Ayıptır söylemesi, 36 yıllık ekonomi muhabiri, 15 yıllık enerji muhabiriyim.
Gazetecilik hayatımın son çeyrek yüzyılında en çok gündeme gelen konu başlıklarından birinin “ara eleman eksikliği” olduğunu söyleyebilirim.
Gün geçmiyor ki bir iş adamı ya da iş kadını veyahut üst düzey bir profesyonel yönetici, yetişmiş insan kaynağı sıkıntısı yaşadıklarından söz etmesin...
Üretimden satış verilerine göre değerlendirirsek, Türkiye’nin en büyük özel sektör ekonomi aktörü Koç Holding (Vehbi Koç Vakfı - VKV) ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın bundan tam 20 yıl önce, 2006 yılında başlattıkları “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” başlıklı projenin arka planında da bu mevzunun yattığı çok açık.
Bu arada eski adı Çıraklık Eğitim Merkezi olan Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) uygulaması da ara eleman, nitelikli (vasıflı) işgücü yetiştirmek üzere devreye alınmış bir proje. Hoş, pek çok firmanın MESEM’i kalifiye eleman yetiştirmek yerine ucuz işgücü devşirme fırsatı olarak değerlendirdiği de biliniyor.
Her neyse, konudan sapmayalım, devam...
Mevzuyu dağıtmayalım dedik ama hazır olun, şimdi konu değil ama boyut değiştireceğiz:
Türkiye ekonomisinde son yıllarda işgücü ve verimlilik denilince ilk akla gelen gündem maddesi yapay zeka.
Ne işe yarayacağı, bundan nasıl faydalanılacağı üzerine sayısız yapay zeka makalesi okumuş olabilirsiniz.
Geleceğimizi nasıl etkileyeceği üzerine de pek çok uzmanın yorumunu dinlemişsinizdir belki.
Hatta konu ile biraz daha içeriden, yani ondan faydalanma amacıyla ilgilendiyseniz, yapay zeka uygulamalarından hangisinin daha marifetli ve/veya yetenekli olduğu, ücretsiz sürümleri ile paralı versiyonları arasındaki farkların neler olduğuna da kafa yormuşsunuzdur.
Bu arada konu Enerji Günlüğü yazı işleri ekibinin de sık sık gündemine geliyor. Ancak bunun nedeni, “Yapay zekayı kullanarak işlerimizi nasıl kolaylaştırabiliriz, içerik üretimini nasıl daha ucuza getirebiliriz” sorularına cevap arayışı değil. Bizler daha çok, yapay zeka uygulamalarına altlık oluşturan/oluşturacak veri merkezlerinin artan elektrik talebinin, sektör üzerindeki olası etkilerine odaklanıyoruz. Çünkü, bu sektöre dair gelecek perspektifi çizmek isteyenlerin, yapay zekanın faydalarından çok, elektrik talebi üzerindeki etkilerini mutlaka ve mutlaka dikkate almak zorunda oldukları ortada.
Ancak, enerji muhabirleri (kendilerini daha yukarılarda gören, göstermek isteyen meslektaşlarımız editör ve/veya uzman sıfatlarını tercih edebilirler, olsun, vallahi de billahi de kızmayız) olarak yapay zeka gerçeğine ilgimizin tek nedeni, elektrik piyasası üzerindeki olası etkilerinden ibaret değil tabii. Aktif işgücünün birer parçası olarak, yapay zeka uygulamalarının ürettiğimiz/üreteceğimiz değere (haber, makale, yorum, rapor vs.) katabileceklerine veya sıradan birer tüketici olarak alacağımız mal ve hizmetleri daha iyi tanıyabilmemizi ne kadar kolaylaştırabileceklerine de kafa yoruyoruz elbette.
Ancak bu işte beni rahatsız eden ama tam anlayamadığım, anlamlandıramadığım, açıklayamadığım bir şeyler vardı. Kuşkusuz bu hissiyatımla ilgili birkaç cümle kurabiliyordum ama anlatamıyordum. Belki de Orhan Veli’nin şu dizelerindeki gibi:
“… Bir yer var, biliyorum.
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum”
Şair erken yaşta göçmeseydi bu dünyadan, anlatmasına yardımcı olacak bir şeyler bulurdu belki, bilemem.
