1. HABERLER

  2. NÜKLEER

  3. WNISR: Avrupa nükleer yakıtta hâlâ Rusya’ya bağımlı

WNISR: Avrupa nükleer yakıtta hâlâ Rusya’ya bağımlı

Dünya Nükleer Endüstrisi Durum Raporu’nun (WNISR 2026) tanıtım toplantısında Rusya’nın nükleer santral projelerini jeopolitik bir güç aracı olarak kullandığı, yaptırımların ise yurt dışı projelerini sekteye uğrattığı vurgulandı.

WNISR: Avrupa nükleer yakıtta hâlâ Rusya’ya bağımlı

Enerji Günlüğü - Dünya Nükleer Endüstrisi Durum Raporu’nun (WNISR 2026) tanıtım toplantısı İstanbul’da gerçekleştirildi. Toplantıda Rusya-Ukrayna Savaşı’nın nükleer alanındaki yansımaları ile Türkiye’de devreye alınma hazırlıkları devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne dair değerlendirmeler de yapıldı. 

WNISR Koordinatörü ve Yayıncısı Mycle Schneider, Nükleer Enerji Danışmanı Dimitri Gorchakov ve Avrupa Patent Vekili Sebastian Stier, Rusya’nın nükleer ihracatı ile yakıt tedarikindeki hâkimiyetinin nasıl bir jeopolitik araca dönüştüğünü, yaptırımların da Akkuyu dahil yurt dışı projeleri nasıl etkilediğini anlattı.

100 YILLIK BİR SÜREÇ

Uluslararası alanda ana reaktör tedarikçisi ve ihracatçısının Rusya olduğunu söyleyen Schneider, santral projelerinin iki ülkeyi 100 yıl boyunca birbirine bağlaması sebebiyle Rusya’nın bu projeleri jeopolitik bir güç aracı olarak kullandığını vurguladı. İnşa halindeki reaktörlerin yüzde 95’inin ya nükleer silah sahibi devletlerde bulunduğuna ya da bu devletlerin kontrolündeki şirketler tarafından yürütüldüğüne dikkat çeken Schneider, dünyanın en büyük nükleer işletmecisi olan Fransa’da tüm reaktör filosunun son 5 yıldaki ortalama devre dışı/kesinti süresinin yüzde 31 olarak ölçüldüğü bilgisini paylaştı. 

WNISR: NÜKLEERDEN ELEKTRİK ÜRETİMİNDE DÜŞÜŞ VAR

“İklim değişikliği ve su yetersizliği nükleer üretimini ciddi şekilde vuruyor” diyen Schneider, Fransız nükleer işletmecisinin 2050 yılı için öngördüğü 5,6 TWh’lik (5,6 milyar kilovatsaat) iklim kaynaklı üretim kaybı seviyesine 17 Ağustos 2026’da ulaşıldığını, Eylül 2026 itibarıyla bu kaybın öngörülenin iki katına çıktığını kaydetti.

YAPTIRIMLAR AKKUYU’YU SEKTEYE UĞRATTI

Nükleer Enerji Danışmanı Dimitri Gorchakov raporu Rusya-Ukrayna Savaşı perspektifinden ele aldı. Savaşın nükleer güvenlik açısından gerçek bir stres testi olduğunu ve uluslararası güvenlik sistemlerinin savaş anında riskleri önlemekte yetersiz kaldığını belirten Gorchakov, Rusya’nın nükleer sektöründeki son duruma ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Rusya’da hükümet 40 yeni reaktör kurarak yüzde 18 olan iç pazardaki nükleer üretim payını yüzde 25’e çıkarmayı hedefliyor. Ancak savaş harcamaları nedeniyle gereken 200 milyar Euro’luk kaynağın nasıl bulunacağı belirsiz. Yaptırımlar Rosatom’un çekirdek ihracat faaliyetlerini muaf tutsa da finansal ve lojistik baskılar uluslararası projelerini engelliyor. Rosatom Genel Müdürü Lihachev, 2025 değerlendirmesinde Akkuyu ve Macaristan Paks II projelerinin yaptırım tuzağına düştüğünü kamuoyuna açıkladı. Akkuyu’da ABD bankalarında dondurulan 2 milyar dolar, Siemens ekipmanlarının teslim edilmemesi ve Çin alternatifleriyle değişim zorunluluğu, ilk ünitenin açılışını en az 3 yıl geciktirirken firmanın Türkiye’deki ikinci santral projesini alma şansını ciddi şekilde düşürdü.”

