiltere modeli önerdi:  Uzak...

İpragaz CEO`su Şiper, gaz dağıtımına İngiltere modeli önerdi

Enerji Günlüğü - Türkiye LPG Derneği Başkanı ve İpragaz Türkiye CEO’su Selim Şiper, doğalgaz dağıtımında İngiltere modeli önerdi:  Uzak kasabalara kadar boru hattı döşemeye gerek yok, dağıtım ve satış hakkı karşılığında buralara dağıtım şebekesini özel sektör kursun, ister LPG (propan), ister LNG dağıtıp satsın...
Mehmet Kara'nın sorularını cevaplayan Selim Şiper, BOTAŞ’ın Türkiye’nin en ücra köşelerindeki küçük şehirlere kasabalara kadar gaz boru hattı döşemesine gerek olmadığını söyledi. Şiper’e göre 15-20 bin nüfuslu yerlere kadar gaz boru hattı döşemek yerine, dağıtım ve satış hakkı karşılığında bu yerleşim birimlerinin gaz dağıtım şebekesi özel sektör tarafından kurulabilir. Böyle bir yol açılırsa LPG'cilerin hemen devreye gireceğini ifade eden Şiper "Sonuç olarak bunun yolu mini şebeke kurmaktan geçiyor. Tüketici için hiçbir şey fark etmez" dedi. İşte Enerji Günlüğü'nün soruları ve Selim Şiper'in verdiği cevaplar:

Türkiye'nin en bağımlı olduğu kaynak olmasına rağmen doğalgaza yönelik sübvansiyon eleştiriliyor... Siz ne diyorsunuz?

Türkiye doğalgazı kullanmaya başlamakla çok iyi yapmıştır. Muhakkak kullanmanız gerekir. Ama bunun ötesinde yapmaması gereken bir şeyi de yapmıştır. Çünkü Türkiye doğalgaz tüketimini o kadar yüksek düşünüp, o kadar çok yüksek miktarlı al ya da öde kontratlarına imza atmıştır ki, yıllar yılı mümkün olan en yüksek seviyede doğalgazı tüketmek için çaba harcamıştır. Niye? Al ya da öde, ister kullan ister kullanma parasını ödeyeceksin demektir...

Reeksport imkânı yok mu peki?

Bazı kontratların var, bazılarının yok. Ama şunu da söyleyelim. Dünya üzerinde, doğalgaz üretmediği halde ihracatçı olan tek ülke Türkiye'dir. Türkiye Yunanistan'a doğalgaz satıyor. İyi de zararına satıyor diyorlar... Aman satsın çünkü zarardan kâr ediyoruz. Türkiye bu durumda.

Yeniden ihraç etme hakkı al ya da ödenin vereceği zararı ne kadar telafi eder?

Hiç bilmiyorum. O konuda hiç bir fikrim yok. Ama Allah’tan, devletimizin çok bilinçli bir hedefi var. Biz bir ara ithal ettiğimiz doğalgazın yüzde 50'sinden fazlasını elektrik üretiminde kullanıyorduk halen de yüksek. Ama Toplam elektriğimizin yüzde 55'i de doğalgaz kaynaklıydı. Yani başka bir deyişle birisi vanayı kapattığı zaman elektriksiz de kalıyorsunuz. Geçen sene olduğu gibi...

Bunun alternatifi ne?

Diğer ülkeler ne yapıyor doğalgaz kesintisi olduğu zaman, özellikle ABD? Hemen hatta, hava ile fakirleştirilmiş LPG sokuyor. Çünkü doğalgazla işleyen herşey LPG ile de işleyebilir. Ama LPG'nin, daha doğrusu propan'ın kalorifik değeri daha yüksek olduğu için bunu biraz havayla karıştırıp fakirleştirerek hatta veriyorsunuz. En azından basıncı olması gereken seviyede tutuyorsunuz.

Niye yapmıyoruz?

