1. YAZARLAR

  2. İlhan SAĞSEN

  3. Türkiye’nin offshore rüzgâr enerjisi hamlesi
İlhan SAĞSEN

İlhan SAĞSEN

KÖŞE YAZARI
Yazarın Tüm Yazıları >

Türkiye’nin offshore rüzgâr enerjisi hamlesi

Enerji bağımsızlığı sadece bir ekonomi meselesi değil, aynı zamanda bir güvenlik ve dış politika meselesidir. Bu nedenle devletler için enerjide dışa bağımlılıktan kurtulma isteği, temel önceliklerden biridir.

Enerji bağımsızlığını sağlayacak araçların başında yerli kaynaklar gelir. Bu kaynağın bir de yenilenebilir olduğunu düşünün... İşte rüzgâr enerjisi her iki özelliğe de sahip bir kaynaktır.

Her ne kadar günden güne etkisi daha net şekilde hissedilen iklim değişikliği ve buna karşı mücadele süreci nedeniyle daha çok gündeme gelse de rüzgâr enerjisi yaklaşık 7000 yıllık bir bilinen geçmişe sahiptir.

Bu kaynağın elektrik üretimi amaçlı kullanımı ise 19. yy’ın sonlarına rastlar. 1980’li yıllardan itibaren ticari olarak kullanılan rüzgâr enerjisi, insanlığın offshore (deniz üstü) üretim teknolojisine sahip olmasıyla birlikte denizlerde de elektrik üretiminde kullanılır hale geldi.

Dünya Bankasının projeksiyonuna göre dünya çapında 115 ülke 71.000 GW’lik bir offshore (deniz üstü) rüzgâr potansiyeline sahip. Bu miktar da mevcut küresel elektrik talebinin 18 katına denk geliyor.

Bu devasa potansiyele karşılık, offshore rüzgâr enerji santrali kapasitesi 2025 yılı itibariyle 92GW’a seviyesindedir. Bu güç, 100 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılayacak bir miktardır.

Dünyadaki offshore rüzgâr kapasitesinde yüzde 52’lik pay ile Çin lider pozisyonunda yer alıyor. İkinci sırada 16 GW’lik kurulu güç ile İngiltere, üçüncü sırada 9 GW’lik kapasite ile Almanya’da var. Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye ise yüksek bir potansiyele sahip olmasına rağmen bugüne kadar herhangi bir offshore rüzgâr yatırımı hayata geçirebilmiş değil.

Enerjide dışa bağımlılığını azaltıp, enerji güvenliğini sağlamaya çalışan bir ülke için bu ciddi bir eksiklik. Ancak Türkiye 2026 yılında ilk offshore rüzgâr ihalesini gerçekleştireceğini duyurdu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar offshore rüzgâr sahası olarak dört temel bölge belirtildiğini açıkladı: Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcada ve Edremit açıkları. Bakanlık, Türkiye’nin 2035 yılı hedefi olarak da 5 GW deniz üstü rüzgâr kapasitesi duyurdu.

Peki şimdi soru şu: Türkiye’nin teknik offshore rüzgâr potansiyeli nedir? Potansiyeli ve 2035 hedefi Türkiye’nin enerji güvenliği açısından ne ifade eder?

Dünya Bankası’nın 2020 değerlendirmelerine göre, Türkiye’nin teknik offshore rüzgâr potansiyeli 75GW’dir. Bunun 12 GW’lik kısmı sabit temelli, 63 GW’lik kısmı ise yüzen teknolojiye sahip.

Teorik olarak 75 GW’lik potansiyelinin tamamının üretilmesi demek, bu enerji kaynağının Türkiye’nin toplam elektrik tüketiminin beşte dördünü karşılayacağı, yani başka bir deyişle 84 milyon hanenin elektrik ihtiyacının karşılanacağı manasına gelir. Türkiye’de yaklaşık 26 milyon hane olduğu düşünüldüğünde ne kadar büyük bir miktar olduğunu daha net anlaşılacaktır.

Bu potansiyelden 2035 hedefine, yani hayalden gerçeğe geçiş yaparsak Türkiye 2035 yılı offshore rüzgâr hedefi olan 5 GW ile 2025 elektrik tüketimi baz alındığında yüzde 5.5’luk kısmı karşılanmış olacaktır. Bu da 5.6 milyon hanenin elektrik ihtiyacının bu enerjiden karşılanabileceği, doğalgaz eşdeğeri olarak 1.9 milyar m3 ithalattan vazgeçilebileceği ve 16 milyon ton/yıl CO2 tasarrufu gerçekleştirilebileceği anlamına gelmektedir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin, 2026 yılında aldığı kararla gerçekleştireceği ilk offshore rüzgâr ihalesi ile enerji güvenliğini sağlama ve enerjide dışa bağımlılığını azaltmak için geç ama yerinde bir hamle yaptığını söylemek mümkün.

Başka bir deyişle, bu ihale bir başlangıç noktası oluşturuyor ve Türkiye’nin bu konudaki önemli potansiyelinin yalnızca yüzde 7’lik kısmını hedeflediği manasına geliyor.

Elbette enerji talebine ilişkin beklentisi hızla yükselen bir ülke için 5GW’lik offshore kapasitesi olsa olsa bir başlangıç sayılır, gerisi de bir şekilde gelecektir. İlk adım bir atılsın hele…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar