1. HABERLER

  2. YENİLENEBİLİR

  3. RÜZGAR

  4. TÜREB: COP31 rüzgar finansmanında katalizör olacak

TÜREB: COP31 rüzgar finansmanında katalizör olacak

Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB), 2035 yılına kadar 26,5 GW’lık ilave rüzgâr yatırımı için yılda yaklaşık 3,2 milyar dolarlık finansman gerektiğini, COP31’in bu finansmana katalizör olacağını açıkladı. 

TÜREB: COP31 rüzgar finansmanında katalizör olacak

Enerji Günlüğü- Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB), rüzgar enerjisinde gelecek dönem hedeflerinin ve COP31 öncesinde sektörün önceliklerinin ele alındığı bir basın toplantısı düzenledi. TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden’in yanı sıra Başkan Yardımcıları Çağrı Güven, Ebru Arıcı ve Ufuk Yaman’ın katıldığı toplantıda, sektörün mevcut kapasitesi, 2035 hedefleri için gereken finansman, deniz üstü rüzgâr planları, izin süreçlerindeki gelişmeler ve COP31’in finansmana olası katkısı değerlendirildi.

Küresel dinamiklerin hızla değiştiğine dikkat çeken Erden, dünyadaki silahlı çatışmaların ve ticari mücadelelerin gölgesinde enerjinin kritik bir gündem maddesi haline geldiğini söyledi. Petrol, doğalgaz ve dizel maliyetlerindeki artışın dünya genelinde harcamaları ve gıda fiyatlarını yukarı çektiğini belirten Erden, “Rüzgâr, güneş ve diğer yenilenebilir kaynaklar bu noktada çok daha stratejik bir yere geldi. Kaynağına para ödemediğimiz, herhangi bir lojistik kısıta maruz kalmayan ve yakıt maliyeti bulunmayan kaynaklar daha fazla önem arz etmeye başladı. Rüzgârın daha fazla yapılması nihai tüketiciyi rahatlatacak, teknolojik gelişim ve istihdam sağlayacaktır” dedi.

AVRUPA’DA EN FAZLA RÜZGAR SANTRALİ KURAN İKİNCİ ÜLKEYİZ

Türkiye’nin rüzgâr enerjisindeki durumuna değinen Erden, “Geçtiğimiz yıl 2.000 MW’ın üzerinde yıllık kurulum gerçekleştirerek Avrupa’da en fazla rüzgâr santrali kuran ikinci ülke olduk. Mekanik güçte 16 bin MW’ın üstüne, elektriksel güçte ise 15.500-15.600 MW seviyelerine ulaştık. Elektrik ihtiyacımızın yüzde 13’ten fazlasını rüzgârdan karşılıyoruz” açıklamasını yaptı. YEKA ihalelerinde yüzde 65’in üzerinde yerlilik oranına ulaşıldığını kaydeden Erden, depolamalı projeler, kapasite artışları ve YEKA portföyüyle birlikte bugün 25- 26 bin MW seviyesinde bir proje stoku bulunduğunu, bunun da yaklaşık 25-26 milyar avroluk bir yatırım anlamına geldiğini sözlerine ekledi.

YILDA 3,2 MİLYAR DOLARLIK FİNANSMAN GEREKİYOR

Sektörün gelişimi için dört temel ayak bulunduğunu vurgulayan Erden, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2053 sıfır karbon hedefi doğrultusunda 2035’e kadar 120 bin MW rüzgâr ve güneş kurulumu planlanıyor, TEİAŞ için Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası iş birliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında 24-25 milyar dolarlık bir şebeke yatırımı öngörülüyor. YEKA modeli ilk günden bu yana evrilerek yatırımcı ve banka ihtiyaçlarına uygun hale getirildi, piyasa şartlarındaki iyileştirmeler sayesinde projelerin finanse edilebilirliği devam ediyor” şeklinde konuştu.

2035 yılına kadar hedeflenen 48 GW kapasiteye ulaşmak için yaklaşık 26,5 GW ilave yatırıma ihtiyaç olduğunu vurgulayan Erden, “Bu da her yıl ortalama 3,2-3,3 GW kurulum ve yıllık yaklaşık 3,2 milyar dolarlık finansman ihtiyacı anlamına geliyor. Dün gerçekleştirilen 1.500 MW’lık YEKA ihalelerinde kamuya toplam 62,5 milyon avro katkı payı kazandırıldı, megavat başına ortalama 42 bin avro katkı belirlendi” dedi. Zamanında yapılmayan yatırımların maliyetine dikkat çeken Erden, “100 MW’lık bir santralin 6 ay gecikmesi 5 milyon dolar, 1 yıl gecikmesi 10 milyon dolar kayıp demektir, bu kaybın telafisi yoktur” diye ekledi.