Şimdi özel sektörden bekliyorlar. Ama yani özel sektörün böyle bir şeyi yapmaya ne gücü, ne imkânı var... Türkiye'ye giriş noktası, tesisatı özel sektörün elinde değil ki, BOTAŞ'ta. Öyle değil mi? Ne yapayım ben şimdi, yani oraya bir tank koyayım da siz kısa kaldığınızda ben oraya LPG mi enjekte edeyim, olmaz ki...

Ne yapmak lazım?

Birilerinin bunu düşünmesi lazım.

Kim yapacak? BOTAŞ mı?

E tabii, bunun araştırılıp, böyle bir teknolojiyle bunu adapte edelim denilip yedekleme ünitesi olarak LPG'nin koyulabilmesi mümkün.

Ama hangi düzeyde ve nereye? Zaten hem yeni LNG terminaline hem de pompa istasyonlarına ihtiyaç var…

Pompa istasyonuna koyacaksınız.

LNG getirememek gibi bir sorun yok ki şu anda... Onu tutabilecek, sisteme verebilecek nokta var mı peki?

Var var... Ne olacak, Marmara Ereğlisi çalışıyor, Egegaz var, çalışıyor...

Yetersiz kaldığı söyleniyor ama...

Yetersizliğinden değil ki... Bazen onun da (EG: BOTAŞ'ın aldığı LNG kargolarından söz ediyor) gemisi geç geliyor. Geçen sene yaşandığı gibi gemi gelemedi, ne yapacaksınız? Ondan sonra ne oluyor, BOTAŞ bu sefer LNG ticareti yapan şirketlerin LNG'sini kesiyor. Bu sefer ben kendi müşterime derdimi anlatmak zorunda kalıyorum. E tabii yani BOTAŞ'ın da kendi boru hatlarını besleyecek metana ihtiyacı var. Öncelikle bizi kenara çekiyor, bize tanker dolumu vermiyor, boru hattına veriyor. Dolayısıyla diyeceğim şu, Türkiye bu yüksek miktarlı, al ya da öde şartlı kontratların şartlarını yerine getirebilmek için doğalgaza çok fazla yer verdi. Ve mesela ticari olarak anlam ifade etmeyecek noktalara kadar boru hatları döşendi... Bu ne demek? Ticari açıdan baktığınızda bir fizibilite meselesi. Siz 15 bin nüfuslu bir yere 200 kilometre boru hattı çekerek bu gazı götürüyorsanız, ticari olarak anlam ifade etmiyor olabilir. ‘Bu politik bir karardır’ der geçersiniz, o başka...

Diyelim ki politikayı dışarıda tuttuk, ne yapılabilir?

Eğer politik kaygılardan uzak, akil olarak bir şey yapıyorsanız, bu 15 bin nüfuslu yeri başka türlü halledersiniz ve bunun da yolu var... Boru döşemek yerine oraya bir tane seyyar ünite koyarsınız. İster LNG ile ister LPG ile ihtiyacı karşılarsınız...

İstanbul ve Ankara'da geçmişte kullanılan havagazı sistemleri gibi...

Evet! Evet, bunun da yolu var. Bugün İngiltere'ye bir bakılsın lütfen! İngilizler her tarafa boru döşemedi. British Gas önce abone alıyor, ondan sonra dönüp diyor ki LPG şirketine, ‘Kardeş, buradaki şebekeyi sen kur ve LPG olarak enerji ver. Yalnız bu LPG'yi benim doğalgaz fiyatımdan satacaksın, aradaki farkı ben sana ödeyeceğim’ diyor.

Benzeri bir model Türkiye'de de uygulanabilir mi?

İstediğiniz anda uygulanabilir. LPG sektörü olarak bunu söylüyoruz. İster LPG ile yaparsınız, ister LNG ile yaparsınız bu işi...

Böyle bir yol açılırsa LPG'ciler hemen devreye girer mi?

Tabii ki. Sonuç olarak bunun yolu mini şebeke kurmaktan geçiyor. Tüketici için hiçbir şey fark etmez. Sayacı okursunuz, hesaplamalarınızı yaparsınız, tahsil edersiniz, ödersiniz...