Ama az önce de ifade ettiğim gibi yapay zeka kullanımı ve etkileri konusu beni de düşündürüyordu epeydir. Son bir buçuk yıldır, dijital ortamda, özellikle de LinkedIn’de, enerji konusunda analizler yayınlayan yüzlerce hesap sahibine rastlar oldum. Tabii bu artışın arkasında Yapay Zeka uygulamalarının giderek daha etkili şekilde kullanılabilir hale gelmesi yatıyordu. Yayınlanan içeriklere 36 yıllık mesleki tecrübe ile bakınca, pek çoğunun organik olmadığını şıp diye anlayabiliyordum.
İşte bu nedenle, Yapay Zeka uygulamaları ve kullanımının muhtemel etkileri ve yol açabileceği istenmeyen sonuçlar üzerine bir şeyler hissediyordum ama dile dökemiyordum. Ancak dilimin ucuna gelip de söyleyemediklerimi, formüle edemediklerimi önceki gün bir radyo programını dinlerken duydum. Hem de birebir tanıdığım değerli bir meslektaşım anlatıyordu konuyu. Mesleğimin ilk yıllarından, 1990’lardan tanıdığım, teknoloji muhabiri/editörü Serhat Ayan’dan söz ediyorum.
Serhat Ayan, hazırlayıp sunduğu radyo programında Yapay Zeka’nın pratikteki etkilerinden birini çok anlaşılır şekilde ortaya koyuyordu. Söylediklerini hak ettiği gibi aksettiremezsem beni bağışlasın, özetlemeye çalışayım:
Yapay Zeka bir yetenek veya yaratıcılık sergilemiyor. Sadece yapılmışı, bilineni, üretilmişi, söylenmişi, yayınlanmışı getirip önünüze koyuyor. Elbette daha gelişmiş versiyonları metinler de yazıyor. Eğer uzmanı olduğunuz bir konuda, doneye ihtiyaç duyuyorsanız, dijital ortamdan bunları derlemesi için Yapay Zeka uygulamasını çok iyi yönlendirebilir, kısa sürede önünüzde iyi bir metin koymasını sağlayabilirsiniz. Ancak ona bir tez, bir fikir ürettiremezsiniz. Olsa olsa, daha önce ortaya atılmış tezlerden en yaygın olanları önünüze getirir, en fazla bunlar arasından birini “en iyisi bu” diye önünüze koyabilir. Ancak büyük olasılıkla sizi yanıltacaktır. Mevcutları aşan daha iyi bir öneriyle sizin karşınıza en azından şimdilik çıkma ihtimali sıfıra yakın.
Yapay Zeka’nın hayatımız ve geleceğimiz üzerindeki en büyük etkilerinden biri, herhangi bir konuda uzman yetişmesine fırsat tanımayacağı gerçeği. Uzman iseniz işiniz kolay ve Yapay Zeka uygulamalarını da “Ejderhanızı Eğitir Gibi” eğitip, vücudunuzun, zihninizin bir parçası haline getirebilirsiniz.
Ancak sorun geleceğimizle ilgili. Yeni kuşaklar nasıl uzmanlaşacak? Bilgi üretimi tümüyle robotlara, yapay zekaya bırakılabilir mi? Bir dolu soru...
Bugünün ergenleri, gençleri, konu ne olursa olsun, yapay zeka uygulamaları üzerinden edinecekleri bilgi ile yol alabileceklerini düşünebiliyor. Bu gençler birer tüketici ise şayet, elbette sorularına cevap ararken internette bolca içerik bulacaktır. Ancak sıfırdan bilgi üretimi gibi bir dertleri pek olmayacaktır. Eğer bir konuda uzmanlığınız, bilgi üretiminde bir payınız yoksa, siz olsa olsa iyi birer yapay zeka kullanıcısı, yani operatör olursunuz.
Sonuç itibariyle;
Yapay Zeka günümüzün bir gerçeği. Geleceğimizin şekillenmesinde de ciddi bir rolü olacağı kesin. Ancak yapay zekanın tek başına çözemeyeceği konuları da akıldan çıkarmayalım. Yapay zeka ürünü sektörel analizlere karşı da lütfen dikkatli olun. Hele bazıları, tam da “cin olmadan adam çarpmaya kalkışan” tiplere benziyor.
Her neyse, eskiden ara eleman sıkıntımız vardı (ki hâlâ muslukçu, sıvacı, boyacı, klima tamircisi eksikliği var), yapay zeka sayesinde uzman sıkıntımız da başlıyor, haberiniz ola.




