1. HABERLER

  2. ELEKTRİKLİ ARAÇLAR

  3. Kongo’daki çevre sorunları kobalt üretimiyle büyüyor

Kongo’daki çevre sorunları kobalt üretimiyle büyüyor

Elektrikli araç pillerinin önemli bileşeni kobalt üretimi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki çevre sorunlarını büyük hızla arttırıyor.

Kongo’daki çevre sorunları kobalt üretimiyle büyüyor

Enerji Günlüğü - Elektrikli araç pillerinin önemli bileşeni kobalt üretimi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki çevre sorunlarını büyük hızla arttırıyor. 

Elektrikli araçlara (EV) enerji sağlayan pillerde kullanılan kobaltın küresel talebi hızla artarken, kobalt üretiminin neden olduğu çevre sorunları, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin (DKC) önemli sorunlarından biri haline geldi. 

Kobalt üretiminde dünya birincisi olan DKC, 2021’e kadar küresel kobalt üretiminin %70’ini karşılıyordu. Küresel üretimin yaklaşık %15’i ise Kongolu zanaatkar madenciler tarafından son derece ilkel şartlarda ve çevre sorunları açısından kontrolsüz yöntemlerle çıkarılıyor. Bu miktar, Rusya gibi bir madencilik devinin kobalt üretiminden fazla. Dolayısıyla kobalt meselesinin, çevre sorunları dışında ele alınması gereken sosyo-ekonomik ve hukuksal yönleri de var. 

KOBALTIN ALATERNATİFİ VAR MI?

DKC’de zanaatkar madencilerin ürettiği miktar dışında; bakır madenlerinin yan ürünü olarak elde edilen kobalt, EV pillerindeki katotların ısınmasını ve alev almasını engelleyen bir bileşen olarak kullanılıyor. Bu işlevi gören alternatif ürünler de var. Çinli pil üreticisi CATL, 2020’de geleneksel EV pillerinde temel bileşenler olan kobalt veya nikel kullanımını gerektirmeyen bir EV pili geliştirmişti. Tesla da 2022'nin ilk çeyreğinde ürettiği araçlarda, lityum ferrofosfat (LFP) piller olarak bilinen ve kobalt içermeyen lityum demir fosfat kullandı. 

Ancak bu alternatifler, kobalt üretim süreçlerinin neden olduğu sorunları ortadan kaldırsa da lityum ve diğer bileşenlerin üretiminden kaynaklanan yeni sorunları beraberinde getiriyor. Başka bir deyişle “çevresel sorun değişimi” olarak tanımlanan bu modern meselenin, modern yaşam biçiminde köklü değişiklikler yapmadan ortadan kalkması mümkün olmuyor. 

BİR PİLDE 6-12 KG KOBALT

Uluslararası Para Fonunun (IMF) hazırladığı bir raporda, tipik bir EV pilinin 8kg lityum, 35kg manganez ve 6-12kg arası kobalt gerektirdiğini ortaya koyuyor. Dolayısıyla enerji dönüşümünün önemli bir parçası olan EV teknolojileri, DKC’de kobalt çıkaran ve sayıları 200.000’e kadar çıkan Kazıcılar için (DKC’de kobalt çıkaran zanaatkar madencilere “Creseurs: Kazıcılar” deniyor) çok cazip bir talep kaynağı olarak düşünülüyor. 

Zanaatkar madenciler, çalıştıkları küçük madenlerde kazalar, aşırı efor, zehirli kimyasallar ve gazlara maruz kalma ve şiddet gibi çok ciddi sağlık riskleri altında çalışıyorlar. Kazıcılar, yaptıkları işten günde ortalama 10 dolara yakın gelir elde ediyor. DKC’deki günlük ortalama kişi başı gelirin 1,90 dolar civarında olduğu düşünüldüğünde, Kazıcıların yerel ölçekte çok iyi kazandıkları ve onca sağlık riskine rağmen vazgeçmemeleri anlaşılır hale geliyor. 

ÇEVRE SORUNU ÜÇÜNCÜ DÜNYADA YERELLEŞTİRİLMESİN

Kobalt, lityum vb EV pilleri bileşenleri sayesinde devam eden fosil yakıtlı araçlardan elektrikli araçlara geçiş süreci tamamlandığında; fosil yakıtlı araçların neden olduğu çevre sorunlarının ancak birkaçına çözüm olabilecek. Örneğin; otomobil lastiği üretimi, kullanımı ve atık lastiklerin bertarafı gibi bir soruna çözüm sunamıyor. Öte yandan EV pillerinin üretimi de kendi başına hem dünya ölçeğinde hem de yerel düzeyde, yeni çevre ve sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bir anlamıyla da fosil yakıtlardan kaynaklı küresel karbon birikimi sorunu, çok daha yoğun çevre sorunları olarak DKC’de yerelleştirilmiş oluyor. 

FOSİL YAKITTAN ÇIKIŞLA BERABER ARAÇ SAYISININ AZALMASI DA GEREKİR

Dolayısıyla uluslararası çevre kuruluşları ve uzmanlar, bu çabalara paralel olarak; modern yaşam biçiminde de radikal değişikliklere ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Önerilerden dikkat çeken biri; otomobil merkezli şehir planlamasından vazgeçilmesidir. Öneriye göre elektrikli toplu taşıma, ayrı bisiklet yolları, geniş kaldırımlar gibi tasarım öncelikleri modern hayatın kurgulanmasında, alternatif enerji kaynağı geliştirme çabalarıyla beraber yürütülmeli. Bugüne kadar Amsterdam ve Kopenhag gibi şehirler bunun önemli örneklerini sergiledi.

İlgili Haberler