İHRACATIN YARISI AVRUPA’YA YAPILIYOR

Avrupa’daki lojistik ve “Made in EU” kapsamındaki belirsizliklerin Türkiye’nin rüzgâr ihracatına etkisine ilişkin soruyu yanıtlayan Erden, “Türkiye, Gümrük Birliği üyesi olarak Avrupa rüzgâr tedarik zincirinde kritik bir role sahip. İhracatımızın yaklaşık yüzde 50’si Avrupa’ya yapılıyor. Türkiye’nin Made in EU kapsamı içinde kalması için Ticaret, Enerji ve Sanayi bakanlıklarımız ile WindEurope nezdinde lobi çalışmaları yürütülüyor” dedi. Kapsam dışında kalınsa dahi yerli pazar büyüklüğü ile Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya pazarlarının sanayiyi besleyecek kapasitede olduğunu sözlerine ekledi.

ELEKTRİĞİN YÜZDE 60’I YENİLENEBİLİRDEN

Sanayide doğalgazdan elektriğe geçişin gerekçelerine değinen Erden, “Sanayicilerimize tüketimlerinin iki katı kadar lisanssız öz tüketim tesisi kurma imkânı tanındı. Sanayicimiz hem enerji maliyetlerini sabitlemek hem de Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasına (SKDM) uyum sağlamak amacıyla yenilenebilir enerjiye yöneldi. Doğalgazda bir arz kısıtı bulunmuyor, elektrik talebi yıllık ortalama yüzde 3 büyüyor. Bu yıl hidroelektrik üretiminin yüksek seyretmesiyle toplam elektrik tüketimimizin yüzde 60’ı yenilenebilir kaynaklardan karşılandı, geçen yıl bu oran yüzde 42 seviyesindeydi. 2035 hedefimiz ise ortalama yüzde 65 seviyesine ulaşmak” diye konuştu.

DENİZ ÜSTÜ RÜZGARDA İHALE ÖNÜMÜZDEKİ YIL

Deniz üstü rüzgârdaki offshore gelişmelere değinen Erden, “2022’den bu yana sürdürülen hazırlıklar ve şartname taslağı tamamlandı. Önümüzdeki yılın ilk veya ikinci çeyreğinde 1.000 MW’lık ilk deniz üstü rüzgâr ihalesinin yapılması bekleniyor. Deniz üstü rüzgâr santrallerinin verimliliği karasala göre yüzde 40-50 daha yüksek” ifadelerini kullandı.

COP31 RÜZGAR FİNANSMANINDA KATALİZÖR OLACAK

COP31 sürecinin artık ticari ve uluslararası finans yöneticilerinin buluştuğu bir platform haline geldiğini belirten Erden, “TÜREB olarak Mavi ve Yeşil Bölge’de çeşitli etkinlikler düzenleyeceğiz. Küresel Rüzgâr Enerjisi Konseyi iş birliğiyle düzenleyeceğimiz resepsiyona 13 ülkenin enerji bakanını ve AB Enerji Komiserini davet ettik. Sayın Bakanımızın ev sahipliğinde küresel enerji ve finans yöneticilerini bir araya getireceğiz” dedi

COP31’den finansman anlamında beklentilere ilişkin bir soruyu yanıtlayan Başkan Yardımcısı Çağrı Güven ise “COP31 finansman için önemli bir katalizör olacak. Bankalar büyük montanlı kredi anlaşmalarını ve niyet mektuplarını bu platformda açıklamayı planlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

İZİN SÜRECİNİ KISALTMAYA ÇALIŞIYORUZ

Düzenlenen toplantıda İzin süreçlerindeki gelişmeleri aktaran Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, “Enerji Bakanlığı’nın imar ve ruhsat yetkisi almasıyla süreçler hızlandı. EPDK verilerine göre önceden 5,4 yıl olan izin süreçleri 30 aya kadar düştü, hedefimiz bunu 18 aya indirmek. Kurumlar arası diyaloğu artırarak bürokrasiyi hızlandırmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Deniz üstü rüzgâra yönelik yatırımcı ilgisindeki değişime ilişkin soruyu yanıtlayan Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman ise, “Şartname taslağına ilişkin konsolide görüşler Bakanlığa iletildi, Bakanlığın COP döneminde şartnamenin son halini açıklaması bekleniyor. İyileştirilen maddelerle birlikte yabancı yatırımcı ilgisinin artacağını, yerli yatırımcılarımızın da ihalelerde yer alma iradesi göstereceğini öngörüyoruz” şeklinde konuştu.

Erdem Duru- Enerji Günlüğü / İSTANBUL