Sektörün konuya daha fazla asılması lazım galiba…

Türkiye'de LPG tamamen özel sektörün omuzlarında taşınmış bir sektördür. Geçmişte LPG'deki devletle bağlantılı tek şirket bizdik. Bizim şirketin yüzde 51'i 1992'ye kadar TPAO'nundu, onun dışında hep özel sektör olmuştur. Bu yüzden zaman zaman üvey evlat muamelesi görmüştür. Çünkü bizim devlet mekanizmamız kısmen hâlâ devletin müdahalesi olan sektörlerin sanki daha yararlı olduğunu düşünür. Özel sektörün hakim olduğu alanlara daha böyle bir "bunlar bir yerden bir yanlış yapar, kendi menfaatini önde tutar" gibi bir anlayış vardır. Bu zihniyetin değişmesi için daha epey mesafe alınması lazım. Bu açıdan baktığınızda bizim sektörün en önemli sorunu, LPG'nin Türkiye'nin enerji politikalarında hak ettiği yeri alamamasıdır.

Neresidir hak ettiği yer? Ne istiyorsunuz?

Hak ettiği yer şu. Demin size söylediğim mesele... En azından kırsalda, tüpten bu kadar vergi alınmaması veya bir vergi iade modeliyle bu tüpü kullanmaktan başka seçeneği olmayan vatandaşa bu ürünün kullandırılması... Çünkü özellikle kırsalda LPG'nin alternatifi ne, biliyor musunuz? Çalı çırpı, tezek ve odun. Bugün Türkiye'de makilik alan ve orman kesiminin büyük bir kısmı ısınma ve pişirme amaçlıdır. Bugün bütün enerji çeşitleri arasında en mobil enerji LPG'dir. Bakın, Ağrı dağının tepesine, başka hiçbir enerji kaynağını götüremezsiniz ama 2 kg'lik bir piknik tüp gider. Şimdi biz, en uzak noktaya en hareketli şekilde enerji temin edebilecek bir sektörüz. Dünyadaki en yüksek vergiye tabi LPG Türkiye'de. Bugün siz bir tüp aldığınız zaman bunun yüzde 45'inden fazlası vergi. Bugün İstanbul'daki doğalgaz tüketen bir vatandaşla, kırsalda yaşayıp başka bir enerji kaynağı bulamayıp LPG tüketen vatandaş arasında 40, hatta 41 misli özel tüketim vergisi farkı var. Yani siz 100 birim doğalgaz tüketip 1 lira vergi ödüyorken, aynı işi yapan kırsalda yaşayan vatandaş 40 lira ödüyor.

Yani BOTAŞ bir Türk Telekom ise LPG şirketleri de mobil şebeke işletmecileri...

Çok güzel bir benzetme bu! Evet,sabit hatlar vesairelerle BOTAŞ bu alanın Türk Telekom’u ise LPG sektörü de mobil işletmelerden oluşuyor. Tıpkı Turkcell, Vodafon ve Avea gibi. Ben istediğiniz yerde olabilirim. Ama 2 kg'lik piknik tüpüyle, ama şebeke kurarak, ama dökme LPG getirerek...

Bu çerçevede ne istiyorsunuz yasa koyucu ve düzenleyici otoritelerden, formüle eder misiniz?

Birincisi, bu iş özel sektörün elindedir. Bir imkân yaratıp da bunlara fayda sağlıyormuş görüntüsü vermeyelim kaygısından kurtulmamız lazım. ‘Devlet-özel sektör işbirliği kötü bir şey değildir’ zihniyetinin gelmesi lazım. Biz hâlâ devletle özel sektörü beraberce bir şey yaparken gördüğümüzde hemen komplo teorilerine başlıyoruz: Burada kesin bir şeyler dönüyor… Yahu yok, bırakalım artık bu çağ dışı düşünceyi. Doğrusu, bilim insanlarının da, ticaret erbabının da, özel sektörün de, devletin de el ele aynı amaca koşmasıdır. Burada kimse kimseye bir müsamaha gösteriyor veya artı bir fayda sağlıyor değil. Biz bu zihniyetten ötürü, bu işbirliğinden korktukça hiç bir yere varamayacağız...

Önceki ve Sonraki Haberler