AVRUPA NÜKLEERDE RUSYA’YA BAĞIMLI

Toplantıda açıklamalarda bulunana bir diğer isim Emekli fizikçi ve Avrupa Patent Vekili Sebastian Stier oldu. Rusya’nın hem nükleer reaktör ihracatında hem de uranyum zenginleştirmede küresel ana oyuncu olduğuna dikkat çeken Stier, savaşın başlamasından bu yana Batı’nın nükleer sektöre yönelik hiçbir yaptırım uygulamadığına dikkat çekti. Bunun arkasında, karşılıklı bir bağımlılık bulunduğunu vurgulayan Stier, 5 AB ülkesi ile Ukrayna’da toplam 34 Rus yapımı VVER reaktörü bulunduğunu, bu ülkelerin enerji karmasında nükleerin payının yüzde 40-60 gibi yüksek bir seviyede seyrettiğini, dolayısıyla Rusya’dan gelen yakıt elemanlarına bağımlılığın kritik bir mesele haline geldiğini belirtti.

ALTERNATİF ARANIYOR

Stier’in verdiği bilgilere göre AB’nin Rusya’dan yaptığı nükleer yakıt ithalatı savaş öncesinde (2021-2022) yıllık yaklaşık 300 ton iken 2023’te 600 tona çıktı, 2025’te ise 379 tona geriledi. Bu ithalatın yüzde 80’i Slovakya ve Macaristan’a gitti. Son üç yılda Avrupa Birliği bu kapsamda Rusya’ya 1,77 milyar avro ödedi; bu tutar 2020-2022 döneminde ödenen 754 milyon avronun yaklaşık 2,4 katına denk geliyor. Bu süreçte Rusya’ya alternatif tedarikçi arayışı da hız kazandı.

Bu arayışın öne çıkan örneklerine değinen Stier, ABD merkezli Westinghouse’un VVER yakıtına alternatif geliştirme çalışmalarını 2000’li yıllarda başlattığını, 4 AB ülkesi ve Ukrayna ile imzalanan sözleşmeler kapsamında teslimatların 2023’te başlayıp 2025’te arttığını, Ukrayna’nın ihtiyacının yarısını artık Westinghouse yakıtıyla karşıladığını anlattı. Fransız Framatome’un ise kendi tasarımını 2018’de geliştirmeye başladığını, ancak bu tasarımın ancak 2030’ların başında devreye alınmasının beklendiğini kaydeden Stier, Framatome’un Almanya’daki Lingen fabrikası için 2022’de başvurduğu üretim onayının ancak Temmuz 2026’da -AB’nin yeni bir yaptırım paketini onayladığı günde- alındığını hatırlattı. Framatome ve Siemens’in yıllardır Rus reaktörlerinin kontrol sistemlerinde, Fransız Arabelle türbinlerinin ise Rosatom’un yürüttüğü uluslararası projelerde kilit rol oynadığını belirten Stier, alternatif arayışlara rağmen nükleer sektöründe Batı ile Rusya arasında güçlü bir karşılıklı bağımlılığın sürdüğü sonucuna vardı.

Erdem Duru- Enerji Günlüğü / İSTANBUL

WNISR: NÜKLEERDEN ELEKTRİK ÜRETİMİNDE DÜŞÜŞ VAR