1. YAZARLAR

  2. Birol OĞUZ

  3. Avrupa enerji konusunda Amerikan oyununa geldi
Birol OĞUZ

Birol OĞUZ

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Avrupa enerji konusunda Amerikan oyununa geldi

Pandemi sonrası Avrupa bir türlü tam olarak toparlanamadı. Yüzde 1.5 seviyelerine oturmuş bir yıllık büyüme hızı ile idare etmeye çalışıyor. Bu arada Çin’in hemen her sektördeki devasa atılımları karşısında ayakta kalabilmek için savunma sanayii gibi alanlardan medet ummaya başlamış durumda. Verilen teşvikler ve geliştirilen, öne çıkan projeler de bu yöne işaret ediyor.

Avrupalılar geçmişte çok güçlü oldukları otomotiv sektörünü ayakta tutabilmek için “Made in Europe” kanununa bel bağlamış durumdalar. Bugünü değil ama yarını kurtarır mıyız hesabındalar.

Pandemi sonrası Ukrayna savaşı ile başlayan Rusya ambargosu ise neredeyse Rusya’dan çok Avrupa’nın kendisine zarar verir hale geldi. Doğalgazın m³ fiyatı 1 dolar seviyelerinde. Oysa enerji fiyatları hem enflasyon tetikleyicisi hem üretimde ciddi bir maliyet kalemi. Bu yüzden geleneksel ihraç ürünleri uluslararası alanda rekabet edemez hale geliyor.

Ekonomik tarafından gayrı kış geliyor ama yer altı doğalgaz depoları hala doldurulabilmiş değil. Kış yumuşak geçsin diye en çok dua edenler Avrupalılar olsa gerek, zira işleri gerçekten Allaha kalmış görünüyor.

Neredeyse nükleer santralleri bile çalışamaz hale getiren hava sıcaklıkları ve kuraklık belasından yeni yeni kurtulmaya başlamışken, bol yağışlı, uzun bir kış mı geçirsinler, yoksa doğal gazın yeteceği kadar bir kış mı, karar verememiş durumdalar.

Petrol ve petrol türevleri ile doğalgaz fiyatları, Rusya ambargosu, sonrasında ABD ve İsrail’in saldırıları ile zirve yapmışken, Ukrayna’nın Rusya rafinerilerine saldırıları üstüne tuz biber ekmiş durumda.

Genel olarak yer altı gaz depolarındaki gazın yüzde 75’inin yetebileceği hesaplanıyor. Ama depolanan gazın tamamının kullanılamıyor, yani gazın tümünün boşaltılmıyor oluşunu da hesaba katmak gerek.

Avrupa Birliği'ndeki toplam yer altı doğalgaz depolama kapasitesinin yaklaşık 110 milyar metreküp olduğundan yola çıkarsak, tampon gaz hacmi olarak adlandırılan kullanılamayacak kısmı ve yüzde 75 doluluğu hesaba kattığımızda, mevcut kullanılabilir gazın en fazla 50 milyar m³ civarında olabileceği hesaplanıyor.

Günlük gaz ithalatı kapasitesini de eklesek, günlük gaz tüketimi ortalama 1.5 milyar metreküp olan Avrupa’nın 3-4 ay içinde kendini ciddi bir doğal gaz krizi içinde bulacağını söyleyebiliriz.

Yaşanacak kriz hem enerji kaynaklarının azlığı, hem fiyatların yüksekliği şeklinde karşımıza çıkacak. Bunun ekonomiye, enflasyona doğrudan yansıyacağı çok açık. Rakamlar senaryoyu destekliyor. Eurostat verilerine göre, yılın ilk yarısında enerji ithalatı bir önceki yıla göre 106 milyar Euro artmış durumda.

Yılın ikinci yarısında bu rakamlar daha da acımasız bir şekilde yükseldiğinde, öyle sanıyorum ki Avrupa şapkasını önüne koyup, başını kaşımaya başlayacaktır. Muhtemelen şu soruya cevap vermek zorunda hissedecektir:

“Ukrayna’ya destek vereceğiz diye Rusya’dan tedarik ettiğimiz doğal gaz ve ham petrolden olduk. Üstüne, Rusya rafinerilerini bombalayarak bizi bir de yakıt sıkıntısına düşürsün diye Ukrayna’ya silah sağlamakla acaba doğru mu yapıyoruz?”

Çok değil, daha beş yıl öncesine kadar Rusya ile Avrupa’nın ilişkileri neredeyse dikensiz gül bahçesi gibiydi, uygun fiyata enerji kaynaklarına kavuşabiliyorlar, enerjiyi üretim maliyetlerini yükselten, enflasyonu artırıcı bir kalem olarak görmüyorlardı. Sonra ne olduysa oldu, ABD ve Ukrayna’da yönetime iki meslektaş oturdu “Ukrayna NATO’ya alınmayacak” tan, “NATO üyesi olabilir” söylemine gelindi ve ortalık karıştı.

Rusya’dan tedarik edilen gazın vanaları kapandı, yakında sıfırlanması hedefleniyor, petrol ürünlerine ambargolar başlatıldı, ilişkiler bozuldu, Rusya yeniden düşman ilan edildi, savunma bütçeleri artırıldı, silahlanma. Elini ovuşturan Trump ise İran ve Hürmüz problemi ile tüm bunların üstüne tüy dikti.

Avrupa, enerji kaynakları konusunda ABD’nin çok kötü bir oyununa gelmiş gibi bence.

Washington, Ukrayna üzerinden Avrupa ve Rusya’ya öyle bir oyun oynadı ki, dönüp geriye baktığımızda, gazını, LNG’sini ABD’de den almaya başlayan, daha önce önemli ticaret ortaklarından olan Rusya ile savaşsın diye Ukrayna’ya destek veren, ciddi paralar harcayan, ABD çekip gittiği için kendisi silahlanmak zorunda kalan bir Avrupa ile karşı karşıyayız bugün.

ABD köşesine doğru hareketlendi, gazına müşteri ayarladı, tu kaka dediği Rusya’dan gerektiğinde nükleer santral yakıtı gerektiğinde petrol ürünleri almaya devam etti. İran’a yönelik saldırısı da dünyayı enerji krizi ile başbaşa bıraktı ama Venezuela petrol parası ile de masraflarını çıkarmayı bildi.

Gariban Avrupa ise kara kış gelmesin diye kiliseleri dolduruyor diyemeyeceğim çünkü halk yavaştan kilise yerine sokakları tercih etmeye başladı artık.

Macaristan ile başladı sonrasında Sırbistan halk eylemleri ile iktidarı değiştirdi, Fransa öğrenci eylemleri ile baş edemez hale geldi, Arnavutluk kaynıyor, İtalya’da eylemler var. Ukrayna savaşı ve İran müdahalesi dengeleri bozdu, Avrupa oyuna geldi, düzeni bozuldu.

Aylar önce Rusya ile Almanya arasında bazı gizli görüşmeler yapıldığı gündeme gelmişti, şimdilerde savaşın biteceği, boru hatlarının yeniden açılabileceği konuları dillendirilmeye başlandı. Nord Stream’e ABD’li yatırımcı haberleri ilginç olsa gerek. Yaşananlar sonrası zorluklar var ama Avrupa’nın ABD ve Çin hegemonyası karşısında Rusya’sız dayanma şansı yok.

İktidarlar değiştikçe politikalar da değişecektir. Avrupa’nın hem ısınmak hem elektrik üretmek hem de ucuz üretim yapabilmek için Rus enerji kaynaklarına ihtiyacı var.

Önceki ve Sonraki Yazılar